Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1762




Güzel Sanatlar Fakülteleri ve benzeri okulların yetenek giriş sınavlarının YÖK tarafından kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılması doğru bir karar, Katılıyorum.
Kaldırılması yanlış bir karar, Katılmıyorum.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 23 müzisyen gazete okuyor
 
 
Cemil Koz
 
 
Yayımlanan Sayı : 1342

Bir Başka’ ÖYKÜ - 19.12.2011





Elimize bir cetvel alıp sınırlarını çizmek o kadar kolay değil; ama son yıllarda pop müziğin nerede başlayıp nerede bittiğine dair ciddi kafa karışıklıkları söz konusu. Öve öve bitiremediğimiz 90’larda kimin pop yaptığı, hangi şarkının bu kategoriye girdiği rahatlıkla söylenebiliyordu. En azından herhangi bir sanatçının ismini duyduğumuzda, nasıl bir müzikle karşı karşıya kalacağımızı üç aşağı beş yukarı biliyorduk. ‘Müslüm Baba arabesk yapardı, Yonca Evcimik pop söylerdi, Cartel ise rap sularında yüzerdi.’

2000’lerde ise durum daha karı
şık ve bir o kadar da vahim ne yazık ki. Nimetlerinden çokça faydalandığımız teknolojinin giderek bizi esaret altına alması ve ‘müziği’ sıradan bir iş hâline getirmesi; şarkı söyleyen isimlerin inanılmaz seviyedeki artışı, bir şarkının birden fazla sınıfa girecek şekilde icra edilmesi, hatta bir ismin birden fazla türde rahatça gezinmesi ‘kategori’ oluşturmada karşılaşılan engeller. (Kategoriye gerek olup olmadığı ayrı bir yazı konusu.)

Elbette olayın göründü
ğü gibi bu derece basit ve yüzeysel olduğunu iddia etmiyoruz. Müzik türleri arasındaki geçişkenliğin nedenleri, aslında daha yapısal ve toplumsal. Altyapıyı geri plana atıp tamamen üstyapıya odaklanmak, suya sabuna dokunmayan bir bakış açısı. Yukarıdaki sebeplerin de oluşmasına/gelişmesine ortam hazırlayan temele odaklanmamak işin özünü kaçırmamızı kolaylaştırır…

Mevcut
şartlar altında ‘Öykü Gürman’, rotasını 180 derece değiştirerek ‘pop şarkıları’ seslendirdiği taze bir albüm yayınladı Ekim sonlarına doğru. Youtube’a koydukları Endülüs tatlı ‘Evlerinin Önü Boyalı Direk’ klibiyle kısa zamanda parlayan ‘Öykü&Berk’ kardeşler, bu topraklara pek aşina gelmeyen flamenkoyu deyim yerindeyse milyonlarla buluşturdu. Bu buluşmanın verdiği enerji iki albümle taçlandırıldı ve daha sonra kardeşler yola tek devam etme kararı aldı.

VOKAL,
ŞARKILARI EZİP GEÇİYOR
Karde
şlerden Berk, bu yılın Mart ayında, çıkış yaptıkları tarza paralel ilerleyen ‘Yesar’ çalışmasını görücüye çıkarmıştı. Öykü ise yukarıda da değindiğimiz üzere ‘Bir Başka’ albümünü, sonbahar mevsiminde sevenleriyle buluşturdu. Fakat arada bir fark var: Bu albüm, diğer tüm çalışmalara nazaran daha Batılı bir düşüncenin ürünü olması.

Öykü’nün sesinden, önceki yazılarımızda da övgüyle bahsetmi
ştik. Flamenkonun ruhundaki asilik ve gider, Öykü tarafından gayet başarılı bir şekilde karşı tarafa yansıtılıyordu. Solo albümünü ilk dinlediğimizde kulağımızı tırmalayan hususun, tam da bu olduğunu rahatlıkla dile getirebilirim. Sanki ‘pop’ için daha naif bir ses gerekiyor. Öykü’nün kuvvetli vokali, şarkıları ezip geçiyor. Aynı sıkıntının bir benzerine -pop söylediği anlarda- Ebru Gündeş’te de denk gelmemiz bir tesadüf mü acaba?

Hep siyah ve kırmızı tonlarda görmeye alı
şğımız bu sevimli ismin, ışıl ışıl kıyafetlerle karşımıza çıkması da en az şarkılar kadar ‘yeni’ bir şey. Rengarenk elbiseler, gülen yüzler… Tabii kurduğumuz modeli yerle yeksan ettiği için Öykü’nün 2011’deki tarzına alışmamız zaman alacak. Belki de ‘görmek istediğimiz gibi görmek’ten vazgeçtiğimiz anda,  olayları/şarkıları daha nesnel değerlendirebiliriz.

Basın bülteninde, albümün 18 ayda hazırlandı
ğı yazıyor. “Böyle uzun bir sürece yayılan 'Bir Başka’dan daha iyi şarkılar çıkması da gerekmez miydi acaba?” diye hayıflanmadan da duramıyorum. Bir dönemin unutulmaz eseri, Fikret Şeneş imzalı ‘Olmaz Olmaz Bu İş Olamaz’ ile ‘Azizim’, kanımca öne çıkan şarkılar. Pop kulvarında gezinen bir albüm olarak konuşulan çalışmada, alaturka etkisini görmek pekâlâ mümkün. Ayrıca albümde yer alan 11 şarkıdan 8’i Öykü Gürman’ın kaleminden çıkma. Kendi sözlerini yazıp kendi müziklerini yapan sanatçılar, bizde fazla yok. Bu anlamda değerli ve önemli bir çaba Öykü’nünki. Ama bu çabayı özümseyip ‘bir başka’ Öykü’ye alışmak için biraz da bizim emek vermemiz lazım. Haydi hayırlısı.

HAVA TANGOLU
Bu denli piyasa ile iç içe girmi
ş bir devirde kendi yolunu çizip o yolda şaşmadan ısrarla yürüyen insanlara saygı duymuşumdur hep. İncesaz grubu ile yakından tanıdığımız Dilek Türkan, bu insanların başında geliyor. Kalan Müzik’ten çıkan ‘Aşk Mevsimi’ albümüyle, hakikaten saygı duyulmayı hak ettiğini bir kez daha gösteriyor.

7
Şubat 2010 tarihinde Cemal Reşit Rey Konser Salonu’ndaki konser kaydından oluşmuş Dilek Türkan albümü, buram buram tango ve hüzün kokuyor. Şimdiye, daha eskiye, Cumhuriyet dönemine selam yollayan 18 eser, Türkan’ın ilk albümü unvanını taşımanın çok ötesine geçerek ‘bu memlekette böyle güzel müzikler de icra ediliyor’ tezinin en açık ispatı. Değerini bilenler ne mutlu.

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020