Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1762




Güzel Sanatlar Fakülteleri ve benzeri okulların yetenek giriş sınavlarının YÖK tarafından kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılması doğru bir karar, Katılıyorum.
Kaldırılması yanlış bir karar, Katılmıyorum.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 34 müzisyen gazete okuyor
 
 
Serhan Bali
 
 
Yayımlanan Sayı : 1276

Leyla Gencer onun sesinde yaşıyor. - 12.09.2011





Yıl 2000. Müzisyen bir babayla ev hanımı bir annenin kızı olan genç giriş sınavına girdiği Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı kapısından geri çevrilir. Gerekçe: Bu kızın kulağı yok! Bir yıl sonra, aynı azimle ikinci kez jürinin karşısına geçip bu kez istediğini elde eden genç kıza şan hocası henüz ikinci derste şu cümleyi sarf edecektir: ‘Kızım sen ileride çok büyük bir opera şarkıcısı olacaksın.’

‘Tembel görünmü
ştü gözüme’
1981 do
ğumlu soprano Simge Büyükedes’i bu tarihten 11 yıl sonra, gecen cuma günü, daha yolun başında kendisinde büyük bir gelecek görmüş hocası Ece İdil’in evinde dinlediğimde şaşırıp kalıyorum. Yıllar olmuş Simge’nin sesiyle karşılaşmayalı. Onu en son, mansiyon aldığı 2004 Siemens Opera Yarışması’nda ve finale kaldığı 2006 Leyla Gencer Şan Yarışması’nda dinlediğimi hatırlıyorum. Koyu renkli, içe işleyen ses rengiyle o zaman da ‘ben farklıyım’ diyordu Simge ama sesi bu beş yıl içinde ne kadar müthiş bir derinlik kazanıp genişlemiş, anlatımı ne kadar etkileyici hale gelmiş, inanılır gibi değil doğrusu. Hocası soprano Ece İdil’in deyişiyle, sesi müziğin ta kendisine dönüşş adeta…

Ece Hoca da Simge’nin kapısına ilk geldi
ği günü sanki bugünmüş gibi hatırlıyor. “İkinci başvurusunda da aynı aryaları hazırladığını görünce ne yalan söyleyeyim pek ilgilenmemiştim Simge’yle, tembel gözükmüştü gözüme. Ama hikâyesini öğrenip, sesindeki cevhere ve sergilediği azme de şahit olunca ikinci dersin sonunda, bugüne kadar kimse için ağzımdan çıkmayan o büyük lafı edebilmiştim.”

Simge’nin azmi ve kararlılı
ğı hocasının dilinden hiç düşmüyor: “Yaşadıkları Şirinevler’den Mimar Sinan’a iki saatte gelirdi. Bir o kadar saati de dönüş yolunda harcardı. O zaman metrobüs de yok. Ben evime varıp da bir şey sormak için Simge’leri aradığımda ‘Henüz eve gelmedi’ yanıtını aldığım çok olmuştur.”

Şimdilerde lirik spinto rollerini birbiri ardına söylemeye hazırlanan Simge’nin eğitimine mezzo olarak başladığını da öğreniyorum. “Bana geldiğinde sesini kendine göre bir yerlere yerleştirmişti Simge. Mezzo repertuvarıyla işe başladık, daha sonra sesini çok dikkatlice yukarı doğru çektim.”

Yetenekli bir dramatist
Aynı zamanda maharetli de bir a
şçı olan Ece Hoca’nın meşhur kabaklı böreğini de hakladıktan sonra geçiyoruz Boğaz manzaralı evin kaptan köşküne benzeyen salonuna. Kanepeye oturup Simge’nin Pisa’da verdiği Tosca temsilinin amatör video kaydını izliyoruz hep birlikte, adeta hipnotize olmuş gibi. Bu yaşta Floria Tosca gibi çetin ceviz bir partiyi söylemek öyle her babayiğit sopranonun harcı değildir ama Simge sahnede sanki yıllardır Tosca söylüyormuşçasına rahat. İfadesi kusursuz. Rolünü yaşıyor adeta; çok yetenekli bir dramatist olduğunu da böylece anlıyorum. Tiz do’lar zorlanmadan, fişek gibi, cömertçe savruluyor. Derken o güzelim koyu tonlarıyla pes perdeleri keşfe çıkıyor. Durun bir dakika… Bu seste çok tanıdık bir tını var. Tabii ya… Leyla Gencer’in yaşadığını hissediyorum Simge Büyükedes’in sesinde. Bu vokal ataklar demek ki o yüzden çok tanıdık geldi bana. Ece İdil’e dönüp bakıyorum, ona da onaylatmak istercesine. “Evet” diyor, “Simge’nin sesinde Gencer’in tını rengi var.” Leyla Gencer yaşamaya devam ediyor Simge Büyükedes’in sesinde ve üslubunda. 2008 yılında kaybettiğimiz La Diva Turca’nın son beş ayına yetişir Simge, kardeşi gibi gördüğü mezzosoprano Asude Karayavuz ile. İki genç, Leyla Gencer Yarışması’nda finale kalınca, Gencer’in ilerlemiş yaşına rağmen ders vermeye devam ettiği Milano’daki La Scala Akademisi’nde iki yıllığına master sınıfına davet edilir. Gencer’in, yaşamının son aylarında dizinin dibinden ayırmadığı Simge için bu ayların kariyerindeki belirleyici rolü büyük olur.

Simge’nin sesinde Gencer’in tını rengi, boynunda da ölümsüz divamızın e
şarbı sarılı. Sıra fotoğraf çektirmeye geldiğinde omuzlarından aşağı sarkıttığı eşarbın da hikâyesini anlatıyor Simge. “Leyla Gencer’in vefatından sonra kişisel eşyalarını Akademiye getirip bir masaya dizdiler. En yakınında bulunmuş öğrencilerini çağırıp bize istediğimiz eşyayı alıp götürme izni verdiler. Ben de bu eşarbı seçtim.”

Simge’nin mansiyon aldı
ğı 2004 Siemens Opera Yarışması’nda ana hatlarıyla öğrenip çok etkilendiğim hikâyesini yıllar sonra hocası Ece İdil’in, Tarabya korusunun kalbindeki, şahin yuvasını andıran muhteşem evinde kendi ağzından dinlemek bana bir başka mutluluk yaşattı. Coşkulu, mütevazı ama bir o kadar da kendinden emin ve kararlı üslubuyla, Anadolu Meslek Lisesi’nde bilgisayar programcılığı okuduğu yıllardan, Hürriyet gazetesinde bilgisayar stajı yaptığı döneme ve nihayet konservatuvarın giriş kapısına geldiği yılları anlatıyor Simge. “Müzikle dolu bir evde büyüdüm. Babam, şarkıcı Zeki Büyükedes, grubu Albatros ile birlikte yıllardır Sarıyer Orduevi’nde sahneye çıkar. Mutlak kulağı vardır. Annemin de kulağı çok iyidir ama dedem çalkantılı yıllar olduğu için kızına müzik okutmayı tercih etmemiş. Evde, dostlar arasında Türk sanat müziği dâhil istisnasız her türde söylerken elimden tutup beni konservatuvara götüren, ilk yıl beni almadıklarında hocaların karşısına çıkıp hesap soran hep babam olmuştur.” Simge’nin arabesk dâhil her tür müzik hakkında bilgisi vardır ama operayla o güne dek hiç tanışmamıştır. “Bana sınavda ‘bildiğin bir opera var mı’ diye sorduklarında, ne diyeceğimi bilememiştim. Nihayet hocaların da yardımıyla bir tek Carmen’in adını duyduğum ortaya çıkmıştı!”

Şimdilik ‘uykuda’ bir ses
Simge zirveye do
ğru emin adımlarla tırmanışını geçtiğimiz günlerde Viyana’da düzenlenen Belvedere Yarışması’nda 3 bin kişi arasında üçüncü olmayı başararak taçlandırdı. Yarışma sonunda bir jüri üyesi, daha görkemli bir arya vermiş olsalardı birinciliğinin kaçınılmaz olduğunu sanatçımıza itiraf ediverdi! Simge’nin sesinde aynı zamanda bir ‘Wagner sopranosu’ yattığını ama şimdilik uykuda olduğunu da eklemeliyim. Yine de Tannhäuser’den Elisabeth’in aryası ‘Dich teure halle’yi söyleyip bu alandaki potansiyelini müjdelemeyi ihmal etmedi. Bu azim ve çalışkanlığını sürdürür, hırsa kapılmaz, şansı da yaver giderse Simge Büyükedes’in zirveye doğru çıktığı bu büyük yolculuğu dünyanın en büyük opera sahnelerinde solist sanatçı olarak söylemeye vardıracağına olan inancım tam.

FOTO
ĞRAF: GÜRKAN GAMLI

 

 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020