Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1765




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 61 müzisyen gazete okuyor
 
 
Bahar Çuhadar
 
 
Yayımlanan Sayı : 1273

Karadeniz müziğinin yeni yıldızları. - 07.09.2011





Karadeniz müziğinde Fuat Saka, Birol Topaloğlu, Kazım Koyuncu'yla açılan yol, yeni sanatçılarla devam ediyor. Üç yıldır tanıdığımız Karmate, Marsis, Cem Tarım, İhsan Eş gibi özgün isimlere üç genç müzisyen daha eklendi. Ayşenur Kolivar, Selçuk Balcı ve Volkan Aslan'la Karadeniz müziğinde yaşanan bu ivmeyi konuştuk

 

Ayşenur Kolivar

‘Derdim müzikten önce kadınların yaşadığı hayatı anlamak’

Yöresel müziklere ilginiz ne zaman başladı?

Müzik çocukluğumdan beri hayatımda özel bir yere sahipti ancak üniversitede bu ilişki farklı bir boyuta taşındı. Boğaziçi Üniversitesi müzikle uğraşmak isteyen öğrencilere çeşitli olanaklar sunuyordu. Bunlardan biri de halk kültürleri konusunda akademik olarak da icra açısından da ciddi çalışmalar yapan Folklor Kulübü’ydü. Burada yöresel müzikleri çok boyutlu bir şekilde öğrenme ve icra etme olanağı buldum.

 

Nasıl bir metotla çalışıyorsunuz?

Halk müziğiyle uğraşıyorsanız ilgilendiğiniz coğrafyayı ve kültürleri tanımak durumundasınız.Türkiye’de halk kültürleri konusundaki kaynakların yetersizliği göz önüne alındığında yöresel kültürleri tanımanın neredeyse tek yolu alan çalışması. Bu anlayışla 1996’dan beri Doğu Karadeniz kültürlerini içinde yaşayarak tanımaya çalışıyorum. Bir kadın olarak bu kültürlerin içinde yaşamak yolunuzun doğal olarak kadınlarla kesişmesi demek.

 

Karadeniz müziğinde neler ön planda? Kadına, erkeğe göre farkı var mı?

Derdim müzikten önce kadınların yaşadığı hayatı anlamak. O hayatın içerisinde ritmler, hikâyeler, ezgiler var. Hep bu seslerin peşinden gitmeyi doğru buldum. O hayatın seslerini anlamadan türküleri yaşamak da mümkün değil. Karadeniz müziğinde solist olarak en çok ilgimi çeken, vokal icrasındaki çeşitlilik ve koral gelenek. Anlık olarak yeniden üretilebilme esnekliği de dikkat çekici. Bu Doğu Karadeniz kültürlerinde müziğin yaşamla kurduğu güçlü ilişkinin sonucu. Bu esneklik icracısının o anki ruh haline göre bir eserin ritmik yapısında ciddi değişiklikler yapabilmesini, sözleri değiştirebilmesini, yeniden doğaçlayabilmesini, melodik yapıyı çeşitlemesini mümkün kılıyor. Bu esneklik çerçevesinde kadınlar da kadın müziği olarak tanımlayabileceğimiz kendilerine özgü müzikle değerler yaratabiliyorlar. Kadın müziği içerisinde kendine özgü kimi formlar, ezgiler, enstrüman kullanımları da var.

 

Albüm çalışmalarınız nasıl gidiyor?

Eylülde yayımlanacak. Ana ekseni çok kültürlülük ve kadın kültürü. Parçaların hepsine bir dramaturgi oluşturmaya çalıştık. Albümü, çekilmemiş bir filmin müzikleri gibi düşündük. Alan çalışmalarında dinlediğim kadınların yaşam öykülerinden ve okuduklarımdan ilham aldım. Hikâyeleri yan yana getirdiğimizde bir kadının hayatı ve göç temaları üzerine odaklanan iki grup oluştuğunu gördük. Bunları iki CD’de topladık. İki yüze yakın müzisyen ve araştırmacının gönüllü destek verdiğini vurgulayıp teşekkür etmek isterim. Bu kapsamda bir projenin neredeyse hiç ticari kaygı gözetmeden yapımcılığını üstlendiği için Kalan Müzik’e bilhassa teşekkür etmek gerekiyor.

 

 

Volkan Arslan

‘Tulumu elime alır almaz çalmak istedim’

Diğer Karadenizli sanatçılardan enstrümanınızla ayrılıyorsunuz. Ana enstrümanınız tulum değil mi?

Tulum otantik bir saz olduğu için konservatuvarlara girmemiş. Ders olarak da okutulmuyor. Yeri yok. Onunla ilgili çalışmalarım var. Birinci sınıfta hocalarımın bunu çok önemsediğini gördüm. Tuluma 16 yaşımda başladım. Müziğe de dokuz yaşında bağlamayla başladım. Bağlama çalınca söyleme ihtiyacı da hissediyor insan. Sonra tuluma heves ettim. Öyle bir heves ki, elime alır almaz çalmak istedim. Delik bir tulumla başladım. Beş dakika çalıyorum, başım dönüyor, düşüyorum. Sonra anladık yanlış bir iş yaptığımı…

 

Karadeniz müziğini diğer Anadolu  müziklerinden ayıran özellik nedir?

Karadeniz müziği diğer kültürlere baktığınızda dokusunu ve yapısını korudu. Gün yüzüne çıkmamış topluluklar var hâlâ. Karadeniz ayrı bir yerde. Karadeniz insanı hep mizahıyla öne çıkıyor. Bu çok iyi değil. Bir yerde sekteye uğruyorsunuz. Olumsuz bir şeye dönüşüyor. Müziğe ait büyük hırsızlıklar yaşandı. Önemli bir sorun bu. Anonim eseri alıp üzerine yazıyorlar.

 

Kürtçe’nin de başına çok gelir bu…

Diğer müziklerle çok ilgilenmediğimden bilmiyorum ama Karadeniz müziğinin başına çok gelir. Oralarda inanılmaz sorunlar yaşandı. Bilirkişi raporlarının çoğu konservatuarlara geliyor. Başına bir meyan yazıyorlar. Başka bir eser haline geldiğini düşünüyor. Nakarat değişmiyor, okuma değişmiyor. Bu para çalmak gibi.

 

‘Kayde’deki şarkılar nasıl seçildi?

Şarkılardan biri Selçuk Balcı’ya ait. Anonim parçalar da var. Tulum, altı sesten oluşan basit bir enstrüman. Eserler birbirine benziyor. 13 şarkı var, biri enstrümantal.

 

Karadeniz müziği nasıl bir seyir izledi son yıllarda?

Kazım Koyuncu’dan sonra büyük ivme kazandı. Gençler enstrüman ve ses icrasında çok gelişti. Giresun Görele’ye gittik geçen yıl, 20 kişiden 19’u kemençe çalıyordu. Selçuk da yeni kemençeye başlayanlara örnek olmuştur. Onu takip eden kemençe çalan çok insan var. Cemal Berber de yol açtı. Karadeniz müziğinde kirlilik var esasında. Yerel televizyonlardan sonra durum daha da fazlalaştı. Yöre televizyonları kültür adına güzel ama bir sürü şeyi de kirlettiler.

 

 

 

Selçuk Balcı

'Kemençe çalarken nasıl bir duygu yoğunluğu yaşıyorsam artık...'

 Kemençeyle nasıl tanıştınız? Çocukken neler dinlerdiniz?

10 yaşına kadar köydeydik. Evde Türk Halk Müziği, sanat müziği ve özgün müzikler dinlenirdi. Babam Karadeniz müziğini pek sevmezdi. Sözleri anlamsız gelirdi ona. Bir gün kemençe çalıp şarkı söylemeyi iş haline getireceğimi bilse, eminim çok kızardı. Ama yetişemedi kemençeyi elime aldığım zamana, dokuz yaşımdayken kaybettim onu. 10 yaşımda Ankara’ya taşındık. Rize’ye yazları çay toplamak için geliyorduk. Yöreden uzak kaldıkça, Karadeniz müziğine çok fazla ilgi duymaya başlamıştım. 15’imde elime aldığım kemençeyi 23 yaşıma kadar elimden düşürmedim. Düşürmeye de niyetim yok.

 

Profesyonel olarak müzik dünyasına giriş öykünüz nedir?

Kemençe çalıp şarkı söylemeye başladığımda, bunu profesyonel bir iş haline getirmek değildi niyetim. Zamanla barlardan gelen teklifler, orada sanatçılarla kurulan ilişkiler ve arkadaş ortamlarında çaldığım eserlerimin internette ses getirmesiyle albüme karar verdim.

 

Nasıl tanımlarsınız albümünüz Patika’yı?

Amatör çalışmalarımdaki gibi albümü de kendi zevk ve isteklerime göre düzenledik. İhsan Eş, Paul Dwyer, Kemal Sahir Gürel ve İlhan Yabantaş gibi başarılı aranjörlerle çalıştım. Dinleyicilerimizin beklentisi amatör kayıtlardaki gibi kemençe ve gitarla doldurulmuş sade kayıtlardı. Ama albüme karar verdiğim andan itibaren kayıtların müzikal zenginliği önemliydi. Kendi bestelerim, anonim eserler ve söz yazarı, bestekar ağabeylerimin desteğiyle repertuvarı oluşturduk.

 

İnternet ortamında patlayan ‘Deniz üstünde fener’ adlı bir parçanız var...

‘Deniz üstünde fener’ benim için çok farklı bir eser. İlk bestem değil ama ilk bestemmiş gibi seviyorum. Kemençe çalarken nasıl bir duygu yoğunluğu yaşıyorsam artık bilemeyeceğim, 15 dakikada müziğini yapıp sözlerini oturttuk. Paul ile çalıp söylediğimiz kayıt internette beğenildi.

Dinleyicilerimiz, kulakları ilk haline alışğı için biraz yabancılık çektiler ama müzikalite olarak kıyaslanamayacağı, zamanla anlaşılacaktır. Bugüne kadar insanlar sadece amatör kayıtlarda dinledi beni. Kendi evlerinde çalıp söylüyormuşum gibi. O yüzden albüm yabancı geldi kulaklarına.

 

Siz kimlerden etkilendiniz?

Bar programlarımda Fuat Saka’nın ‘Lazutlar’ albümünden şarkılar çaldım. Eski kemençe üstadı Bahattin Çamurali sürekli dinleyip saygıyla andığım bir sanatçıdır. Fuat Saka ve İhsan Eş kendilerinden bir şeyler daha öğrenebilmek için can attığım usta isimler. Ama kendi bestelerimle ve oturtmaya çalışğım tarzımla, kendime ait bir yol izliyorum.

 

Karadeniz müziğinde bahsettiğiniz isimlerin yanında, İsmail Türüt, Davut Güloğlu gibi isimler de var piyasada. Karadenizli genç bir müzisyen olarak, topraklarınızın müziğinin geleceği üzerine kafa yoruyor musunuz?

Gerçekçi baktı
ğımızda başarılı ve bu işi kaliteli yapan müzisyenler piyasa müziği yapanları eleştirirken, kendisi gibi bir müzisyen daha yetişmesinden rahatsızlık duyabiliyor. Bu da sanatçıların ‘Kaliteli müzik yapan gençlerin yetişmesini istiyoruz’ söylemlerinin pek samimi olmadığını gösteriyor. Nihayetinde müzik adına yapılan her ürün halka sunuluyor ve herkes canının çektiğini dinliyor.

 

Benim dinleyici olarak tercihim, klavyeyle çalınıp düğün salonu atmosferini yaşatan ve popülerite uğruna disko ritmlerinin üzerine çalınmış kemençelerden oluşan tuhaf bir kirlilikten yana değil tabii. Daha sade, her enstrümanı teker teker duyabileceğim, zengin bir sound’dan hoşlanıyorum.

 

Önce onları tanımıştık

Marsis: 2006’da Korhan Özyıldız ve Ceyhun Demir tarafından kurulan grup adını Kaçkar Dağları’nın zirvelerinden biri olan Marsis’den alıyor. İlk çıkışları Çernobil Faciası’nın yıldönümü nedeniyle Kadıköy Meydanı’nda verdikleri konser. Şarkılarında rock etkisi görülüyor. Logosunda nükleer santral karşıtlığı dikkat çekiyor. İlk albümlerinin adı ‘Marsis’. Grup vokalde Korhan Özyıldız, gitarda Çağatay Kadı, kemençede Ceyhun Demir, bas gitarda Evren Arkman, davulda Yaşar Kadir Baş, tulumda Mustafa Gökay Ferah’tan oluşuyor.

 

Cem Tarım: Sazla icra ettiği eserlerle Karadeniz müziğine yeni bir soluk getiren Tarım’ın albümünün adı ‘Lodos’. Gurbet, sıla özlemi, aşk, göç, ölüm gibi konulardaki şarkılarıyla dikkat çeken sanatçının en bilinen şarkısı, ‘Yayla Bulutu’. Kayıtlar Trabzon’da yapıldı. Konuk sanatçı Nikos Michailidis iki parçada düet yapıyor. İki telli bağlama diğer yöre çalgılarıyla kullanılıyor. Albümün amacı, Karadeniz müziğinin yağmalanması ve kültürünün erozyona uğratılmasına dikkat çekmek.

 

İhsan Eş: Bağlama icracısı, derlemecisi ve bestecisi olan İhsan Eş’in ilk albümünün adı ‘Espira’. Eş, Karadeniz coğrafyasından yaptığı derlemelerle biliniyor. Abdurrahman Tarikçi, Fuat Saka, İlknur Yakupoğlu, Erdem Sökmen, Umut Ayvaz ve Gündem Yaylı Grubu gibi isimlerle çalışan Eş’in albümünde bölgenin diline ve şivesine hâkim aile fertlerinin de vokalleri bulunuyor.

 

Karmate: Genç ekibi ve şarkılarıyla en popüler gruplardan. Resul Dindar, Oktay Üst, İsmail Avcı, Gökhan Özkan, Muhterem Sur, Eshat Alpkaya, Yıldırım Yalçınkaya, Ömür Arslan’dan oluşuyor. İki albümleri var: ‘Nani’ ve ‘Nayino’. Lazca ‘Su Değirmeni’ anlamına gelen Karmate’nin canlı performansları epey ünlü. İlk albümleri ‘Nani’ de hücum kayıt olarak hazırlandı. Grubun repertuarında Türkçe, Lazca, Gürcüce, Ermenice ve Rumca şarkılar yer alıyor

 

     

Ayşenur Kolivar

Volkan Arslan

Selçuk Balcı
     

Önce Onları Tanımıştık

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020