Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1776




 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 23 müzisyen gazete okuyor
 
 
Ayşe Emek
 
 
Yayımlanan Sayı : 1052

Bayreuth Piyano Festivali / Gerçekten önemli olan… Gülsin Onay ve Steingraeber’deki Piyano Resitali - 16.07.2010





Beethoven, siyasal gündemin sorunlarından, hele hele garip bir seçimden çok yükseklerde… Veya daha doğrusu: Piyanist Gülsin Onay, Steingraeber salonunda gerçek anlamda bir festival konseri vermek üzere piyanoya otururken arkadaşımın dediği gibi: Beethoven, bu sorunların altında yatıyor. 

Şunu demek istiyorum: Beethoven toprağın altında, o öldü. Fakat müziği ölümsüz. Bir piyanist, o son derece ifadeli Ayışığı Sonatı’nın (Op. 27/2) meşhur birinci bölümünü böylesine gizemli, ışıklar gölgelerle bezeli çalınca Beethoven yeniden canlanıyor. 

Gülsin Onay öyle titiz bir müzisyen ki neredeyse imkansızı başararak ana çizgiden hiç sapmadan devam ederken aynı zamanda her detayı tek tek aydınlatabiliyor. Dinleyicileri de ilk ölçüden son ölçüye kadar aynı coşkuyla onun büyüsü altında sürükleniyorlar. Bu yorum, bir yandan yavaş bölümdeki hüznüyle emsal oluştururken diğer yandan presto agitato’daki çekiç gibi vuruşlar hakiki şok etkisi yaratıyor. Sanatçı eserin özgünlüğü içerisinde spontane yükselişler, sürprizler ve akışların tesirini iyi biliyor. 

Bilen bir dinleyici kulağıma fısıldadı: “Bu, şimdiki Chopin için ordövr sayılır.” Gerçekten de Op. 48/2 fa diyez minör Noktürn, Op. 9/2 mi bemol majör Noktürn ve 3. Balad daha mükemmel, daha derin, daha yoğun hislerle çalınamazdı. Mi bemol majör Noktürn, özür dilerim ama ağlatacak kadar güzeldi. Biletlerin neredeyse tümünün satıldığı salonda her zamanki hafif huzursuz dinleyici bu kez çıt çıkartmadan büyülenmiş dinliyordu.  

Onay, özellikle Chopin’i her notasının hakkını vererek çalıyor ama kesinlikle aptalca bir abartıyla değil de her bir notanın gerçek önemini belirterek... Olağanüstü: la bemol majör Grand Polonez’in girişinde bir güçlü patlamanın enerjisi yükseliyordu. Bu bir zafer alayı değil aslında, son bir ayaklanma ve neredeyse Polonyalı süvarilerin güçlü nal sesleri duyuluyor salonda ara sıra. 

Sanatçı farklı da çalabildiğini gösteriyor. Debussy’nin Images’larındaki üç tablo, piyanistin parmaklarında çok değerli, zarif ve modern mücevherlere dönüşüyor.  Sonunda ise bu yoruma uygun bir alkış tufanı kopuyor. Polonez’den sonra bir şey çalmak aslında çok güçtür, o yüzden göz kırparak, heyecanla “Türk Marşı”na başlıyor. Arkasından hızlı onaltılıklarıyla bir Bach/Busoni parçası, Schumann’ın parlak Abegg Varyasyonları ve hem vatandaşı hem hocası Ahmed Adnan Saygun’un bir prelüdünü seslendiriyor. 

Lezzetli parlaklık  
Chopin’in Ludovic Varyasyonları’nda Gülsin Onay, gösteriş için yüzeysel olarak değil ama her notanın içindeki gücü ortaya çıkartarak elde ettiği müziğinin lezzetli parlaklığını bir kez daha sergiliyor. 

Esas önemli olanı burada duyabiliyoruz ki bu pek de alışılmış bir durum değil: Cumhurbaşkanları geçicidir ama Beethoven, Debussy ve Chopin kalıcıdırlar. Sanatçının çekici gülümsemesinde de bu değişmez hakikatin payı vardı.

Frank Piontek, Nordbayerischer Kurier, 2.7.2010, ALMANYA
   

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020