Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1770




5 Ağustos 2020 tarihinde yapılacak olan CSO Stajyer sanatçı sınavı şartnamesi hükümleri, CSO gibi standardı yüksek bir orkestraya stajyer sanatçı seçmek için yeterli midir?

Yeterlidir.
Yeterli Değildir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 22 müzisyen gazete okuyor
 
 
Deniz Ülkütekin
 
 
Yayımlanan Sayı : 1347

Dada'nın izinde dans - 27.12.2011





Dadans bir performans topluluğu. Sahnede kendilerine kimi zaman müzik, kimi zaman bir ses, kimi zaman da sessizlik eşlik ediyor. Bazen bir masa ya da sandalye yer alıyor performanslarında. Tıpkı izleyiciler gibi. Son zamanlarda Beyoğlu’nun farklı mekânlarında gösterileriyle dikkat çekmeye başlayan topluluk, 2 Ocak’ta Kumbaracı50’de yeni oyunları “Tek yaşanır mı?”yı sahneleyecek. En damar arabesk şarkılardan Fransız şantolarına kadar geniş bir repertuvar eşliğinde sahne alan topluluk üyelerinden Hazal Kızıltoprak, Melek Nur Dudu ve topluluğun yapım sorumlusu Gülden Güldaş bize Dadans’ı anlattı.

- Dadans nasıl ba
şladı? Başlangıçta bir manifestonuz ya da ilkeleriniz var mıydı? Yoksa bunlar zamanla mı şekillendi?

Melek Nur Dudu: Dadans, 15 senelik bale arkada
şğının ve birlikte bir şeyler yapmak istemenin sonucu olarak ortaya çıktı. Kısa zamanda daha da genişleyerek “bir anda” var oldu.

Hazal Kızıltoprak: Ba
şlangıçta “Dada”yı ilkeleştirmek ister gibiydik; ama baktık ki Dada’yı ilkeleştirmeye çalışğımızda aslında dada yapamıyor oluyoruz, bu yüzden her defasında içimizden geleni yapıp bunun yansımasını alabilmeyi ve genel olarak bir şeyleri “iletebilmeyi” benimsedik.

- Performansınız fazlasıyla kondisyon ve tekni
ğe dayalı. Çalışmalarınızda nasıl bir yöntem uyguluyorsunuz?

M. N. Dudu: Koreografinin çıkı
ş aşamasında fizikten çok zihin yoruluyor. Zihni meşgul ederken teknik çalışmaları da aksatmamaya çalışıyoruz. Ardından o teknik çalışmalarla koreografi birleşiyor ve tekrar tekrar, ter döke döke dans etmeye geliyor iş.

- Dans ve performans arasında Dadans nerede duruyor? Kimi zaman müzik bile kullanmadan performans sergiliyorsunuz. Bunu dans olarak tanımlayabilir miyiz?


H. Kızıltoprak: Dadans, dansın ve performansın da içinde oldu
ğu bir mutfakta yemek yapan bir kadın gibi bence. Yemeyi ve sunmayı sevdiği her şeyi işin içine katmaya çalışıyor. Ama yaptığı her yemeğe de dansı ve performansı mutlaka koyuyor. Müzik kullanımının varlığının dansı dans yapan şey olduğunu da pek düşünmüyorum.

Gülden Gülda
ş: Dadans’ın zaten öyle belirli limitleri yok. Sadece dans ve performans değil, film projeleri de yapar. Hatta Dadans’ın ismini ilerde müzik veya resim gibi dallarda da duyarsanız şaşırmayın.

M. N. Dudu: Adı Dadans olsa da, aslında bir performans toplulu
ğu olarak tanımlıyoruz kendimizi. Gülden'in de dediği gibi içinde sinema da var.

- Hikâyeler nasıl ortaya çıkıyor? Dans ve diyalog arasındaki dengeyi nasıl kuruyorsunuz?

H. Kızıltoprak: Yaptı
ğımız her işte hikâye bambaşka şekillerde ortaya çıkıyor; bazen izlediğimiz, okuduğumuz bir şeyden etkileniyoruz bazen de yaşadıklarımızdan. “Tek Yaşanır mı?”dan önceki işlerimizde metin pek yoktu, bu yüzden daha dans ağırlıklıydık. Ama ilk kez bir işimizde bir metin üzerinde gidiyoruz ve denge kurmaya çalışarak değil de vermek istediğimiz hissi canlandırmaya çalışarak dans ve diyaloğu kullanıyoruz.

M. N. Dudu: Hikâyeler çok minik
şeylerden çıkıyor aslında genelde. Eğer tek kişi yapıyorsa koreografiyi, kendini o süreç içinde besliyor bir şekilde yaşadıklarıyla.

- “Tek Ya
şanır mı?” oldukça eğlenceli, aynı zamanda sahneye konulması zor bir oyun. Oyunun başından sahnelenmesine kadar olan süreci anlatabilir misiniz?

M. N. Dudu: “Tek Ya
şanır mı?” Üç kişinin birbirine yakın zamanda benzer ve çok farklı şeyleri yaşamasıyla ortaya çıktı. Eski ilişkiler üzerine giden bir performans. Ama bu ilişkiler üzerinden de üç farklı kadının, farklı ruh hallerini anlatmaya çalıştık. Koreografinin başlangıcı birbirimizin duygularına ve yaşadıklarına çok iyi hâkim olmakla başladı tabii ki. Sonrasında da bu yaşananların ayrılan ve ortak noktaları üzerinden, bazen abartı bazen de basitlik unsurları kullanarak kendiliğinden gelişen bir koreografi oldu.

H. Kızıltoprak: Çalı
şma süremiz oldukça kısa olsa da, yaşadığımız şeylerden yola çıkarak bakarsanız bu işin süreci yıllar öncesine dayanıyor. Her şey yaşadıklarımızı hissetmemiz, dönüm noktası ve sindirimimiz üzerine kurulu. Bir nevi “kusma” yaşamak için yapılmış bir iş. 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020