Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1746




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 67 müzisyen gazete okuyor
 
 
Ertuğrul Mavioğlu
 
 
Yayımlanan Sayı : 1193

Pop müzik dünyayı kirletiyor. - 23.03.2011





Onu yıllar önce Murat Çelik ile birlikteyken Düş Sokağı Sakinleri’nden biri olarak tanıdık. Yaklaşık 10 yıldır yaptıkları albümlerle yoluna ‘düşler ressamı’ olarak devam ediyor.

Murat Yılmazyıldırım’dan söz ediyoruz. Binlerce bestesi var evinde tur
şusunu kurup kimselere vermediği. Bestenin alınıp satılan bir şey olmadığını savunuyor. Resim yapıyor, hepsi evinin duvarlarında asılı. Ayrıca şiir ve roman da yazıyor biri hariç henüz bastırmadığı. Ve bugünlerde üç CD’lik alışık olduğumuz formatın dışında hayli uzun parçalardan oluşmuşİksir İçtim Değiştim’ albümünü dinleyicilerine sunmanın heyecanını yaşıyor.

Deyim yerindeyse albümünün kapa
ğının üzerindeki mürekkep kurumadan evinin kapılarını açtı, sorularımızı yanıtladı. Çok karşı olduğu pop müziğin dünyayı kirlettiğini söylüyor. Yaptığı müziği hiçbir kategorinin içine koymayıp, ‘Murat Yılmazyıldırım tarzı’ diye tanımlıyor. Allah’a çok bağlı ve sanatçılığın kendisine bahsedildiği inancında.

Herhangi bir insanla kar
şı karşıya olmadığınızı hemen anlayabilirsiniz onu tanıdığınızda. Belki onun kendisine yakıştırdığı gibi ‘seçilmiş’ değilse de, farklı bir ışığının olduğu muhakkak. Kendi cümleleriyle anlatsın, müzik macerasını ve ‘İksir İçtim Değiştim’i...

“Müzik hayatına profesyonel olarak Dü
ş Sokağı Sakinleri’yle atıldım. İte kaka giden bir birliktelikti bu. Üç albüm çıkardık ardından ayrıldık ve ben kendi yoluma gittim. Tek olmak muhteşem bir şeymiş. 2001’den 2011’e kadar huzurlu bir şekilde albümlerimi yapıyorum. İki bine yakın konser verdim. Müziğe, piste bir uçağın inişi gibi, pilot edasıyla yaklaşmadım. Müziğim iniş için değil; yolculuğum uzaya kadar. Hatta herkesin müzik yapamayacağını düşünüyorum. Eline gitar, bağlama alan insanların yaptıklarıyla ortamı ve dünyayı kirlettiğine inandım. Müzikte bir seçici kurulun olması gerekli bence. Keşke o kurulun başında da benim gibi insanlar olsa. O zaman müzik adına daha kaliteli işler çıkar.

‘Asıl temam insan üzerine’
Ben sadece bu albümde de
ğil, geçmişte yaptığım albümlerde de işlediğim ana tema insan olma üzerinedir. Aşk, sevgi, barış, kardeşlik, daha yaşanası bir hayat, hayvanları ve insanları sevmek benim ana temalarımı oluşturuyor. Yaratıcıyı bana verilenin dışında çok daha fazla keşfettim. Yaratıcıyla olan iştigalim, Kuran-ı Kerim’i okumadan oldu. Körü körüne bağlılıktan söz etmiyorum. Kendinle kaldıkça, her şeyin bir sebebe dayandığını gördükçe bir şeylerin sana koşturduğunun farkına varıyorsun. Ve sen sadece yapılması gerekeni yapıyorsun. Bana bu kadar yetinin verilmesinin bir sebebi olduğunu düşündüm. Yazma, müzik yapma, resim yapma, alimlik, filozofluk gibi yetenekler herkese verilmiş değil. Bunun bir sebebi var: dünyayı daha huzurlu kılmak ve insanları yönetmek. Karınca kararınca kendimi bunlardan bir tanesi olarak gördüğüm için rahat konuşuyorum.

Ben bir
şekilde kendimi âşık olarak görüyorum. Aşkın gücünü kudretli bir şekilde gösteren bir kişi olarak insanlara adres göstermeye çalışıyorum. Yaptığım bir keşiftir.

‘E
şim eski şarkılarımı kıskanır’
Albümün adı ‘
İksir İçtim Değiştim’ ya, buradan yola çıkanlar eski ortağımdan da etkilenip Budizm’den Müslümanlığa yöneldiğimi söylüyorlar. Oysa 18 yaşlarında Budizm felsefesiyle ilgilenmem, şu anki duruşumdan uzak olduğum anlamına gelmiyordu. Düşlerin ressamı benim. Ve ben, Yaradan’ın bahşettiklerini resmediyorum. Kendimi keşfettiğim andan itibaren insanlara şunu söylemeye başladım: Bana verilen yeteneğin farkındayım, o nedenle ürettiklerimi önce oraya gönderiyorum. Bu benim şükran borcumdur.

Şarkılarımın büyük bir çoğunluğunu eşime yaptım. Ama onunla eski ve yeni şarkılarım konusunda aramızda anlaşmazlıklar oluyor. Eski şarkılarıma da sürrealizm katardım ama aşk daha keskin hatlarla belliydi. Eşim bundan rahatsız oldu. Eski albümlerimde haklarında şarkı yaptığım insanlarla onun için yaptığım şarkılar arasında kıyaslama yapıp beni eleştiriyor. ‘Onlara karşı aşk teması bu kadar kesin işlenmişken, bana yazdığın şarkılardaki aşk neden bu kadar gizemli?’ diye soruyor. Bu duygusal tepkiyi çok iyi anlıyorum. Ama diğer yandan piştikçe sürrealizmin etkisi artıyor üzerimde. O nedenle şarkılarımda, kadına duyulan aşkla tanrısal bir aşk iç içe girmiş durumda.

Herkes bana, ‘Senin müzi
ğini nereye koyacağız?’ diye soruyor. İlahi mi? Rock mu? Alternatif mi? Buna yanıtım, bu bir Murat Yılmazyıldırım müziği. Beni kategorize etmesin kimse. Benim müzik akımlarıyla hiç alakam yoktur. Teknolojinin moda olduğunu düşünürüm ve modaya karşı bir insanım. Müzik marketlerde albümlerimi nereye koyacaklarını bilemiyorlar. Kimileri pop, kimileri rock, kimileri de alternatif raflarına koyuyor. Oysa bir Murat Yılmazyıldırım rafı açmalarını çok isterdim. Mesela benim müziğim kıç baş kıvırarak dinlenen bir müzik değil. Ben şarkılara el çırparak katılmalarını da istemem. Çünkü benim müziğim daha dingin bir müzik. Bu nedenle barlar yerine kilise, Efes, İshakpaşa Sarayı, Yerebatan Sarayı, Aya İrini gibi tarihi mekanlarda çalmayı tercih ederim. Beni izleyenler arasında tesettürlü olan da, Atatürkçü olan da, solcu da, zengin de, yoksul da var.

‘Albümde Okan Bayülgen de var’
Albümdeki üç CD’nin de birer adı var.
İksir çiçeği Nimura, İksir böceği ise Achaymatus. Bir de Pagutos ismi var albümde. Üçüncü CD Cümbüş-ü Alem. Okan Bayülgen iki bölümünde var. Cem Adrian’la düet yaptık. Tiyatro sanatçısı Köksal Engür, babam, yeğenim var. Babamın 1968’de anneme yaptığı ‘Hasret Acısıyla Yanıyorum’ adlı rast makamı şarkısı benim için çok değerli.

Cem Adrian’la tanı
şmamızın üç yıllık geçmişi var. Menajeri Hayal Kahvesi’ndeki Cem Adrian’ın konserine davet etti beni. Gittim. Benim dört şarkımı okuyormuş, sahneye davet etti. Düet yaptık. Oradaki çekimler ‘Youtube’a da yüklenmiş. Çok beğenildi. Sonra birbirimizin albümlerinde birer düet yaptık. Cümbüş-ü Alem bir epik bir tiyatrodur aslında. Ben, Cem, Okan, Köksal, babam, yeğenim olmuşum. Böyle çokluğa varmışım.

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019