Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1761




Güzel Sanatlar Fakülteleri ve benzeri okulların yetenek giriş sınavlarının YÖK tarafından kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılması doğru bir karar, Katılıyorum.
Kaldırılması yanlış bir karar, Katılmıyorum.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 41 müzisyen gazete okuyor
 
 
Sevin Okyay
 
 
Yayımlanan Sayı : 1040

Müzikle örülmüş şehir. - 30.06.2010





İstanbul’da yaşamanın bazı yönleriyle bir nimet olduğunu bir kez daha anladığım bir hafta geçirdim. Aslında bu haftaya, heyecanla beklediğim bir konserle başlamayı umuyordum. Bir önceki hafta, Ataköy Sheraton havuzbaşında gerçek bir caz efsanesini, 1958’de Harlemde çekilmiş olan o eşsiz fotoğrafta, ‘A Great Day in Harlem’de yeralmış Benny Golson’u dinlemeye gitmiştim. Bu hafta ise aynı mekânda akordiyonun emsalsiz üstadı Richard Galliano’yu (Bir caz adamı şöyle demişti: “Caz akordiyonu ikiye ayrılır:  Galliano ve diğerleri”) dinlemeye hazırlanıyorduk ki, doluyla karışık yağmur vaziyeti doğdu. Gerçi organizasyondaki nazik hanımlar çadır kurulduğunu söyleyip davetlerini tekrar ettiler ama ben Arvo Pärt konserinden önce kovalarla boşaltılan yağmurun altında kalmış biri olarak, bir süre musluklardan akan sulara bile şüpheyle bakmıştım.

Gidemedim yani, ancak ertesi akşam Pina Bausch’un, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İKSV ortaklığında sahnelenen ‘Nefes’ine gittim; Bausch’un İstanbul’una. Geçen yıl bizi bırakıp giden Pina’yı, Nisan ayında da Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde oynayan ‘Dans Rüyaları’ ile anmıştık ama bu bambaşka bir şey. Bausch’un dans anlayışını bilen-sevenler için bir hazineydi.

Sonra da Mich Gerber bizi cepheden vurdu. Ayın 24’üydü, günlerden Perşembe. Mesai arkadaşlarımdan orada burada sürtüp duran bir eleman muamelesi görmeyi göze alarak, Aksanat’ın yolunu tuttum. Bas/kontrbas zaten çok severim, Mich Gerber’in kendisi de en takdir ettiğim basçılardan biridir. Klasik müzik eğitimi görmüş biri olarak, hem bu kaynaktan yararlanıp hem de olabildiğince uzaklara giden bir cazcıdır. Enstrümanını dans eder gibi çalması da işin cabası. Kendisi pek çok müzisyenle işbirliği yapmıştır, hatta bunlardan biri olan Imogen Heap de Caz Festivali’nde karşımızda olacak. Gerber Çarşamba akşamı Sakıp Sabancı Müzesi sahnesi ile Perşembe akşamı Aksanat sahnesine davulda Gert Stäuble, perküsyonda Fredrik Gille ve çok beğendiğimiz vokalisti Joy Frempong ile çıktı. Dört dörtlük bir konserdi.

Kaçırmış olma ruh hali içindeyseniz, hemen belirteyim: Bu Çarşamba, yani 30 Haziran’da iki konser var. Bir tanesi, gene Akbank Sanat’taki Lars Danielsson konseri. Programda üstadın kontrbas ve viyolonsel çalacağı söyleniyor. Ben çello çaldığı albümlerini biliyorum. Her neyse, Danielsson’a piyanoda Stavros Lantsias, gitarda John Parricelli eşlik edecek. ‘Zarif, lirik ve melodik’ sıfatlarına hak kazanmış üstat, besteci ve yapımcı yönleriyle de tanınır. Gerçekten pişman olmazsınız, vaktiniz varsa kaçırmayın.

Gelin görün ki, aynı akşam, neredeyse aynı saatte Haliç Teresanesi’nde de bir konser var. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı, iki yıldır PÈcs ve Ruhr Ajanslarıyla işbirliği içerisinde sürdürdüğü ‘Geçici Kentler’ projesini bu konserle noktalıyor. Saat 19.30’da Haliç Tersanesi’nde Antwerp’li sıradışı DAAU -Die Anarchistische Abendunterhaltung / Anarşist Akşam Eğlencesi grubu, tersanenin havuzlarından birine yerleşterilecek olan yüzer sahnede çalacak. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinlikleri çerçevesinde gerçekleştirilecek bu özel konser, aynı zamanda grubun İstanbul’daki ilk performansı. Adlarını, Hermann Hesse’nin Bozkırkurdu (1927) romanından çıkaran DAAU’yu dinlemeyi çok isterdik. Ne yazık ki Danielsson ile aynı akşama denk geldiler. Klarnette Han Stubbe, akordeonda Roel Van Camp, kontrbasta Hannes d’Hoine ve çelloda Simon Lenski ile sahneye çıkacak  Die Anarchistische Abendunterhaltung’un son albümünün adı, ‘The Shepherd’se Dream’. Onu henüz dinleyemedik ama, Danielsson’un son albümü ‘Tarantella’yı gönül rahatlığıyla tavsiye edebiliriz. İstanbul’da rahatlıkla bulabilirsiniz, ayrıca alan da pişman olmaz...

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020