Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1748




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 67 müzisyen gazete okuyor
 
 
Editör'den
 
 
Yayımlanan Sayı : 1038

Sanat ve Sanatçının Toplumsal Yeri - 28.06.2010





Bugün burada yazdıklarım biraz da ihtiyaçtan kaynaklandı. Her geçen gün sığlaşan yaşam biçimimizin içinde bize hiç yakışmayan insan duruşu için yazmak şart oldu.

Neyse sözü fazla uzatmadan konuya geçeyim:

Sanatçı, geceleyin gökyüzündeki ışıl ışıl yıldızları, sütliman denizi, hırçın dalgaları, martıları, yaşanan toplumsal sorunları, çiçeği, böceği, dalı, kuşu, yaprağı dizelere döken, piyano tuşlarında seslendiren, tuvaline renk renk boyaları süren, kare kare fotoğraflayan, çizgilerle konuşan, perdede, sahnede çıkıp oynayan insan mıdır?

Sadece yetenekleri yönüyle diğerlerinden farklı olan insan mıdır sanatçı?

İnsanın yeteneklere sahip olması, sanatçı olmasına yeter mi? Yetenek yönünden daha üstün özelliklere sahip olan sanatçıların, sosyal insan olarak insani yönlerinin de eksiksiz olması gerekmez mi?

Onlar toplumun önemsediği ve değer verdiği öğreten, aydınlatan, örnek olan insanlar değil midir?

Sanatçı, sanatını yeri geldiğinde sanat için yaparken, yeri geldiğinde insanlık için insanlık yararına yapan insandır. Yaşadığı toplum için toplumsal sorunları dile getiren, onlar adına hesap soran ve sorgulayan, iyilik ve güzellik adına muhalefet eden insandır.

Sanatçı öyle bir sanat yapmalı ki; bütün fikri, bütün emeği, bütün hülyası, bütünü ile her şeyi ona ait olsun ve içindeki en sanatçı kimliğini dışarıya aktarsın. Sanatını her zaman için bütün ülke/dünya insanlarının ortak derdine ilaç, özgürlüğüne bir kaçış, bir fetih, bir aşk, bir sevda ve her şeyiyle insanlık için kullansın. Kısaca insanlığın değer diye adlandırdığı tüm değerlerin ortak diline uyarlasın ve hür dünya adına kullansın.

Elbette ki sanat göreceli ve çeşitliliği bol olan bir türdür. Yani bir sanatçı, salt kendi kimliği ile örtüşen sanatçıdır.

Ama bir yere kadar sanatçıdır.

Oysa sanat denilen kavram kimliksizdir, özneldir ve bütün insanlığa hitap etmelidir. Günümüzde herkesin sanatçı kimliğini bu kadar kolay elde ettiği bir toplumda, sanatçı kimliğini tartışmanın yararı ne olabilir diye düşünüyorum?

Sanatçının kimliğini konuşurken, onun sanatını kendi kimliğinden bağımsız nasıl değerlendirebiliriz?

Elbette değerlendiremeyiz.

İşte bu noktada olmazsa olmazlardandır kişilik kavramı.

Kimliği ortaya çıkaran en önemli yapı taşlarından biridir.

Başta kişilik olarak bir değer varsa, arkasına koyacağınız kariyerler ancak o insanın kıymetini arttırabilir. Kişilik değeri yoksa kariyerlerin de bir önemi yoktur.

Sanatçı fark edici, yürüyen bedeni ile dev bir göz olmalı. Kendini dimdik tutmalı ve asla kendisiyle çelişmemeli. "Sanatçı; inanmış adamdır." der, Nâzım Hikmet. İşine geldiği yerde efelenip, işine gelmediği yerde kıvırmamalı, söylemlerinin ve yaptığının arkasında durmalıdır.

Yani kişilikli olmalıdır.

Sanatçı olmak için sadece verilen eserlerin ölçüt olmadığı, sanatçılığın bir karakter olduğunu iyi bilmelidir.

Buraya tek bir tümce daha ekleyebilirim: Sanatçı her ortamda kendini taşımasını bilmelidir!

Sanatı her türlü kişisel çıkarlarına alet ederek kullananlar, sanata en büyük ihaneti yapmaktadır. “Donkişot” gibi her gördüğüne, kızdığına, kıskandığına saldırmak için sanatı kullananlar, kullananlara alkış tutanlar bir gün gelir yaptıkları şaklabanlığın bataklığında boğuluverirler. Sanatçı, okuyan, düşünen, sanat yapmanın dışında sanatın gelişmesine ve yerleşmesine katkı sağlayan, üreten ve ürettikleriyle toplumun bir adım önünde giden kişi olmalıdır ki topluma katkıda bulunabilsin.

Çünkü kişisel hırslarından arınmış olarak, toplumu bir nebzede olsa ileri götürmeyi amaçlayan insandır.

Bir dünya görüşü ve bir duruşu olan, hırslarına, öfkelerine yenilmeyen, maşa olarak kullanılmayan, kendinden vermesini bilen insandır..

Özetle, üretkenliğinin yanında kişiliği ile de bütünleşmiş insandır sanatçı. Yani kişinin sanatçılığı ile kişiliği at başı gitmelidir.

Şimdi sizleri Şekip Ayhan Özışık’ın nadide eserlerinden biriyle, Nihavent şarkısıyla baş başa bırakıyorum. Melihat Gülses seslendiriyor: Bahar Gelmiş Neyleyim, Neyleyim Baharı Yazı Sen Olmayınca.

Çarşamba günü görüşene değin tüm Mavi Nota okurlarına bol müzikli günler diliyorum.

Esen kalın!



Müfit Semih Baylan
Editör

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019