Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1762




Güzel Sanatlar Fakülteleri ve benzeri okulların yetenek giriş sınavlarının YÖK tarafından kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılması doğru bir karar, Katılıyorum.
Kaldırılması yanlış bir karar, Katılmıyorum.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 26 müzisyen gazete okuyor
 
 
Harun İzer
 
 
Yayımlanan Sayı : 1314

Yakında bir Obama plağı da görebiliriz. - 03.11.2011





İstanbul’un en önemli çağdaş sanat buluşmalarından biri olan 12. İstanbul Bienali son hızıyla devam ederken, biz mekâna müzik dünyamızdan iki önemli isimle beraber gidiyoruz: Naim Dilmener ve Murat Meriç. Her ikisi de Türkiye’de popüler müzik üzerine kapsamlı ve keyifle okunan birer kitap yazmış, aynı zamanda bu alanda radyo yayıncılığı ve DJ’lik de yapan iki müzik ustası. Sergiye gitme sebebimiz ise, bu yılki Bienal’de belki de en çok ilgi çeken eserlerden biri olan Dani Gal’in ‘Tarihi Plak Arşivi’ni görmek ve bu vesile ile plakların tarihini de konuşmak.

Bilmeyenler için biraz Dani Gal ve eseri ‘Tarihi Plak Ar
şivi’nden bahsetmekte fayda var. ‘İsmiyle müsemma’ bu arşiv, sanatçının 2005’te İsrail’in ‘Altı Gün Savaşı’nı belgeleyen bir plak görmesi ile başlamış. Bugün hâlâ sürmekte olan koleksiyonda 1900’lerin başından vinil plakların hükmünü yitirdiği 1980’lere kadar, çoğu politik propaganda içerikli yüzlerce plak yer alıyor. Hitler ve Stalin’den J.F. Kennedy ve Malcolm X’e, Atatürk’ün konuşmalarından Ay’a seyahatin belgelendiği kayıtlara kadar değişik plak kapakları görmek mümkün burada. İlk bakışta bir ‘Resimli 20. yüzyıl tarihi’ gibi duran bu mini sergi, içindeki odada gezinirken insanı yarım yamalak hatırladığı bir geçmişle yüzleştiriyor, plaklarla somutlaşan ‘resmi tarih’ olgusunu en azından kafamızda bir kere daha sorgulamamıza (veya kişiden kişiye değişebilecek başka bin bir türlü yoruma) yol açıyor.

Şaşırtıcı bir sergi
İçeri girince söz plak arşivlerinden ve belgesel nitelikli plaklardan açılıyor ilk. Naim Dilmener, 2000’lerin başında Türk pop müzik tarihi kitabını yazmaya başladığı sıralarda bu tür ‘belgesel plaklar’ın varlığından haberdar olmaya başlamış. Türkiye’de bu tür belge nitelikli plakların fazla olmadığını, buradaki arşivde gördüğü kadar farklı örneği bir arada hiç görmediğini söylüyor, “Bu açıdan bu sergi beni çok şaşırttı” diyor Dilmener. Murat Meriç, Türkiye’de şairlerin ve Devlet Tiyatrosu sanatçılarının şiir derlemeleri, futbol maçlarının kayıtları ve masal okumaları gibi (tam belgesel olmasa da) konuşma plakları yapılmış olduğundan bahsediyor. Yine taş plak döneminde ‘Türkiye’de İkinci Dünya Savaşı’ gibi önemli siyasal olaylarla ve 1943 seçimleri sırasında CHP’nin propaganda çalışmaları ile ilgili plaklar çıktığını da ekliyor Meriç. Keza Türkiye’deki ilk taş plakların da mektup nitelikli plaklar olduğunu Naim Dilmener ekliyor. “Ama her halükârda, bu tarz belgesel plakçılığın Türkiye’de hiçbir zaman pek gelişmemiş olduğu anlaşılıyor.”

Tekrar sergideki plaklara döndü
ğümüzde Dilmener, ilk izleniminin plakların içindekilerden çok kapakları ile ilgili olduğunu söylüyor. Çoğu karanlık ve asık suratlı duruşları ile ünlü liderlerin portrelerini içeren bu plak kapaklarında ilk gördüğünün, iktidar ve iktidarın teşhiri olduğunu söylüyor. Dilmener’in hissettiği, buradaki dizilimin bile belli bir amaçla yapıldığı olmuş: “Biraz gezince iktidarın hakikaten feci bir şey olduğu hissiyatına kapıldım ben” diyor, “Ne çok iktidar geçmiş dünya üzerinden ve ne kadar çok insan sopa yemiş.”

Di
ğer taraftan, plak geleneğinin 1980’lerin ortalarından itibaren yeni teknolojilerle ortadan kalkmaya başlaması da işin ilginç bir boyutunu oluşturuyor. Murat Meriç, aslında bu tür belgesel kayıtların günümüzde de aynı hızla devam ettiğini ama sadece şekilde bir değişiklik olduğunu söylüyor. “Eskiden plak olarak gördüğümüz bu kayıtlar 1986-87’lere kadar gidiyor ama sonrasında CD’ler devreye giriyor. 90’lara ait hiç konuşma plağı yok ama onların da CD’si var. Mesela Roma Vatikan’da Papa II. Jean Paul’ün plağı var ama yeni papanın hiçbir zaman plağı olmayacak. Burada biraz da ‘Bu artık geçmişte kalmış bir şey ve bunun farkında olmamız lazım’ durumu var” diye ekliyor Meriç.

Plak yeniden yükseliyor
Teknolojinin geli
şmesi plak sektörünün 80’lerin ortasında sona ermesine yol açmış ama Naim Dilmener günümüzde vinil plakların tekrar yükselmekte olduğunu da belirtmeden geçmiyor; yeni okuduğu bir incelemeye göre Amerika’da 2005’ten bu yana ilk defa satışlar yükselmiş ve bu satışların 1/3’ü plak formatında. “Plak satışları arttıysa onların arasında bu tür belgesel plaklar da var mıdır, bence illa vardır” diyor Dilmener. Murat Meriç soruyor: “Bu durumda, bir sonraki sergide bir Obama plağı da görebilir miyiz?”, “Bence görebiliriz” diyerek söyleşimizi bitiriyor Naim Dilmener.

12.
İstanbul Bienali, 13 Kasım’a kadar devam edecek. Yani siz de henüz görmediyseniz Dani Gal’in birbirinden ilginç plaklarla dolu bu arşivini ve başka birçok sanatçının eserlerini Karaköy’de Antrepo 3 ve 5’te görebilirsiniz. Ayrıca Bienal’in bayram boyunca da açık olduğunu hatırlatalım.

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020