Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1770




5 Ağustos 2020 tarihinde yapılacak olan CSO Stajyer sanatçı sınavı şartnamesi hükümleri, CSO gibi standardı yüksek bir orkestraya stajyer sanatçı seçmek için yeterli midir?

Yeterlidir.
Yeterli Değildir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 17 müzisyen gazete okuyor
 
 
Murat Arda
 
 
Yayımlanan Sayı : 1279

Metalci var, metalci var! - 15.09.2011





İki kutuplu dünyanın her iki yakasında da, metalin özellikle tercih edilen bir müzik türü olmasında, verili olandan memnun olmayan kitlelerin batıda (ABD ve Avrupa) popüler kültür bombardımanları ve Reaganist-Thatcherist diktatörlüğün yabancılaştırıcı etkisine karşı, doğuda (SSCB ve Sovyet etkisindeki diğer ülkeler) devlet kapitalizminin totaliter eğilimlerine karşı kendi özgün gençlik akımlarını yaratmaları çabası yadsınamazdı. Bu heyecanın dalga dalga tüm ülkelere yayılması, bağımsız ruhlu ve ana-akım moda enstrümanlarına ve devletin ideolojik tahakkümüne tepkili bir kuşağın oluşmasıyla sonuçlandı. Biraz da naif sayılabilecek, belli bir oranda anarşizan ve genelde lumpen-proleter gençlik kesimlerinin kendi alt-kültürlerini kendilerinin belirlediği ciddi bir karşı-kültür üretimi, doğu cephesinin ideolojik gerileyişinde gençlik kesimleri arasında azımsanmayacak bir başarıya ulaşırken, kapitalist cenahta egemenleri zorlayıcı değil besleyici bir yöne evrildi. Birleşik Devletler’in ideolojik aygıtları vasıtasıyla kurnazca kitle yönetiminde hakimiyet kurması büyük bir başarıydı. Başkaldırma potansiyeli yüksek kitleler nezdinde ters bir etki yaratarak ideolojik devlet hegemonyasının kurulması sinik bir kuşağın oluşturulması bağlamında da rock’n’roll ideolojisini tamamen zararsız bir biçeme sokup kendi dünyasına göre şekillendirdi. Bu durumun en post-modern versiyonu ise ülkemizde Rock’N’Coke festivaliyle vücut bulmuştu. Aşağıdaki bu mektup, züppelik idelojisine yenilen ve artık karikatürize bir asilik damarına bile sahip olmayan rock’n’roll kültürünün etkisizliğine yönelik bir tepki hüviyetinde olup festivalin head-linerlarından biri olan efsanevi Motörhead mikrofonu Lemmy’ye hitaben kaleme alınmıştır.

MOTÖRHEAD’
İN LEMMY KILMISTER’INA AÇIK MEKTUP

Sevgili Lemmy.

Öncelikle, İstanbul’da verdiğin konsere gel(e)mediğim için üzgün olduğumu söylemeliyim. Ama beni anlayacağını tahmin ediyorum. Senin White Line Fever adlı otobiyografik muhteşem eserinde kanıksamıştık rock’n’roll’un benzemezliğini, farklılığını. “We are Motorhead, We Don’t Give a Fuck” derken sen, rock’n’roll’un umursamazlığına ve boyun eğmezliğine olan inancımızı pekiştiriyordun. Steril ancak sahte hayat tarzlarına gerçek bir alternatif sahicilik abidesiydin bizim için, hala öylesin. Sakın yanlış anlama Lemmy baba, seni suçlayacak değilim, ne haddime. Senin suçun yok; ki sevgili arkadaşım Birsen Birdir’in Phil Campbell ile yaptığı röportajda O’nun da dile getirdiği gibi:  “Türkiye’de konser vermek için promoterlar ile daha önce hep sorun yaşamıştık”

 Evet, beceriksiz promoterların kabahati büyüktü. Ancak asıl suç, sana ve senin gibi samimi müzisyenlerin duruşuna hep tepeden bakan ana-akım medya ve ana-akım dinleyicinin cehaleti ve ilgisizliğinde değil miydi?

Daha evvelki Motörhead’i Türkiye’ye getirme giri
şimlerinin kadüklüğünün sebeplerinden bazıları da, senin İstanbul’da verdiğin konserde çığlıklar atan, eğleniyormuş gibi yapan şu ana-akım medya mensupları, ana-akım seyircinin ‘vasat hayranlığı’, cehaleti ve ‘ortalamaya olan düşkünlüğüne’ eşlik eden sahtelik değil miydi?

Öncelikle
şunu ifade etmeliyim sevgili Lemmy, senin Rock’n’Coke adı verilen bu rock müsameresinde sahneye çıkartılman Türkiyeli müzikseverler adına bir utançtır.

Rock’n’Coke adı verilen balon festival aslında samimiyete, rock’ın mütevazılı
ğı ve asaletine, heavy-metalin coşkusuna ve işçi sınıfının eğlencesine atılan okkalı bir şamardır.

Belki bu satırlar sana tercüme edildi
ğinde gülüp “Ne alaka be oğlum, keyfini çıkarsaydın konserin” diyeceksin. Belki de şu satırları okuyanların çoğu gibi benim duygusal davrandığımı düşünecek belki de tekmil sülaleme küfrü basacaksın. Bazıları ise bıyık altından gülüp “Lemmy bunları okusa umurunda bile olmazdı, o parasına bakar” diyecek. Her ne yaparsan yap bu dediklerimin umrunda olacağını biliyorum çünkü senin samimiyetine güveniyorum.

Samimiyet, i
şte rock müziği diğer akımlardan ayıran önemli bir unsurdu Lemmy ve senin bu ‘Samimiyetsizlik Sirki’nde podyuma çıkarılman içimi acıttı.  Ama kesinlikle senin bir suçun yok; bu samimiyetsizlik Türkiye rock müzik dinleyicisine ait.

Medyasıyla, dinleyicisiyle, organizasyonuyla bu samimiyetsizlik rock’n’roll’u da, heavy metal’i de, müzikseverli
ği de, müzikten alınan keyfi de bitiren bir şey sevgili Lemmy ve buna aldırmamayı başaramadığım için gelmedim seni izlemeye sevgili dostum.

E
ğer gelseydim, senin sevgili arkadaşın Dee Snider’ın “We’re not gonna take it”deki muhafazakar kösnül baba figürünün türevleri ve genç versiyonlarıyla dolu bir festivale gelmiş olacaktım oysa ki bu tip insanlara bir türlü katlanmayı beceremedim, ne yapalım bu da benim eksikliğim.

Bu festivali düzenleyenler de, bu festivalin kitlesinin ço
ğunluğu da, işte bu video klipteki karakter gibi gerçek rock’n’roll’dan aslında pek hazetmeyen zat-ı muhteremlerden oluşmakta. Vasatlığa ve kalıplara tapınç festivalidir Rock’n’Coke sevgili Lemmy ve o atmosferi solumak zor geldi, pes edip gelmek istesem de beceremedim.

Galiba bu kalıba senin sı
ğdırılmana dayanamadığım için cesaret edemedim gelmeye, seni de yenilgiye ortak etmek istemedim.

Ama dedi
ğim gibi senin suçun yok. Belki kabahat bende ve benim gibi safdillerde. Daha geçen hafta, yine sizin memleketten arkadaşlarınızın grupları, Whitesnake ve Judas Priest konserinde de benzer bir ruh halindeydim sevgili Lemmy.

Bir organizasyon firması olan Purple geçti
ğimiz günlerde Iron Maiden’ı İstanbul’a getirmiş ve içeriye giremeyen müzikseverlere dayak attırmıştı. Şaşırdığını tahmin edebiliyorum Lemmy baba, biliyorum göt ister sizin oralarda bir rock fanını konserde dövmek ama ne yaparsın, burası Türkiye! Meğerse, biz içeride, en önde Iron Maiden’da kafa sallarken, dışarıda çoğunlukla parası olmayıp da “kapı önü dinleyicisi” olan çocuklara biber gazı ile saldırılıp kafaları gözleri yarılıyormuş o anda Lemmy.

Eski bir röportajında diyordunuz ki: “Motörhead avukatların, zenginlerin, yiyicilerin grubu de
ğil; gazete dağıtıcısı çocukların, az paraya çalışan işçi çocuklarının, gariban öğrencilerin grubudur.”

 Belki tribüne oynuyordunuz bunu söylerken, belki de hamaset yapıyordunuz ama ben buna inanmak istedim hep Lemmy ve ben Iron Maiden’da alkış tutarken dışarıda arkadaşlarımızın, gariban öğrencilerin dövülmesi ne varolduğu savlanan heavy metal ruhuna, ne de pek bi böbürlendiğimiz rock’n’roll’un asaletine uyuyordu ve tiksindim tüm bu olan bitenlerden.

 Üç beş öğrenci, konseri tepeden, Beleştepe adı verilen Maçka Demokrasi Parkı’ndan, uzaktan da olsa izlemek istemiş ve insan postuna bürünmüş köpek suratlı Purple’ın badigartları “BURADA KONSER DİNLEYEMEZSİNİZ” diye çocukların ağızlarını burunlarını dağıtmışlar.

Lemmy, buna katlanamadık de
ğerli dostum, katlanamazdık ve aynı organizasyon şirketinin bir sonraki hafta yine aynı yerde Judas ve Whitesnake konseri vardı ve biz önceden biletlerimizi dahi temin etmiştik.

Ve fakat bir sorun vardı sevgili Lemmy, bizim mecmua Deli Kasap -ki seni ne kadar sevdi
ğimizin en büyük göstergesi ilk koleksiyon kapağımızı senin süslemendir- 10. Yılını doldurmuştu ve biz yola çıkarken, biraz da sizlerin bizi gaza getirmesiyle “rock’n’roll kuru gürültü değildir”, “rock’n’roll sadece bir müzik türü değildir” gibi, biraz da bugün naif gelen sloganlara hem de büyük bir coşkuyla sahip çıkarak başlamıştık.

Bir
şekil rockçılığı, kolpacı bir asilik ya da bir moda algısı olarak rock’a hayatımızın hiçbir döneminde girişmemiştik ve şimdi burada tevazu göstermeye de gerek yok, bizim biçare deli kasap, bir duruş olarak rock’n’roll’u benimserken rock’n’roll’un ta kendisine dönüştü sevgili Lemmy ve biz hep beraber biletlerimizi yırtıp attık ve kamuoyuna haykırdık: “Beleştepe’yi işgal edeceğiz, götü yiyen gelip bizi buradan indirsin.”

Sevgili Lemmy, çok iyi anlayabilece
ğin gibi tepkimiz ne Rob Halford’a ne de güzel insan David Coverdale’e karşıydı, biz orda gerçek rock’n’roll tavrını koyduğumuzu düşündük ve beleştepedeki ağaçların tepesine çıkıp Purple yönetimine ordan orta parmaklarımızı salladık.

Konserdeki seyircilerin ço
ğunluğu bizlere deli muamelesi yaptı o gün sevgili Lemmy, bazıları parasız garibanlar olduğumuzu düşünmüş ve kendilerini “kazanan” ilüzyonu içerisinde iyi hissetmiş bazıları bizim için samimi üzüntü duymuştu ancak hakkımızı teslim eden ironik bir şekilde David Coverdale ve Rob Halford oldu, özellikle de hemşehrin Coverdale, konser boyunca VIP’deki sümsük davetliler ile değil bizimle ilgilendi sağolsun.

Biz hem e
ğlendik hem eylemimizi koyduk sevgili Lemmy, konserden sonra sayısız mail, mesaj aldık ki insanların çoğu, neden Beleştepe’yi işgal ettiğimizi anlayamamıştı.

Onlara söyledi
ğimizi sana da iletelim Lemmy baba, biz orada sadece dövülen rock müzik hayranlarının değil adı Maçka Demokrasi Parkı olan ve KAMUYA AİT OLAN bir alanın halka ait olduğunun mücadelesini de vermiş olduk, Maçka Demokrasi Parkına demokrasi getirdik.

Sevgili Lemmy, kafamı
şişirdin deme bana sakın, çünkü kendimi bildim bileli ben seni dinliyorum ve bir defa da senin beni dinlemene itiraz etmemeni rica ediyorum. Sakın küstahlık addetme sevgili dostum, rock’n’roll konusunda sana dert yanmayacağım da kime meramımı anlatacağım?

Bizde bir laf vardır sevgili Lemmy; “Hafıza-i be
şer nisyan ile maluldür” diye. Menejerlerin mektubumu sana tercüme ederse zorlanmasınlar diye günümüz diliyle söyleyeyim: “İnsan belleği unutmak ile özürlüdür”

Lafı uzatmayaca
ğım sevgili dostum, ama biz Rock’n’Coke festivaline neden karşı çıktığımızı unutmadık.

Evet, sen rock’n’roll’un ta kendisiydin ve seni
İstanbul’da izlemek muhteşem olurdu.

Ama yapmadık bunu Lemmy, yapamadık. Bir robot de
ğildim elbette, izlemek istedim, gelmek istedim ancak vazgeçtim, pragmatist ve hazcı davranmayı reddetmeyi başardım.

Bilmem anlayabilecek misin?

En derin saygılarımla;

Hayranınız,

Murat ARDA, nam-ı di
ğer; Atlantisten Gelen Adam.

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020