Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1762




Güzel Sanatlar Fakülteleri ve benzeri okulların yetenek giriş sınavlarının YÖK tarafından kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılması doğru bir karar, Katılıyorum.
Kaldırılması yanlış bir karar, Katılmıyorum.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 41 müzisyen gazete okuyor
 
 
Serhan Bali
 
 
Yayımlanan Sayı : 1155

İstanbul böylesini ağırlamadı! - 28.01.2011





Piyanist Martha Argerich'in Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall'da gerçekleştirdiği konser, sanatçının yaydığı enerji ve eserleri yorumlayışıyla son yılların en unutulmazlarından birisi oldu.


İstanbul son yıllarda böylesini ağırlamadı! Piyanist Martha Argerich’in 19 ve 20 Ocak akşamları Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall konserleri kapsamında verdiği iki oda müziği konserinin ardından yapılan yorumların hemen hepsi bu cümleye bağlanıyordu. Hâlbuki ıstanbul son 20 yıl içinde, diyelim, Itzhak Perlman’dan Luciano Pavarotti’ye Radu Lupu’dan Riccardo Muti’ye pek çok klasik müzik yıldızıyla tanıştı. Ama Argerich’in sahip olduğu muazzam sanatçı kimliğinin yanı sıra yaydığı o enerji, konserleri verdiği ortamın içeriğe uygunluğu, iki konserde de salonu ağzına kadar dolduranları ‘böylesi gelmedi’ dedirmeye yetti de arttı. 

Sahnede yalnızlı
ğı sevmiyor

Aylar önce, evvela Radikal okurlarının haber aldı
ğı bu konserler öncesinde başta Albert Long Hall konserlerinin koordinatörü Evin ılyasoğlu olmak üzere herkesin yüreği pır pır ediyordu çünkü Argerich son dakikada konser iptal etmesiyle ünlenen, 70’ine merdiven dayamış bir asi kadındı! Hatta kimileri ‘Sahneye çıkmadan inanmam’ bile diyordu! Ama belli ki ılyasoğlu işini sağlam kazığa bağlamıştı. Aylar önce bir sohbetimiz sırasında bahsedip geçtiği Cenevre seyahatinin sırrı sonradan açığa çıkmıştı. Meğer Evin Hanım’ın o gezisi ‘Argerich’i ikna turu’ndan ibaretmiş.

Son yıllarda sahnede yalnız kalma fobisi geli
ştiren Argerich 20 yıldır solo resital vermiyor. Onun yerine konçerto çalmayı ve çok iyi anlaşğı dostlarıyla oda müziği yapmayı tercih ediyor. ılyasoğlu, Argerich’i Albert Long sahnesinde Cenevre’den tanışğı iki eski Türk dostu, kemancılar Ayla Erduran ve Ömer Sipahi’yle buluşturmuş, bu üçlünün yanına da, Argerich’in ilk kocasından viyolacı kızı Lyda Chen ve genç Çinli viyolonselci Jing Zhao’yu katmıştı. Argerich sahnede yalnız kalmaktan ölesiye korkuyor belki ama bu fobisi oda müziği yaptığı müzisyen dostlarıyla sahnedeki ilişkilerinde koruyucu, kollayıcı rol üstlenmesine engel değil. Hiçbir ölçüyü şansa bırakmayan, kendi partisi kadar yol arkadaşlarınınkiyle de ilgilenen, onları peşine takıp sürükleyen bir lokomotif. 19’undaki konserden iki saat önce binaya girdiğimde Levent Conker akordu tamamlamış, Argerich’e beğendirmiş ve grup son provasına başlamıştı. Evin Hanım “Bu gece piyanodan çok farklı bir ton duyacaksın” diyordu, heyecanla (Hakikaten o akşam Argerich’in Albert Long’un Steinway’inden çıkarttığı tonun ‘farklı’ güzelliğine, homojenitesine diyecek yoktu). Argerich’in peşinden yılardır koşanların başında gelen ıstanbul Müzik Festivali’nin yönetmeni Yeşim Gürer Oymak, konserden sonra haklı olarak ‘Martha’yı her dinlediğimde reenkarnasyona daha çok inanıyorum. Böyle çalmak bir ömre sığabilecek bir iş değil’ diyordu. Tıpkı benim gibi, Argerich’in kayıtlarıyla değil mutlaka ‘sahnesiyle’ tanınması gerektiğine inananlardan biri olan müzik yazarı Ufuk Çakmak ise sanatçının eserlere olağanüstü hâkimiyetini şu veciz sözlerle dile getiriyordu: “Kalbinde yapıtı baştan sona karış karış hissetmiş ve her şeyin nereye oturduğunu çok iyi bilerek oraya, piyanonun önüne geliyor ve derken tüm akorlar, notalar, geçitler, olması gereken yerlerine bir çırpıda, akış içinde ağırlık ve özgürlükle oturuyorlar.” 

Anlatmaya sözler yetmez

İkili ve dörtlü yorumlanan Beethoven, Chopin, Franck ve Schumann eserlerinden sonra ikinci yarının son eseri olan Schumann ‘Piyanolu Beşli’ için dev keman yorumcumuz Ayla Erduran da sahneye geldi ve başından sonuna gayet tatmin edici bir icra ortaya çıkardı. Elbet eleştirilecek yanları vardı ama gençlerle orta yaşlıları aynı sahnede bir araya getiren o muhteşem paylaşım ortamı, Argerich’in sahnenin arkasına kurulan dev perdeden izlenebilen, dans eden, akıl almaz biçimde açılıveren parmakları yanında, üzerinde durulmayacak noktalardı bunlar. Argerich’i aslında solo da dinledik sayılır çünkü Jing Zhao ile yorumladığı Chopin’in ‘Op.3, Parlak Polonez’inde ustalığını öyle bir konuşturdu ki, sözcüklerle anlatılacak şey değil.

Konserin sonunda herkes mutluydu ama asıl Erduran’ın mutlulu
ğuna diyecek yoktu. Sahnedeki herkesi defalarca öptü büyük usta. Bu konsere ne kadar ciddi hazırlanmış olduğunu, adeta tüm yaşamını ortaya koyduğunu gördü o akşam orada toplananlar. Bizler de onun adına mutlu olduk. Güneşiyle bulutlarıyla görkemli bir kariyerin artık sonbaharında Erduran’a sunulmuş anlamlı bir hediye yerine geçti bu konserler.

Kulis ana baba günü gibiydi. Argerich de nerdeyse 1 saat süren imza ve foto
ğraf faslında herkesle sabırla tek tek ilgilendi. Sanırım o da şaşkındı ve belki de biraz mahcuptu, Türkiyeli hayranlarını neden bu kadar yıl boyunca beklettiğini soruyordu herhalde o sırada kendine. Galiba onu artık daha çok göreceğiz. şimdi en büyük arzumuz, Argerich’i yine güzel bir salonda, iyi bir orkestra eşliğinde bir konçertoda dinleyebilmek. Bu kez fazla beklemeyeceğiz gibi gözüküyor!

Foto
ğraf: Martha Argerich (ortada) gördüğü ilgiden oldukça memnundu.  

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020