Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1761




Güzel Sanatlar Fakülteleri ve benzeri okulların yetenek giriş sınavlarının YÖK tarafından kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılması doğru bir karar, Katılıyorum.
Kaldırılması yanlış bir karar, Katılmıyorum.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 26 müzisyen gazete okuyor
 
 
Michael Kuyucu
 
 
Yayımlanan Sayı : 1090

15 yılda ne hale geldik! - 20.10.2010





“Yahu eskiden ne bereket vardı” diye geçenlerde kendi kendime düşündüm, insanlar bangır bangır tüketim yapıyordu. Bugün bir şeyi satın almak için bin kez düşünüyoruz, eskiden öyle değildi, daha bir bereket vardı, daha bir cesur alışveriş yapıyorduk. Bu, özellikle doksanlı yıllarda öyleydi, iki binlere doğru geldikçe önce kriz sonra da tüketime yansıyan durgunluk girdi devreye. Artık albüm almaz olduk, bunda elbet genel ekonominin olduğu kadar ülkemizde çeşitlenen medya mecralarının da rolü büyük oldu. Çoğalan radyoların içeriklerini sadece müziğe yönlendirmeleri, internet mecrası ve Almanlar’ın başımıza musallat ettiği  MP3’ler de elbet albüm satışlarını azalttı. Ama olayı bununla sınırlamayalım, eskiden tutku ile dinlenen sanatçılar ve şarkılar vardı, iyi albümler vardı ama artık yok.Türkiye’de acaba insanlar artık müzik dinlemiyor mu diye düşündüğüm de oluyor bazen…

DİZİDE KULLANILIRSA PATLIYOR!

Diğer Avrupa ülkelerinde insanların ciddi bir eğlence hayatı var, müzikle içiçeler, Yunanlılar, İtalyanlar ve Fransızlar bunun en somut örnekleri.Bu ülkelerin müzik dinleme alışkanları bizden daha profesyonel seviyede.  Yani insanlar müziği yaşıyor, müzikle eğleniyor ve eğlendiriyor. Sokağa çıkıyor, sevdikleri sanatçıların mekânlarını dolduruyor, konserlere gidiyor. Bizde ise işler daha farklı, biz vaktimizi daha çok televizyon seyrederek dizilerle geçiriyoruz. Bir şarkı tek başına müzik marketlere sunulduğunda hiç fark edilemiyor, klip çekildiğinde ancak fark ediliyor, eğer o şarkı bir dizide kullanılırsa patlıyor. Bu yönüyle bakıldığında Türkiye’de insanların neden albüm almadıkları ve profesyonel müzik tüketimi yapmadıklarına dair fikir üretmek mümkün.   

Benim dikkatimi çeken bir diğer şey de Türkiye’nin dijital ekonomide ‘bedava mp3’ dağıtımına çok erken geçmesi oldu. Diğer Avrupa ülkelerinde resmi dijital portalları az da olsa bir meblağ karşılığında mp3’leri satarken bizde sadece Powerclub bunu yaptı, ondan sonra gelenler ise mp3’leri adeta dağıtt. Bu kolay ulaşım da insanların albüm alma alışkanlıklarını düşürdü. Bu konuyu düşünürken 1995 ve 2010 yılının ilk altı ayında en çok satan albümleri ve satış rakamlarını araştırdım. 

1995  ile 2010 yılının ilk altı ayında en çok satan ilk on albüme baktığımızda aslında Türkiye’de müzik sektörünün ne kadar küçüldüğünü görebiliyoruz İlk on albümün toplam bandrol sayısı 1995’de 3 milyon 650 bin 850 iken, 2010’da 741 bin 85 adet olmuş. Aradaki fark müthiş! 15 yıl önce en çok satan albüm 1 milyon 587 bin 500 adet bandrol alırken 2010’da en çok satan on albüm bunun yarısı kadar bandrol alabiliyor. 2010’un en çok satan albümü ise 1995’in en çok satan albümünün yüzde 10’undan daha az bandrol almış. 

1995 yılı öncesi ve sonrasında, yani doksanlı yıllarda inanılmaz bir müzik tüketimi vardı, o yıllarda albümü 100 bin satmayan adam yerine konmazdı, şimdi bakıyorum da en çok satan Ferhat Göçer 132 bin bandrolu zar zor almış, onu Serdar Ortaç 100 bin bandrol ile takip etmiş, başka yüz bini geçen sanatçı yok!

Müzik şirketlerine baktığımızda ise Doğan Müzik’in neredeyse beş yıldır süren pazar liderliği bu yılda devam etmiş, Sony Müzik ciddi bir atılım yapmış ve ikinci sıraya çıkmış. Üçüncü sırada ise Seyhan Müzik yer almış.Geçtiğimiz yıllarda üçüncü sırada yer alan ve bir dönem pazar liderliğine soyunan Avrupa Müzik ise 2010’da 11. sırada yer alarak fiziksel satışlarda ciddi bir küçülme yaşamış. Doğan Müzik bu işi çok iyi yapıyor, Türkiye’nin vizyonu en geniş müzik şirketi bence bu şirket, Samsun Demir gibi sosyo-kültürel seviyesi yüksek, akademik eğitimli düzgün bir yöneticisi var. Sony Müzik de öyle, kurumsal vizyonu geniş olan şirketlerden biri. İkisi de bence ilk iki sırada olmayı hak ediyor. 

Bu tabloları  inceledikten sonra ben şunu gördüm ve anladım: Müzik dünyasında artık kerestecilere yavaş yavaş yol göründü, sektör küçülüyor ama taşlar yerine oturuyor, sektörün küçülmesi üzücü ama sektörde düzgün adamların ayakta kalması ve sektörü düzgün adamların domine etmesi ise çok güzel.
  

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020