Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1747




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 38 müzisyen gazete okuyor
 
 
Editör'den
 
 
Yayımlanan Sayı : 1068

Arabesk tehdidi... - 20.09.2010





Önce tüm Mavi Nota okurlarına iyi bir hafta geçirmelerini dileyerek başlıyorum bugünkü yazıma.

Fazıl Say’ın sözleri ile başlayan arabask tartışması hızını kesmiş gibi görünse de yer yer lokal olarak devam ediyor sevgili dostlar.

Son yıllarda ana akım medyadaki en iyi müzik söyleşilerini yapanlardan olduğuna inandığım Ömür Şahin, yaptığı bir özel çalışmayla müthiş bir çalışma gerçekleştirmiş. Safımız ne olursa olsun, geçtiğimiz günler, haftalar boyunca, tartışmaktan hepimize gına gelen üç meseleden birini (malum diğer ikisi, Bono sevgisi-saygısı ve referandum ‘Evet’i-‘Hayır’ı) Ömür, ‘Arabesk müzik ‘tehdit’ mi ediyor?’ başlıklı dosyada masaya öyle bir yatırmış ve kendisine öyle görüşler bildirilmiş ki, sahipleri, yatırıldıkları masadaki ötekileştiricilikleriyle, toplumsal hassasiyetleri feci biçimde yerle bir ediyor. Bu dosya için söyledikleriyle, aydın (!) duyarlılığı ve çoğulculuk adına tüylerimi diken diken edenlerin isimlerini verip başıma yeni dertler açmayı düşünmüyorum. Buna karşılık ‘Oh, neyse ki onlar var’ dediğim dört ismin görüşlerinden alıntılarla, sizleri bu dosyaya davet ediyorum. Ve ‘jakoben’ olduğunu düşündüğüm klasik müzik camiamıza rağmen böyle bir dosyayı, hem de müthiş bir ketumlukla hazırlayan Ömür Şahin’i kutluyor, aşağıdaki görüşlerin yorumunu siz değerli müzisyen okurlara bırakıyorum.

Cem Mansur (Akbank Oda Orkestrası Şefi)
“Her türlü müziğin bir var olma nedeni var. Arabesk de öyle. Bu ülkede, bazılarının hoşuna gitmeyen ve kendi seçimi olmayan giyinme şekilleri gibi bu müzik de, başka bir gezegenden ‘bize kötülük olsun diye’ indirilmedi... Ayrıca milyonlarca insanın dinlediği bir müzik neden mücadele edilmesi gereken bir şey olsun?”

Güç Başar Gülle (Ud ve gitar sanatçısı)
“Arabesk müziği toplumun belli bir kesiminin kendini ifade etme aracıdır. Bu bağlamda üretilen müzik sosyal gerçeklerle de paraleldir. Arabesk müziğin bana ve bu ülkeye zenginlik kattığını düşünüyorum. Bence arabesk müziğe nasıl yaklaşıldığı, bu müziğin niteliğinden daha temel bir soru işaretidir. Bu soruyu bu ülke de üretilen her türlü müzik için sormamız gerekir. Arabesk duyguların sıcaklığına kapılıp miskinlik ve temeli olmayan isyan söylemiyle harmanlanan bir hayat görüşüdür. Beni rahatsız eden durum; Türkiye deki çağdaş Batılı kesim ve tutucu kesimlerin aslında daha arabesk bir yaşam formunda olmalarına rağmen belli söylemlere sığınarak kendi gerçeklerinden kaçmalarıdır. Eğitim, disiplin ve sürekli orijinal üretimler sayesinde bu durumla daha sağlıklı bir şekilde yüzleşebiliriz.”

Hülya Tunçağ (Müzikolog, müzik yazarı)
“...Müzikleri ayırmak istemem ama arabesk son derece samimi bir müziktir ve varoşların aradığı samimiyettir. Sıkı rockçuların bile bugün Müslüm Gürses dinlediğini görüyoruz. Ancak yıllar önce bu müzik çok kötü şekilde evrildi. Affedemediğim bir şey var: Üst kesim bu müziği gittikleri barlarda dinleyip eller havaya yapıyor, sonra da bu müziği eleştiriyor. Müzikte bugün geldiğimiz nokta 80’li yıllarda yaratılan kültürün dibe vurmasıdır. Son yıllarda üretilen pop müziğe baktığımızda, çoğu örnek arabeskin çok altındadır. Popta arabeskin samimiyeti yok, söz gücü yok... Üstelik bu sadece Türkiye’ye özgü değil ki... Caza baktığımızda blues’lar var, ezilmiş bir kitlenin başkaldırısıdır blues... Biraz hoş görüyle bakmak lazım. Bence bir tehlike de değil arabesk. Niye tehlike olsun? Tek bir gözlükten bakan klasikçilere çok kırılıyorum...”

Volkan Hürsever (Kontrbas sanatçısı)
“...Ben şahsen, iyi bestelenmiş ve yorumlanmış bir arabesk müziği, kötü icra edilmiş bir caz parçası, Türk Müziği eseri ya da klasik batı müziğine tercih ederim. Arabesk müzik bence mücadele edilmesi gereken bir olgu değildir -ya da en azından bir müzisyen, arabesk müzikle mücadele etmek yerine, kendi icra ettiği müziğe yoğunlaşıp onu daha iyi bir yere getirmek için çalışmalıdır. Ama bazen devletin ya da medyanın, halkına dünyanın ortak değer saydığı sanat eserlerini tanıtması ya da ülkesinde yapılan her türlü müziği ulaştırması gibi bir misyonunun olması gerekip gerekmediğini kendime sıkça soruyorum.”

Çarşamba günü görüşene değin esen kalın sevgili dostlar.


Müfit Semih Baylan
Editör

 

 

2 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019