Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1747




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 36 müzisyen gazete okuyor
 
 
Doğu Yücel
 
 
Yayımlanan Sayı : 1281

Gönülçelen'den Salingervari veda... - 19.09.2011





Teoman’ı ilk defa Çeşme’de izlemiştim. ‘O’ albümünden sonra... Daha sonra da defalarca izledim, Çeşme’de, İzmir’de, İstanbul’da, Ankara’da, Foça’da... Onu yeniden, ama bu defa veda konserinde izlemek için Babylon Aya Yorgi’ye geldiğimde tuhaf hissediyordum. Duygular, hatıralar, hikâyeler zihnime hücum ediyordu. Babylon Soundgarden’ın rengârenk, cıvıl cıvıl insanları ve Büyük Ev Abluka’nın eğlenceli müziği bile geçmişin hayaletlerini dağıtmayı başaramadı.

Teoman sahne almadan evvel bu yıl 15. ya
şına basan ilk albümü banttan çalmaya başladı. Tek şarkı çalar ve konser başlar diye düşünürken o ilk albümün ‘hit olmamış’ ama hayranların gizli hazine olarak adlandırdığı şarkılar çalmaya devam etti. Teoman’ın sesini ilk duyduğumuz günlere gidip, ‘Hep çocuk kaldıysam, büyür müydüm sonunda’, ‘Son bir kez nefes alsam/ Kaybolsam gözyaşında, Ya da ilk kitabımda’ gibi ünsüz ama ölümsüz mısralarıyla yeniden karşılaştık. Bu defa odamızda tek başına değil, Çeşme’de 5-6 bin kişilik bir kalabalığın içinde olsak da bu banttan şarkılar bir zaman makinesi etkisi yarattı.

Bir klasik müzik intro’sunun ardından kabare
şefi kılığında bir adam, elinde eski tarz bir megafonla “Gösteri başlıyor” anonsu yaptı. Ve kabare ‘Paramparça’ ile başladı. ‘Renkli Rüyalar Oteli’ ile devam etti. Teoman’ın Levent Özer’li, Murat Pazar’lı son sahne ekibi Teoman’ın şarkılarına kendi yorumlarını ekleyen, belki de beraber çalışğı en özgür ruhlu müzisyenlerden kurulu. ‘Sevdim Seni Bir Kere’de saksofonunu konuşturan Toygun Sözen de şovun büyük bir artı değeri. Akordeonlu kemanlı müthiş bir enstrümantal palet ve ‘Tek Başına Dans’ın klibini anımsatan bir zenginlik var sahnede.

Teoman ‘rock star’ tanımını kar
şılayan ilk şarkıcılardan biriydi, ondan sonra da onun kadar etkili bir erkek star daha çıkmadı. Son konserinde duruşuyla, anonslarıyla, vokaliyle, gitarıyla Çeşme gecesinin içinde yıldız gibi parlıyordu Teoman. Pamela Spence ‘Zamparanın Ölümü’nde eşlik etti ona. Kısa bir dansın ardından “Nerede kaldık, unuttum” demesi klasik bir Teoman anıydı. ‘17’, ‘Rüzgar Gülü’, ‘Güzel Bir Gün’, ‘İstanbul’da Sonbahar’, ‘Papatya’ gibi hitlerini sıraladı Teoman. 15 yıllık profesyonel kariyerine bu kadar hit sığdırabilmiş çok az sanatçı vardır. Tek başına çalıp söylediği ‘İstanbul’da Sonbahar’, ‘Gönülçelen’ ve ‘Gündüz Tarifesi’ konserin en samimi anlarıydı. Bu konser sadece Teoman’ın son Türkiye konseri değil, aynı zamanda verdiği en iyi konserlerden biriydi.

‘Kendim için bıraktım’
Malum ‘bırakma’ kararı hakkında konu
şurken samimi ve ‘alay’cıydı. “Bırakmamın sebeplerini müzik sektörüne bağlayanlar falan oldu. Sebep bu değil. Yazdığım mektuplardan çok onurlu bir sonuç çıkarmayın, ben kendim için bıraktım” dedi.

Son albümden ‘Romantik’ ve ‘Bana Öyle Bakma’yı söyledi, kapanı
şı da ‘Tek Başına Dans’ ile yaptı. Şarkıdan önce “Kariyerimin son şarkısı, bunu iyi söylemeliyim” deyip güldü. Vokal kısmı bitince dans ederek, seke seke arkaya gitti, fondaki kırmızı kabare perdesinin arasından geçip kayboldu. Sahneyi dansçılara bıraktı.

Salinger gibi inzivaya çekiliyor
Teoman en ba
ştan itibaren sevdiği yazarlar Fante ve Salinger’ın karakterleri gibi davrandı. Şimdi Fante’nin Bandini’si gibi bahara kadar beklemek için gidiyor, Salinger’ın Holden Cauldfield’ı gibi kendini okuldan kovduruyor, Melville’in Kâtip Bartleby’si gibi “Yapmamayı tercih ederim” diyor. Salinger gibi inzivaya çekiliyor. Kafası karışık, özgür, hep çocuk kalmış sabırsız bir rock yıldızının vedası bu. Çocuksu, fevri ve havalı...


 

 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019