Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1747




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 28 müzisyen gazete okuyor
 
 
Editör'den
 
 
Yayımlanan Sayı : 1040

Saat: 23.59 - 30.06.2010





Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun, İstanbul  Boğaziçi’nde gürültülü müzik yapılan eğlence mekânlarının saat 23.59’dan sonra kapatılacağını açıklaması üzerine şimdi kıyametler kopuyor...

Bir taraf “Bakan haklı, gürültü canımıza tak ettirdi” diyor, karşı taraf gürültü konusunun sadece bahaneden ibaret olduğunu, kararın gerisinde eğlenceyi ve içkiyi yasaklamanın bulunduğunu söylüyor, işi demokrasiye ve özgürlüklere kadar getiriyor ve 23.59 sınırına karşı çıkıyor.

Ben de Veysel Bey’e karşı olanların, yani yüksek volümlü müziğin gece yarısına tam bir dakika kala kesilmesine karşı çıkanların tarafındayım ama gerekçem başka: Şehrin göbeğinde kulakları ve sinirleri böylesine tahrip eden gürültülere tam 23. 59’a kadar izin verilmesi yerine tamamen yasak edilmesi gerekir. 

Şimdi, bu yazdıklarıma “Aman nasıl ilkel, ne kadar beylik lâflar” diyecek olanların çıkacağını bilerek söyleyeyim: Bizdeki gürültü rezaletinin benzeri, dünyanın başka bir yerinde var mıdır bilmiyorum ama zenginlerle fakirler arasındaki gelir farkının mukayese bile edilemediği memleketlerde kıyametler kopartarak eğlenmek bir matah zannedilir, oralarda zaten “parası olmayanın canı çıksın” düşüncesi hâkimdir ve parası olanlar gürültü ve gümbürtü ötesi bir ortamda tepinip dururlar.

Uygar ülkelerde bizdeki gibi bir uygulamaya rastlayamazsınız. . Vur patlasın, çal oynasın misâli gamsız bir şekilde sefa süren ve azınlık bile denemeyecek kadar küçük bir grubun müdavimi oldukları Boğaziçi’ndeki mâlûm mekânların benzerleri, medenî memleketlerde gürültünün yerleşim merkezlerinden işitilemeyeceği kadar uzak mesafelerdedir. Şehirlerin içinde yüksek volümlü müziğin çalındığı dünya kadar eğlence yeri vardır ama bunlar açık havada değil, kapalı mekânlardadır; yalıtımları mükemmeldir ve dışarıdan hiçbir şey duyulmaz.

İstanbul’daki mesele, birkaç yüz kişinin eğlendiğini zannetmesi uğruna, yüz binlerin gecelerinin cehenneme çevrilmesinden ibarettir. Bunun özgürlüklerle yahut İstanbul’un gelişmişliğinin ölçüsü ile hiçbir ilgisi de yoktur, ortada sadece bir vurdumduymazlık vardır ve artık bir eziyet haline gelmiş olan bu derdin halledilmesi de şarttır.

Yazımızın konusunu şimdi ilginç bir tespit yaparak devam ettirelim. Bilmem hiç dikkat ettiniz mi? Gürültüsüz yaşayamamak, bizde son senelerde âdet haline geldi. Koskoca İstanbul’da yemeğinizi huzur içerisinde yiyebileceğiniz, dostlarınızla rahatça konuşabileceğiniz ve tepenizden gümbürtülü bir müziğin yükselmediği şık ve sessiz restoranlardan sadece birkaç tane kaldı. Tam bir sükûnun hâkim olması gereken kitapçılarda bile artık kıyametler kopuyor, sonuna kadar açılmış müziğin gürültüsünün refakatinde kitap seçmeye çalışıyor ve tabii, yapamıyorsunuz.

Gürültü bizde artık bir sosyal tuhaflık hâline gelmiştir! Merak ediyorum: Neden 23.59? Görevleri vatandaşın huzurunu sağlamak olan yetkililer niçin günün her saatinin sükûn içersinde geçmesini temine çalışmıyorlar da “Huzurun başlama ânı tam gece yarısıdır” diyorlar? Devlet, semt sâkinlerinin gecelerini kâbusa çeviren gürültünün mimarlarına neden “Gidin, kendinize uzaklarda bir yer arayın, uygun görürsek izin veririz” demiyor da yer gösterme hazırlıkları yapıyor?

Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu gürültü kirliliği konusunda söylediklerinin tamamında, bir husus haricinde haklıdır:  Müziğin saat tam 23.59’da kesilmesi kararı dışında... Zira, “huzurun başlama saati” diye bir şey olmaz, sadece adı “eğlence” ve “müzik” denen o gürültülerin hiçbir zaman işitilmemesi gerekir.

Cuma günü görüşene değin sizlere gürültüsüz günler diliyorum.

Esen kalın.




Müfit Semih Baylan
Editör


 

 

1 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019