Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 16
Sayı: 1789




Halen içinde yaşadığımız Pandemi Sürecinde; konser, tiyatro, opera ve bale gibi sanat etkinlikleri devam etmeli midir?

Devam etmelidir.
Devam etmemelidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 23 müzisyen gazete okuyor
 
 
Mustafa Nuri Güler
 
 
Yayımlanan Sayı : 1300

Sayın Haluk Bilginer'e açık mektup! - 14.10.2011





Editör'ün Notu: Devlet Tiyatrosu ülkemizin krema diye niteleyebileceğimiz birkaç kurumundan birisidir ve modern cumhuriyetin kazanımlarından biridir. Şimdi bu kuruma o veya bu şekilde pervasızca saldıran zihniyet, Devlet Tiyatrosu'nun kurulduğu yıllarda Köy Enstitülerine saldırıyordu. Köy Enstitülerini tarihin derin sayfalarına gömmeyi başardılar. Şimdi çalışanı olmaktan onur duyduğum bu kuruma pervasızca yapılan saldırılar beni de doğal olarak çok üzmektedir. Sayın Mustafa Nuri Güler'in bu yazısını Sayın Haluk Bilginer'e verilmiş en usturuplu ve en uygun yanıt olarak gördüğümden siz değerli müzik okurlarımla paylaşmak istedim. Unutulmasın ki bugün Devlet Tiyatrosuna musallat olan bu zihniyet, aynı biçimde ülkemizin cumhuriyet kazanımı devlet müzik kurumlarının da başında Demoklesin Kılıcı gibi sallanmaktadır.



Sayın Haluk Bilginer,

Milliyet Sanat Dergisinde ki röportajınızı yer yer katılarak, yer yer üzülerek okudum. Üzülerek okudum çünkü 700 e yakın oyuncuyu barındıran bir kuruma ve onun çalı
şanlarına haksızlık yaptığınıza inanıyorum. Niye, neden kızdıysanız... Bilemiyorum...  Pireye  kızıp yorganı yakmakgibi bir şey bu. Sizin gibi birinin güncellenmek gibi bir kaygısı olamaz, olsa da Devlet Tiyatrosunu hedef almaz diye düşünmek istiyorum.

Neye, neden kızdı
ğınızı bilmiyorum ancak kontrolsüz kızgınlığınızla bu ülkenin, Türk Tiyatrosunun olmazsa, olmaz kurumunu kapatamazsınız, kapatmamalısınız. Kapatılması için aportta bekleyenlere, böylesine çanak tutma hakkınız yok. Dilerim o günleri görmeyiz. ancak dediğinizolursa sanırım çok üzülürsünüz.  Bunun vebali boynunuza asılı kalır.

Sizi kim kırık dökük bilgiyle, nasıl besledi de bu denli kızgınsınız bilemiyorum. Devlet Tiyatrosu gerçe
ğine şöyle birlikte bir bakalım dilerseniz.  Beğenmediğiniz bu kurum her gün 12 ilde 30 gün 19  perde ayni illerde değişik sahnelerde bir ayda toplam 30 perde, bunlara ek olarak her ay 7 ilde 7 günde 7 perde ve yine bunlara ek olarak 4 ile turnede perde açtığıdır. Çok mu karıştı? Şöyle özetleyelim bu kurum bir ayda en az dördü turne olmak üzer 23 ilde 41 perde açıyor.Anlaşılır olması için lütfen bir boş zamanınızda Devlet Tiyatrosu web sayfasına (www.devtiyatro.gov.tr) bakınız. Söylediklerimi belgesiyle göreceksiniz.

Dedi
ğiniz gibi bu kurumda sahne üzerinde çalışanlar, bir yılda 18 maaş alıyorlar doğru. Ne kadar maaş alıyorlar biliyor musunuz? (oyuncular için söylüyorum) Biliyor musunuz bu insanlar emekli olduklarında o on sekiz maaş on ikiye, değer olarak yarıya düşüyor. Şöyle rakamlayalım . 18 maaş on ikiye bölündüğünde birin dördüyse ayda 3.000.- 3.500 TL ye karşılık geliyor. Ayni kişi emekli olduğunda maaşı  ayda 1.800.- Tl ye düşüyor. Siz ne kadar alıyorsunuz patron olarak?  Baş rol oyuncunuz ne alıyor? Siz bu maaşa Anadolu'yu dolaşır mısınız.?

1998 yılında Devlet Tiyatroları Genel Müdürlü
ğünün Van, Erzurum, Diyarbakır da tiyatro açmasına karar verildi, Bu Tiyatrolar açıldı. Biliyor musunuz o yıllarda güneydoğuda görev yapan kamu görevlilerinin mahrumiyet zammı, erken terfi uçaklarda indirimli bilet gibi ayrıcalıkları vardı. Devlet Tiyatrolarının bu bölge çalışanlarına  bu haklardan yararlanma hakkı verilmedi. Yanlış hatırlamıyorsam o bölgelerde top koşturan futbolculara bile uçak biletleri yarı fiyatına idi. Siz, başrol oyuncularınız ve çalışanlarınız, bu bölgelerde, silahların gölgesinde bu maaşa çalışır mısınız...?

Cumhuriyet kuruldu. Yıl 1946 Devlet Tiyatroları kuruldu. Devlet Tiyatroları Yasasında tiyatro sanatının Anadolu'ya yaygınla
ştırılması görevi vardı.  Halende var. 1970 yıllara gelindiğinde tiyatro Anadolu'nun pek çok ilinde "çadır tiyatrosu" olarak biliniyordu. Ve Anadolu Turnesine çıkmış bayan oyuncuların turnelerde fiyatları soruluyordu.

Türk Tiyatrosu o günlerden bu günlere geldiyse bunda Devlet Tiyatrosunun çabaları ve hangi maa
ş karşılığı bu davranışlara katlandıkları unutulmamalıdır. Bana söyleyebilir misiniz İstanbul'un lüksüne, güvencesine, seslendirmesine, dizilerine alışş kaç özel tiyatro oyuncusu silahların gölgesinde günlerce, aylarca, yıllarca o maaşa o bölgelerde  çalışmaya gönüllü olabilir? Unutmayınız oyununuzda görev verdiğiniz Zerrin Tekindor'da Devlet Tiyatrosu oyuncusudur.

Evet annesi, babası ölmü
ş bir oyuncunun o gece sahneye çıkıp seyircisine hiçbir şey hissettirmeden görevini ayni disiplin ve saygıyla oynaması, oyunu bir yerlerden, uzaklardan izlemeye gelmiş seyircisini geri çevirmemesi önemlidir. Bu durum işverenin oyuncusunadeğil, seyircisine duyduğu saygının göstergesidir. Siz oyuncunuz önemlidir. Bu sizin politikanızdır. Saygı. Sizce sizin gibi düşünmeyenler hep yanlış mıdır..?

Ben pek çok sanatçının alçıya yeni alınmı
ş kırık bacakla, 42 ateşle oynadıklarına tanık oldum. Yemin ederim ki seyirci hiçbir şey hissetmedi. Çünkü ben öyle anlarda olacakları merak ettiğim için sahne amiri olarak seyircinin arasındaydım. Bunları yaşamış bu cefakar insanlara haksızlık etme hakkını nereden buluyorsunuz?

Şunda haklısınız, rapor alarak kaytaranlar var. Bir yerlerden, bir şeyler ayarlayarak dizilere gidenler var. Yıllarca kendilerini unutturanlar var. Bunlar azınlıkta. Bunlar sepetteki çürük yumurtalar. 700 oyuncunun bulunduğu bir kurumda bu olacak. Bu onların suçu değil. Bu suç onları yönetmeye soyunanların iktidarsızlığı, ilkesizliği koltuk sevdası sonucudur. Onları görmezden gelip tüm çalışanları aşağılamak sizce ne kadar hakkaniyet sınırları içindedir?

Yöneticili
ğe soyunmuş bir muktedir düşünün. Oturmuş bir politik görüşü yok, hayat görüşü yok, doğru dürüst eğitimi de yok. Bu adamın bir tek hırsı var. Bir şekilde tavizle elde ettiği koltuğu kaptırmamak....  O koltuk için atmayacağı takla, vermeyeceği taviz yok. Kendini oraya atamış olan muktedirde kendinden farklı değil. O da bir yerlere diyet borçlu. Kendisine borçlandırdığıyla dans ediyor. Körler sağırlar birbirlerini ağırlar. Al gülüm ver gülüm.

Cumhuriyetin kuruldu
ğundan bu yana, kurulmuş partilerin, iktidarların açıklanmış kültür ve sanat politikaları yok. Nereden mi biliyorum? İki yıl Meclis Kütüphanesinde parti ve hükümet programlarını inceledim, Meclis Tutanaklarını bir bir karıştırarak araştırdım. Oradan biliyorum. Kültür ve sanat programları yok, tiyatroya yönelik hiç görüşleri yok.  Hepsinde ortak metin "kültür ve sanata gereken önem verilecek ..." o kadar.

Dünyanın ilk ve tek yüzde yüz ödenekli Devlet Tiyatrosu yılda  bir milyon seyirciye hizmet veriyor. Genel Müdür bu yıl iki milyona çıkaracakmı
ş. Çalışanların karda kışta ömrü turnelerde geçecek. Ve bu insanların kaza anında emekli sandığından başka güvenceleri yok. Buna saygı duyulmaz mı? Kar, kış bayram, seyran hiç önemli değil. O insanlar fazla mesaisiz, tavizsiz  çalışmak zorunda.

Devlet Tiyatrosu kar amaçlı bir kurulu
ş değildir. Bu nedenle , yazılı olmayan,  önemli bir misyonu da; özel tiyatroların bütçesinin yeterli olamayacağı antik, klasik, oyunları genç seyircisine ve oyuncusuna oynayarak tanıtmak, büyük bütçe gerektiren çağdaş büyük yapımları, müzikalleri oynamak, çağdaş yeni teknolojileri kullanmak tanıtmaktır. Devlet Tiyatrosu bu misyonun yerine getiriyor mu? Hayır. Eğitim amaçlı yurt dışına eleman gönderiyor mu? Hayır. Çağdaş teknolojiye yeteri kadar izliyor, uyguluyor mu? Hayır. Yeni eskinin üzerine kurulur ve sanatçı geldiği gördüğü ortamı yansıtır.  Devlet Tiyatrosu bu konuda yeterli mi? Hayır.. Bunları eleştirin. Yerden göğe haklısınız. Bu Devlet Tiyatrosu çalışanının suçumu?.

Buraya kadar yazdıklarım aklıselim selim sahibi insanların bildi
ği, yadsınamaz gerçekler. Sanıyorum ki sizinde bildiğiniz şeyler. Anlayamadığım bunları bilen tiyatro adamının, dünyanın hiçbir yerinde böyle bir yapılanmanın olmadığını iddia ederek,  Devlet Tiyatrolarını lağvedip, sıfır kadroyla yeniden açması. Öneriniz uygulanmakta olan bir sistem. Ancak, İngiltere'de , Natinal Theatre'in, Fransa'da Ccomedia Francesa'in çekirdek kadroları vardır ve bu tiyatrolar dediğiniz sistemle çalışmaktadır. Yeni bir sistem değil öneriniz. Sizin önerinizde ilginç olan "Sıfır kadroyla" bir bütün oluşturmanız. Önerinizde unuttuğunuz, yada görmek istemediğiniz
1 - Bu ülkelerde Kültür  Bakanlıklarına, bu tiyatrolara ayrılan bütçenin ne oldu
ğu,
2 - Bu ülkelerde, sanata destek veren güçlü sponsorların, belediyelerin oldu
ğu,
3 - Bu ülkelerde 1000 yıllara dayanan tiyatro geçmi
şinin olduğu,
4 - Bu ülkelerde neredeyse köylerde bile tam donanımlı tiyatro yapılarının oldu
ğu,

Bunları bilmiyor olamazsınız. Peki neden böylesi kızgınlık? Sıfır kadroyla olu
şturacağınız Devlet Tiyatrosunun ücret teklifini siz yaptığınıza göre tek seçicisi olacaksınız. Oldu mu 0+1. Gerçekten şu sıfır kadronun nasıl olacağının ayrıntılarını açıklasanız da, Başta Kültür Bakanlığı olmak üzere aydınlansak.

Röportajınızda diyorsunuz ki "
şu anda Türkiye'de Kleopatra için Zerrin'den (Tekindor) başka kaç isim aklınıza gelir, emin değilim"  Sn Bilginer, akla kaç isim geleceğini ben söyleyeyim Devlet Tiyatrosunda, Türk Tiyatrosunda  Kleopatrayı, gerek fizik, gerekse yetenek olarak en az Zerrin kadar, hatta ondan daha iyi oynayacak  herhalde on bayan bulursunuz. Ha sizin yada rejisörünüzün kafanızdaki, yorumunuza denk Kleopatra Zerrin ise. O başka.

Röportajınızdan ö
ğreniyoruz ki; Sizin rejisörünüzün ve Kleopatra'nızın benzeri yok. Reklam kokan bu tanımlamalarda bir pazarlama  gündemi yakalama amacınız var. Ancak sizin gibi düşünen birileri de çıkıp (hiçbir zaman katılmayacağım bir itham olur) "ya, sen ne diyorsun, sen önce  tipleme den öteye gidemeyen oyunculuğunu karakter oyunculuğuna çevir de ondan sonra Shekespeare oynamaya kalk." Derse, bu densize cevabınız herhalde, doğal olarak  "bunca oyunlarda, dizilerde oynamış ben kendimi, seyircim benim oyunculuğumu biliyor. Hadi sen işineyallah" dersiniz herhalde.

Eminim ki bu röportajınız Devlet Tiyatrosundan pek çok ki
şiyi üzmüştür, kızdırmıştır. Yanlış, özensiz, amaçsız, korumasız yönetilmelerine karşın hala bir şeyler yapmaya çalışan bu insanlarıkırma hakkınızın olmadığı kanısındayım.

Daha özenli, daha saygılı röportajlarınızı okumak dile
ğiyle

Dostlukla, sevgiyle

Mustafa Nuri GÜLER
Devlet Tiyatroları
Emekli Genel Müdür Yardımcısı

 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2021