Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1758




Güzel Sanatlar Fakülteleri ve benzeri okulların yetenek giriş sınavlarının YÖK tarafından kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılması doğru bir karar, Katılıyorum.
Kaldırılması yanlış bir karar, Katılmıyorum.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 49 müzisyen gazete okuyor
 
 
Zeynep Demirci Mazonowice
 
 
Yayımlanan Sayı :

Bir Kazak, Bir Kalem, Bir de Dalaylama... - 08.05.2006





Bir zamanlar, genç ve deneyimsiz bir rock grubunun konserinde ses mühendisliği yaparken, grubun menajeri yanıma yaklaştı. Neye bozulduğunu anlamamıştım. Menajer; “Sound’u sevmediler,” dedi. “Acaba sound’larını biraz düzeltebilir misin, yani onları olduklarından biraz daha iyilermiş gibi gösterebilir miyiz acaba?”

Canlı performansların ya da stüdyo kayıtlarının çemberinden geçmiş her ses mühendisi, tuhaf olduğu kadar sık rastlanan bu taleplere bir sürü örnek verebilir. Yine de, George Martin’in başına gelen olay, ‘Ses Mühendislerinden İstenen Tuhaf Şeyler’ listesinde özel bir yere sahiptir. Örneğin; Beatles’ın Tomorrow Never Knows adlı şarkısını kaydederken, John Lennon, yapımcı Martin’in yanına gelip, vokallere dair şöyle bir istekte bulunur: “Dalaylama en yüksek dağın zirvesinden şarkı söylüyormuş gibi olsun.”

Tomorrow Never Knows, Beatles’ın sekizinci stüdyo albümü Revolver’ın son parçasıydı ama kayda en önce o alınmıştı. Parçanın, Beatles’ın o güne dek yapmış olduğu parçalardan tümüyle farklı olacağı en başından belliydi. Beatles sahnelerde She Loves You Yeah Yeah Yeah diye sallanıp duruyordu ama Lennon’ın stüdyoya getirdiği parça bambaşka bir tarzda yazılmıştı: Tek bir akoru vardı. O günlerin, rock’n roll’unda genelde en az iki, çoğunlukla da üç akor kullanıyordu. Parçanın sözleri ise With Love from Me To You gibi hitlerden çok Tibet Ölüler Kitabı’nı andırıyordu.

1966’da Beatles’ın giderek gerginleşmesine neden olan turneler, kayıt stüdyosunu dörtlünün dış dünyadan kaçabileceği tek sığınak haline getirmişti. Grup, uzunca bir süredir hem müzikal hem de (daha geniş bir pencereden bakıldığında) sanatsal açıdan gelişmekteydi. Çığlık çığlığa bağrışan hayranların sesleri, yetersiz ses sistemlerinden çıkan müziği bastırdığı için, yeni bestelerin pek çoğunu canlı çalmak neredeyse olanaksızdı. Üstüne üstlük, halkın gözünde, Beatles’ın o sevimli Mop-top imajı, gümbür gümbür gelen yeni müzisyenlerle -Jimi Hendrix ve the Who gibi- kıyaslandığında fazlasıyla evcil kalıyor ve grubun gerçek kimliğini yansıtmıyordu. Stüdyoda ise dörtlünün deneysel ilgilerini(deneyselliğe ilgileri), çağcıllarının da izleyeceği yeni trendler oluşturuyordu. Sitar gibi enstrümanları rock dünyasına tanıştıran onlardı. Tersine kayıt alıyorlardı. 1966 tarihli, iki A yüzünden oluşan Paperback Writer adlı single’daki Rain adlı parça büyük olasılıkla bir rock single’ında tersine kayıt tekniğini kullanan ilk parçaydı.

Grubun bu tür bir deneyselliğe eğilmesinin bir nedeni de John Lennon’un kendi sesinin ham halinden hoşlanmamasıydı. Geoff Emerick’in Otomatik Duble Kayıt’ı icat etmesine Lennon ön ayak olmuştu ama “Dalaylama” ricasını yerine getirmek daha da özel birşeyler gerektiriyordu. George Martin, stüdyoda yeni arayışlara girmekten zevk alan bir yapımcıydı ve yeni sound’lar keşfetme konusunda Beatles kadar istekliydi ama John’un vokallerini dönen bir Leslie kabine gönderme ve sonucu yeniden kayda sokma fikri ses mühendisi Geoff Emerick’ten gelmişti. Dalaylama’nın, şarkı söylerken kullanmak bir yana, Leslie Speaker denen aletin yanından geçip geçmediği meçhul ama Lennon’un son kayıttaki vokali, yüksek bir dağın zirvesinden söyleniyormuş duygusunu gerçekten veriyordu. İlk kayıtlarda, ki bunlardan bir tanesi antolojiye alınmıştır, davul, bas ve vokaller, tekrarlanan tek bir gitar loop’unun üzerine çalınmıştır. Bu teknik bugün sıkça kullanılsa da, 1966’da stüdyolar sampler ve synthesizer lüksüne sahip değildi, dolayısıyla loop etkisi sıradan bir analog teyp kayıt cihazının kayıt kafasının üzerini örtmek, loop’un iki ucunu birbirine bağlamak için teyp kullanmak ve teybin kaymasını önlemek için bir kurşun kaleme başvurmak suretiyle sağlanmıştır. Sonradan loop yavaşlatılmış ve Ringo’nun, antoloji belgeselinde “yüzüş etkisi” olarak tanımladığı etki bu şekilde ortaya çıkmıştır.

Bu ilk kayıt kullanılmasa da analog loop’ları, son kayıtta görülen o farklı tarzın önünü açmıştır. Üçüncü kayıtta, ki son kayıtta kullanılan budur, John gitarıyla tek akorunu çalarken, kendisine hipnotik tekrarlar yapan bir davul ve bas eşlik ediyordu. O günlerde, davul kayıtları davuldan yarım metre uzakta duran bir ila dört mikrofonla alınıyordu. Bunun iki nedeni vardı; davul kayıtlarında olabildiğince canlı bir etki yaratmak ve daha da önemlisi, mikrofonların hasara uğramasını önlemek. Oysa Beatles, başından beri, ‘yakın’ ritimlerin kayıtlar için ne kadar gerekli olduğunun farkındaydı. Dolayısıyla, dörtlü, davulların daha yüksek sesli ve dolu kaydedilmesi için uğraşıyordu. Listelerdeki hitleri çoğalıp, başarıları günden güne arttıkça, onlar da EMI Abbey Road Stüdyoları’ndan daha fazla talepte bulunabiliyor, stüdyo mühendislerine de mikrofonları davulun daha yakınına yerleştirme izni çıkıyordu. Tomorrow Never Knows’un kaydında, mikrofon bas davulun tam önüne (yaklaşık 1.5 cm) yerleştirilmiş ve titreşimi kontrol edebilmek için davulun içine eski bir kazak tıkıştırılmıştır. Basta tek bir nota çalınmıştır ve mikrofon gene çok yakındadır. Her ikisi de parça boyunca tek bir nota çalan sitar ve Vox Organ’nın kayıtları bas ve davuldan sonra alınmıştır.

Kayıtları gelişigüzel ses efektleriyle ve tersine loop’larla doyurmak kimin fikriydi bilinmez ama hem John hem de Paul son zamanlarda avangard kompozitör Stockhausen’la yakından ilgileniyordu. Hatta, ‘ses kolajları’ ile deneyler yapmak üzere analog teyp kayıt cihazları almışlardı (John, grubun kendi adını taşıyan 1968 tarihli Double albümde yer alan Revolution 9 adlı parçada, bu fikir üzerine yoğunlaşacaktı. ). Tomorrow Never Knows’un son miksi için, Abbey Road Stüdyolarındaki makinelere analog loop’ları yerleştirildi. Bu loop’lar martı sesi, orkestra müziği, tersten çalınan gitar kayıtları gibi çeşitli sesler içeriyordu ve hepsi de 2 Numaralı Stüdyodaki miksere atıldı. Ardından, ana konsoldaki faders, uygun anlarda sesleri vermek üzere, enstrüman gibi çalındı..

Sonuç takdire şayandır. Beatles kayıtlarının dört kanalla alındığı, synthesizer, sampler ve bilgisayarların stüdyolarda bugünkü gibi hüküm sürmediği o günlerde, Liverpool’lu bu dört müzisyen ve yol arkadaşları zamanının çok ötesinde bir kayıtla ortaya çıktı. Öyle ki, albümün o katıksız psikodelik, hipnotik niteliği ile at başı gidebilecek albümlerin çıkması için 1990’ların tekno devrimini beklemek gerekecekti. Chemical Brothers’ın 1998 tarihli Setting Sun şarkısının müzik tarihinde herhangi bir parçayla akrabalığı varsa, o da Tomorrow Never Knows’dur. Beatles’ın bu sıradışı kaydı, salt iyi yazılmış bir şarkı değil, aynı zamanda stüdyo kaydının gerçek gücünün tam bir göstergesidir. Bu parça, stüdyonun yalnızca canlı bir performansı kaydetmek için kullanılan ve düğmelerle tellerden ibaret bir sistem değil, bir sanatın hem evi hem de enstrümanı olduğunu, bir şarkının içindeki duyguları dile getirebilmek için stüdyonun da çalınması gerektiğini ortaya koymuştur. Tomorrow Never Knows bugün bile orijinal bir yapı barındırmaktadır. John Lennon’un “Arka planda dört bin keşiş ilahi okurken en yüksek dağın tepesinden şarkı söyleyen Dalaylama” gibi söyleme arzusunun yerine gelip gelmediğini ise, hayal gücümüze bırakmak zorundayız ( bu yakınlarda yolumuz Tibet’e düşmediyse, elbette).

Terimler:
ADT (Automatic Double Tracking) : Otomatik Duble Kayıt aynı parçaya ait iki kaydın aynı anda yapılmasına olanak tanıyan bir tekniktir. Kayıtların biri değişken hızda dönen bir analog cihazındadır. Bu kayıtlarda hafif bir farklılığa yol açar. Ardından, daha kuvvetli bir sound yaratmak için iki kayıt birleştirilir.
Leslie Speaker (A Leslie Speaker/ Leslie Cab)
Bir kabinin içinde çeşitli hızlarda dönen bir motora bağlı hoparlördür. Hammond orglarında, belirgin uğultu tonunu yaratır. Ayrıca; gitar ya da Beatles örneğinde de olduğu gibi vokal efekti yaratmak üzere de sıkça kullanılır.

Kaynakça:
* Mark Cunningham, Good Vibrations: A History of Record Production, Sanctuary Music , 1.edisyon, 1997, Londra
* Mark Lewisohn, The Complete Beatles Chronicles,, Hamlyn 1. edisyon, 1995, Londra
* The Beatles Anthology (DVD), EMI Music Distribution - Apple Records 1996, DVD 2001
* The Beatles Anthology 2, Apple Records, Mart 1996







 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020