Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1748




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 42 müzisyen gazete okuyor
 
 
Ece Dorsay
 
 
Yayımlanan Sayı : 1093

Marcus Miller ve bas gitar... - 25.10.2010





Marcus Miller’ın tekrar ülkemize konsere gelmesi şerefine, 2003 yılında  Cazcı.com adlı web sitesine yazdığım ve az kişinin okuma imkânı bulabildiği Marcus Miller yazısını burada paylaşmam gerektiğini düşündüm : Marcus Miller’ın The Ozelltapes adlı double konser Cd’sini dinlerken ben de kapıldığım duygu tufanını paylaşmak istedim. Açıkhava’daki ilk konserini yıllar önce izlemiş biri olarak benliğime bas gitarın etkileyiciliğini kazıyan bu adama minneti borç bilirim. Çünkü yıllar sonra beni, imzalı bas gitarını almaya kadar götürdü bu adam.2002 tarihli bir konser albümü ile karşı karşıyayız. Konser kaydı olması bir yana albümün prodüktörlüğünü de Marcus Miller bizzat kendisi üstlenmiş. Bir konser kaydının mixing ve mastering aşamalarının da neredeyse performansın kendisi kadar önemli olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Ama albümün içine düştüğü notta bu konserin direkt mixing board’dan kaydedildiğini ve “official bootleg but better” (yasal korsan kayıt ama daha kaliteli) olduğunu vurgulamış. Sıkı dinleyicilerin tahmin edeceği gibi Marcus Miller sadece bas gitarı değil; bas klarnet, soprano saksafon ve klavyeyi de konuşturmuş.

Gelelim bende etki bırakan parçalara: Konserin ilk parçası ‘Power’ insanda ismi gibi bir etki uyandırıyor. Çok pozitif enerji veren bir parça. Bu parçada bana en alışılmadık ve hoş gelen yön ise bütün enstrümanların bas gitara sadece eşlik etmesi. ‘Cousin John’ neredeyse onbir dakikalık bir parça… Önce parlak slap tonlarının yankılandığı parçaya aniden slide tekniğinin ağırlıkta kullanıldığı blues gitarlar girince neye uğradığımı şaşırdım. Parçanın ortasında mute-slap tekniği ile konuşturulmuş bir bas gitar duyacaksınız.

John Coltrane yorumu olan ‘Lonnie’ Lament’ ise benim için bir bas gitar şölenine dönüşmüş. Tekniğini en çok konuşturduğu parça bu olsa gerek. Bas gitar sanki üç dört kanal üst üste kaydedilmiş gibi duyuluyor.

‘I Loves You Porgy’ ise neredeyse on dakikalık bir parça. Perdesiz bas gitarın Jaco Pastorius etkileşimli bir şekilde çalındığına ve naturel harmonics’lerin bend’ler ile birlikte kullanıldığına şahit olacak kulaklarınız. On iki dakikaya yakın uzunlukta olan ‘Panther’in melodisi ise heralde Marcus Miller’ın sıklıkla kullandığı bir tema. Akustik piyano ise parçayı daha da farklı boyutlara sürüklemiş. İçerisinde funky baslardan tutun da latin tarzına bile kayan jazzy bir piyanonun karıştığı ama ana tema melodisinin bas gitarda yoğunlaştığı bir parça.Bu da benim gibi bas gitarın sesini daha fazla duymak isteyenlerin parçanın solo bölümünde sesi daha fazla açmasına sebebiyet veriyor. Ortalara doğru slap ve özellikle pop tekniğini sonuna kadar kullanan Miller; bas severleri mest ediyor. Tapping tekniğini ise minimal riff’lerle süslüyor.Bas gitara taktığı wah pedalı ile parça daha da vahşi bir hal alıyor.

Gelelim ikinci cd’ye : Açılış parçası ‘3 Deuces’de Miller, saksafonunu konuşturmuş. Parçanın sonlarına doğru ise bas gitara geçmiş. ‘Your Amazing Grace’ ise saksafonun romantik bir havaya büründüğü ama davulların çok dinamik devam ettiği vokalli bir parça. Yine perdesiz bas gitarın büyüsü… ‘When Your Life Was Low’ ise Lalah Hathaway’in yumuşak vokalleri ile soul tarzında bir ballad. ‘Killing Me Softly’ ise orijinaline yakın bir yorum ama vokali orijinalinden daha zayıf kalmış.

Herhalde bu albüm hakkında yazacak daha çok şey var. Konser kayıtlarından oluşması bu albümü daha da değerli kılıyor.

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019