Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 16
Sayı: 1788




Halen içinde yaşadığımız Pandemi Sürecinde; konser, tiyatro, opera ve bale gibi sanat etkinlikleri devam etmeli midir?

Devam etmelidir.
Devam etmemelidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 29 müzisyen gazete okuyor
 
 
İlkem Ezgi Aşam
 
 
Yayımlanan Sayı : 1269

Dikkat çekmek için önce gürültü çıkartmak gerekir! - 15.07.2011





Proje4L/Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi’nde açılan ‘Canım, Lütfen Yapma’ adlı  sergi, sanat eleştirmenleri ile sanatçıları, onların rollerini yerinden ederek bir araya getiriyor. Sergi temelinde AICA’nın (Uluslararası Sanat Eleştirmenleri Derneği) Türkiye ayağına dikkat çekmeyi amaçlıyor. Ancak her bir sanat eleştirmeninin karşı karşıya geldiği sanat yapma ya da imge üretme fikri ve süreci, bu sergiyi sadece kolektif bir misyon içinde değerlendirmek yerine bir bilinmezin bireysel keşfi olarak görmemize de fırsat veriyor. Serginin küratörleri Seda Yörüker ve Selen Sarıoğlu’nun da vurguladığı gibi her bilinmez bir potansiyel yaratıyor. 
   
»Sanat ele
ştirmenlerinin sergisini yapma fikri nereden aklınıza geldi?
Seda Yörüker - Selen Sarıoğlu: Bu sergi AICA içinde ve onun için geliştirdiğimiz bir fikir. AICA, Paris merkezli uluslararası bir sanat eleştirmenleri örgütü ve onun bir de Türkiye ayağı var. Bugün sanat ortamı ve gerçekleşen etkinlikler geçmişe göre çok daha geniş ve daha akışkan. Öyleyse böyle bir ortamda sanat eleştirisine ve sanat eleştirmenlerine daha fazla ihtiyaç var, fakat korelasyon da bir bozukluk olduğu kesin. İşte AICA Türkiye, bu ülkede sanat eleştirmenlerinin ve eleştirisinin farkında olmamızı hatırlatan ve dahası bu yapıyı kurmaya çalışan bir örgüt. Biz böyle bir sergi yaparak AICA’ya daha çok dikkat çekeceğimizi düşündük.

»Sergi yerine niçin konferans ya da panel gibi bir etkinli
ği seçmediniz?
Bazen dikkat çekmek için ilk önce gürültü çıkartmanız gerekir. İlk önce dikkat çekmek sonrasında da konuşmak gibi. Sizi daha çok insanın bilmesi ve dinlemesi için gerekli olan yeni bir şey ise onu denemeniz de bir sakınca yok. AICA’ya dikkat çekmek istiyorsak ya da insanların zihninde böyle bir şeyin varlığını oluşturmak istiyorsak tersten hareket etmenin işe yarayacağını düşündük.

»Bu fikir AICA içinde nasıl bir kar
şılık buldu?
Her şey bir davetle başladı. Biz AICA üyelerini bir sergiye, yani bir bilinmeze davet ettik. Bir iki kişi en başından buna karşı çıktı, diğer bazısı yani bu sergide yer alanlar ise o bilinmezin izini sürmek istedi. Heyecan ve cesaret çoğu zaman işe yarar. Burada hem kolektif hem de kişisel düzlemde yaşanacak bir süreç vardı. Düşünsenize birisi sizi bir sergiye davet ediyor, ama siz bir sanatçı değilsiniz ve o vakte kadar böyle bir ediminiz olmamış. Bir sergi için ne yapabilirsiniz, ne yapmak istersiniz? Sanat üretme fikriniz nasıl işliyor? Bu soruları kendi içinizde cevaplandırmak zorunda kalıyorsunuz. Kolektif bir oyun, sizi kendi sanat yapma fikrinizle baş başa bırakıyor ve aslında her bilinmez bir potansiyel yaratıyor.

»Davet etti
ğinizde o bir iki kişinin karşı  çıkış nedenleri neydi?
Bu davete verilecek en kötü cevap; “bunu yapmak yerine ...” idi ve elbette bu cevaplar geldi. Ancak bunun ‘yerine’ bir şey olamaz. Sanat eleştirmenleri başlıklı bir sergi bir kere olacak bir şey; panel ve benzeri hiç bir diğer proje ile yer değiştirecek bir şey değil. En baştan mantık dışı olmayı seçmiş bir şeyi siz nasıl mantıklı bir şey ile yer değiştirmek istersiniz! Panel yerine kitap ya da konferans diyebilirsiniz ama sanat eleştirmenlerinin sergisi deniliyorsa buna ya dâhil olursunuz ya da olmazsınız.

»Sergiye 16 ki
şi katılmak istemiş. Sizce katılanların öncelikli nedeni neydi?
Büyük ölçüde merak olmalı. Bir kereliğine sanatçı olmayı ‘denemek’ kulağa enteresan gelebilir. Bir çeşit oyun oynama isteği. 16 kişi bu oyunu oynamak istediyse bu değerli bir şey. Aslında böyle bir serginin sadece tek bir nedeni yok; en başında son derece kolektif ama aynı zamanda sizi sanat yapma fikrinizle de yalnız başınıza bırakacak kadar bireysel bir içeriği var. Bir sergi için yapıt üretmek kafanızın başka şekilde işlemesine yol açıyor, bu yazının alanından farklı bir işleyiş; bir mekan ve espas içinde düşünmeye başlıyorsunuz. İşte tüm bu üretim süreci serginin asıl nedenini bile unutturabilir ölçüde heyecanlı. Bir de tabii ortak bir şeyler yapma isteği var, grup içinde arzulanan bir enerjinin açığa çıkması gibi buna paralel nedenler de.

»Neden “Canım, Lütfen Yapma”?
Serginin ismi Philip Larkin’in “Letters to Monica” adlı kitabında yer alan bir mektubun ba
şlangıç cümlesinden geliyor. Mektup, “Dear, Don’t Please” diye başlıyor. “Canım, Lütfen Yapma”, tersten hareket eden, yapılmayacak olanı yapan bu sergiye muhalif sesler için bir yanıt niteliği taşıyor. Aslında sergiye yönelik en başından gelen “yapma” isteklerine, ‘asıl sen canım, lütfen yapma’ diyor. 16 kişi ve onların seçtikleri sanatçılar bunun yapılmasını istiyor, o halde bu sergi yapılmalı. “Canım, Lütfen Yapma”, ‘neyi yapmayayım’ sorusunu akla getiriyor. Yapılan ne? Yapılmaması gereken ne?

»Sanatçıların olması nasıl bir anlam ta
şıyor?
Aslına bakarsanız bu sergide sanatçıların metinleriyle yer alması hep bir rol değişimi gibi algılandı. Ancak bizim için buna rol değişimi demek hafif kalıyor. Sanatçılarla sanat yazarları arasındaki ilişki önemli bir şey. Sanat ortamında bunun mekanik, formel ya da bir görev ilişkisi olmaktan çıkıp daha katmanlı ve güçlü bir ilişkiye dönüşmesi zaman isteyen bir süreç. Böyle bir ilişkinin ortaya çıkması, ikili karşıtlıklar ya da taraflar üzerinden işleyen söylemlerden daha çok arzu edebileceğimiz birşey. Tüm bu fikirler ekseninde bu sergide basit bir yer değiştirme değil daha ziyade olası bir birlikte çalışabilme potansiyeli yaratabilmek vardı. Bazısı bu süreci tam da buna uygun yaşadı, bazısı ise yer değiştirme olarak algılamış olabilir, sonuçta zaman isteyen bir süreci kısa bir zamanda oturtmak o kadar mümkün değil ama en azından akla getirmek mümkün. Son kertede süreç nasıl işlerse işlesin sanatçılarla sanat eleştirmenleri sanat eleştirisine dikkat çekme amacı taşıyan bir sergide biraraya geldi.

‘TÜKET
İM KÜLTÜRÜNE YENİLMEYEN ŞEY YOK’

»Günümüz sanat ele
ştirmenliğini nasıl buluyorsunuz, fazla popülist değil mi sizce?
Popülizme ve tüketim kültürüne yenilmeyen hiçbir
şey yok gibi; edebiyattan sanata, müzikten siyasete ve hatta sağğa dek her şey fazlasıyla popülizmin içinde. Sanat piyasasının hızla büyümesi ile birlikte gazeteler sanata eskisinden daha fazla ilgi göstermeye başladı. Ancak bu durum, Türkiye’de zaten fazlasıyla sorunlu ve eksik olan sanat eleştirisini daha da aşağıya çekti. Sanata dair yazılar gazetelerin ekonomi sayfalarında yer almaya başladığı kadar bazı gazeteci sanat yazarları da sanat eleştirisini magazinsel bir kıvama getirdi. Günümüzde sanat gibi sanat yazını da daha hızlı tüketilmek isteniyor.

»
İki türlü sanat yazını ve sanat eleştirmeninden bahsediyorsunuz yani?
Evet biri fazlasıyla popülist, di
ğeri ise bir o kadar köhne. Her ikisinden de uzakta durup yeni bir alandan hareket eden sanat eleştirisini bulmak çok zor. Sanatı, sanat tarihini bilmek, her zaman iyi bir sanat eleştirmeni ortaya çıkartmıyor. Sanatla ilgili alanda çalışan her akademisyen bir sanat eleştirmenidir diyemeyiz. Tabii bugün sanat eleştirmeni olmak eskisinden daha da zor çünkü bugünün sanatına hakim olmak için sadece edebiyata, tarihe değil aynı zamanda teoriye, kültürel çalışmalara ve belki bilime yani pek çok alana hâkim olmanız gerekiyor.

»Sizce bu sergiden sonra sergide yer alan sanat ele
ştirmenleri sanat üretmeye devam eder mi?
Neden olmasın, onu görmek hoş olurdu. Sonuçta sanat yapmak, yüce bir gerçeklik değil bir çeşit pozisyon almak gibi bir şey. Bu sergi bir kereliğine gerçekleşen bir oyundu ama bazısı bu oyunun içinde kendine kaçış ya da keşif noktaları bulduysa bu da serginin ürettiği potansiyellerden biri olmalı.

Projede yer alan sanatçılar

Sanatçılar
: Ay
şe Köksal, Beral Madra, Burcu Pelvanoğlu, Burçak Madran, Derya Yücel, Ebru Nalan Sülün,  Elif Dastarlı, Evrim Altuğ, Fırat Arapoğlu, Nazlı Gürlek, Nilgün Yüksel, Osman Erden, Seda Yörüker, Selen Sarıoğlu, Su Başbuğu, Umut Kaan Özdemir

Sanat Yazarları: Serkan Özkaya, Gülsün Karamustafa, Volkan Aslan, Aslımay Altay Göney, Orhan Cem Çetin, Komet, Vahit Tuna, Evrim Kavcar, Xurban-Collective, Antonio Cosentino, Lebriz Rona, Zeynep Perinçek, Oral Ünlü, I
şıl Eğrikavuk, Yusuf Taktak, Elif Çelebi, Nuri Kuzucan

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2021