Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1748




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 90 müzisyen gazete okuyor
 
 
Editör'den
 
 
Yayımlanan Sayı : 1078

Ve bugünün Türkiye’sinde, bugünün sanat ortamında susuyorsanız, kayıtsızsanız, ahlâksızsınızdır! - 04.10.2010





İyi bir hafta geçirmenizi dileyerek bugünkü yazıma başlıyorum:

Türkiye’de bir insan omur boyu aynı kitabı yazarak, aynı şarkıyı, resmi, heykeli yaparak saygınlık kazanabilir.

Ama bu "sıradan”lıktır.

Türkiye’deki okurların, dinleyicilerin, sanat takipçilerinin gözlerinde bir perde vardır bu konuda. Ama dünyada hakiki yazarlar, hakiki besteciler farklı üslupları, biçimleri denerler, kendi üsluplarına derinlik kazandırırlar, ustalaşırlar. Ulvi Cemal Erkin, Cemal Reşit Rey, günümüzde Fazıl Say, Hande Dalkılıç gibi müzisyen ve besteciler böyle sanatçılardır.

Bu arada her zaman uğrak yerim olan sanatevimize geldim ve oturup yazıları okurken aniden Tarkan’ın "Bu Gece" şarkısı çalmaya başladı. Geçenlerde de gece TV'de "adult swim" adlı programı izlerken kuklalarla ilgili bir bölümün başında, 60'lı yıllardaki bir Anadolu rock grubunun yorumladığı eski bir türkü çaldılar.

Dünya giderek bozuluyor mu nedir?


Türkiye’de sanat takipçilerinin gözlerindeki bu perde, durumun böyle devam etmesini çok arzu eden sıradan eleştirmenlerin desteğiyle kurulmuştur. Bu eleştirmenlerin bazısı bırakın bir yabancı dili bilmeyi, kendi anadilini dahi anlamaktan aciz, statükocu adamlarla kadınlardır. Bu haldeyken kendileri gibi olana yani vasata prim yaptırmaya ömürlerini adamışlardır.

Bu vasat adamların kendi çıkardıkları ya da bir vesile ile yazdıkları dergilerde sık sık "edebiyatta en bilmem ne", “müzikte TOP 10” gibi listeleri hazırlanıp yalan yanlış, gündelik değerlendirmelerle okurların, dinleyicilerin kafası bulandırılmakta ve yazılı basına malzeme çıkarılmaktadır.

Bu dergileri okuyanlarda sanat dünyamızın orada yazılanlar gibi olduğunu düşünüp yanlış yönlere sevk edilmektedirler.


Bu vasat adamların içine yuvalandıkları jüriler bugünkü müzik, sinema ve diğer sanat dalları ortamında ödülleri vermektedir.

Siz örneğin geçtiğimiz beş yılda ödül alan kaç şarkıcının ya da bu şarkıları besteleyen şarkı bestecisinin yarına kalacağını düşünüyorsunuz?

Okuduklarım içinde çok iyi olan üç taneyse, o ödülü neden aldığı asla açıklanamayacak sekiz tanesi var.

Bu vasat eleştirmen tayfasının birbirini desteklemesi sonucu jürilerde -kaliteli adları tenzih ederek soyluyorum- ayni isimler görülmekte.


Köşeye sıkıştırıldıklarında tırnaklarını çıkarıp kendi şanlı müzik çevrelerinden ve mazilerinden bahseden bu adamlar kendileri mazi olmakta neden bu kadar yavaş davranırlar akıl erdirilmez.

Koltukları bırakmak zordur evet, iktidarı terk etmek zordur.

Sonra emekli albaylar gibi hissedersiniz kendinizi.

Emekliliği aldığınız gün kimse yüzünüze bakmaz, esaminiz okunmaz.


Ama bu vasat adamların hüküm sürdüğü coğrafyada bunların yazıları, fikirleri her ne kadar berbat olsa bugün bütün gazetelerin sanat eklerinde yayımlanmaktadır.

Herkesin birbirine göbeğinden bu kadar bağlı olması sonucu gerçek müzik sanatı sınır dışı edilmektedir.

Bulanık sudaki bütün teneke parçalarına mücevher muamelesi yapılmaktadır.


Gerçek müzik sanatı nedir, çok tartışılabilir bu konuda. Ama şu bir gerçek ki bugün bize müzisyen diye dayatılan birçok isim aslında havagazıdır.

Sadece büyük medya kuruluşlarının ya da büyük bir tarikatın bugünkü Türkiye’nin biçimlendirilmesinde kullandığı yöntemlerin müzik sanatına yansımasıdır.

Bu notlar da o isimler kadar kalacaktır yarına.


Müzik ideolojiler tarafından kullanılabilir elbette ama ideolojiler üstüdür.

Bütün şarkıları yazan birileri vardır bu dünyada ve sevilmek ve sözüm ona olumsuzluk için de bir yol olabilir müzik!

Ama müziği bu yolda kullanırsanız, müzik sizi kusar.

Susmak yerine göre en büyük erdem olabilir insan için.

Gandi gibi susabilmek!

Ama daha önce de yazmıştım yine bu sayfalarda.

Susmak en büyük ahlaksızlık da olabilir.

Ve bugünün Türkiye’sinde, bugünün sanat ortamında susuyorsanız kayıtsızsanız, ahlaksızsınızdır!

Ve bu cümle tarihe kayıt düşmek adına yazılmıştır.


Benim hiç kimseyle alıp veremediğim yok, bir kinim, kıskançlığım vs.  de yok.

Beni tanıyanlar bilir zaten.

Benim müziğe olan katkılarımı, sanata olan emeğimi yazdılar sayfalar dolusu. İnternette bu kanıtı var çokça.

Ama benim amacım kendimce bir mevsim temizliği.

Evet, şimdi dolabı havalandırma zamanı.

Çarşamba günü görüşene değin hepinize müzik dolu günler diliyorum.

Esen kalın.


Müfit Semih Baylan
Editör



 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019