Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1762




Güzel Sanatlar Fakülteleri ve benzeri okulların yetenek giriş sınavlarının YÖK tarafından kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılması doğru bir karar, Katılıyorum.
Kaldırılması yanlış bir karar, Katılmıyorum.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 30 müzisyen gazete okuyor
 
 
Murat Özer
 
 
Yayımlanan Sayı : 1342

Arap Baharı öncesi müziğin isyanı - 20.12.2011





Ahmad Abdalla’nın ilk gösterimi Eylül 2010’da Toronto Film Festivali’nde yapılan filmi ‘Microphone / Mikrofon’, İstanbul Film Festivali’nde Altın Lale’yi kucakladığında, Mısır’da kıvılcımlanan ‘Arap Baharı’nın sonuçları alınmaya başlanmış, Hüsnü Mübarek rejimi yerini orduya bırakmıştı. Bu rüzgârın da etkisiyle ödüle ulaşğı aşikâr olan film, Mısır’daki isyanın başlamasının üzerinden geçen yaklaşık bir yılın ardından izlendiğinde çok daha ‘soğukkanlı’ bir şekilde değerlendirilebiliyor.

Mısır gençli
ğinin müzikle ilişkisi üzerinden ‘sokağın dili’ni aktarmaya çalışan filmde, yıllar sonra Amerika’dan kalkıp ülkesine geri dönen genç bir adamın bakışıyla izliyoruz yaşananları. Geride bıraktığı sevgilisiyle kaldığı yerden başlama niyetindeki kahramanımız, bir yandan bunun olanaksızlığını fark ediyor, öte yandan da değişen Mısır gençliğinin yeraltı hayat stili ve müziğiyle içli dışlı oluyor. Birbirinden kopuk gibi görünen bu iki durum, aslında Hüsnü Mübarek rejiminin halk üzerinde kurduğu baskının bir bölümünü oluşturuyor ve karakterin iki ayrı yoldan gidip aynı noktaya ulaşmasını sağlıyor.

Rejimi ve düzeni ele
ştiren, bu nedenle de yeraltına itilen rap müzisyenlerinin öne çıktığı bir resim ortaya koyuyor Ahmad Abdalla. Heavy metal çalıp söyleyen genç kızlar ya da otoriteyle başları dertte olan ‘protest’ müzisyenler, başkarakterin çabalarıyla bir araya gelip en azından bir konserle isyanlarını ete kemiğe büründürmek istiyorlar, ama baskıyla sindirilmeleriyle sona eriyor bu serüven.

Bugünün Mısır’ında Müslüman Karde
şler’in bu gençlere karşı nasıl bir tutum sergileyeceğini bilemiyoruz (!) ama Mübarek rejimi altında en alta doğru itildikleri bir gerçek. Ahmad Abdalla da bir miktar oryantalist bir bakış içeren filmiyle bu durumu tespit etmeye çalışıyor, belli oranda da başarıyor bunu. Hikâyede birçok karaktere ve onların hikâyeciklerine de yer veren senarist-yönetmen, her biri hakkında net fikirler veremiyor belki, biraz dağınık bırakıyor ortalığı. Ama müziğin ‘isyancı’ ruhunu az çok hissettiriyor bizlere; yeraltına itilseler de müzisyenlerin her coğrafyada ‘karşı duruş’un temsilcileri olduklarını, olacaklarını gösteriyor. İngiliz müzisyen Morrissey’in, 1988 tarihli ilk solo albümü ‘Vive Hate’teki ‘Margaret on the Guillotine’ adlı şarkısında şunları söylediğini de hatırlatarak bitirelim yazımızı: “İyi insanların muhteşem bir düşü var, Margaret giyotinde.” Buradaki Margaret’in dönemin başbakanı ‘Demir Leydi’ Margaret Thatcher olduğunu söylemeye gerek yok herhalde!  

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020