Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 16
Sayı: 1788




Halen içinde yaşadığımız Pandemi Sürecinde; konser, tiyatro, opera ve bale gibi sanat etkinlikleri devam etmeli midir?

Devam etmelidir.
Devam etmemelidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 23 müzisyen gazete okuyor
 
 
Nesrin Aksu
 
 
Yayımlanan Sayı : 1016

“Her türkü bir fırsattır, birbirimizi anlamak için” - 25.05.2010





Müziğin evrenselliğini her fırsatta dile getiririz de, çoğu kez sözlerini merak etmeden dinleriz kulağımıza hoş gelen ezgileri. Çünkü müzik ilk anda tüm cazibesiyle sarmıştır yüreğimizi.. Sonra hikayeler üretiriz kendimizce, dilini bilmediğimiz bir halkın ezgilerine. Peki, siz bilmediğiniz bir dilin türkülerini merak ettiniz mi? Brenna Maccrimmon'un Kanada'dan İstanbul'a uzanan öyküsü, işte bu merakla başladı. Kulak verdi ezgilerin diline ve 'Kulak Misafiri' albümüyle gelip kondu yürek dalımıza. Öyle ki albümünü başucu kitabına benzetenler bile oldu...

Brenna, 'Kulak Misafiri' albümünün öyküsüne geçmeden önce biraz geriye doğru gidelim. Kanadalı folk müzik sanatçısısın biraz kendinden söz eder misin? Balkan müziğiyle nasıl tanıştın?

Bir kütüphanede longplay koleksiyonunu karıştırırken, bir Türk Halk Müziği longplayi vardı, Yunan, Yugoslav ve Bulgar halk müziği longplayi gördüm. Bunları dinlerken çok hoşuma gitti. Ritimleri farklıydı, ezgiler biraz değişik özellikle Balkan müziğindeki armoniler çok ilginçti. Ve yavaş yavaş daha fazla dinlemek istedim fakat o günlerde bulması kolay değildi. Sadece bulmak bile uzun zaman aldı. Toronto'da yaşıyordum. Toronto'daki Türk kökenli, Makedon kökenli arkadaşlarla yavaş yavaş müzik yapmaya başladık. Çok yavaş ama çok güzelliğe açılan bir yolculuk oldu benim için.

Sonra 95 yılında Türkiye'ye geldin ve Türkçe öğrendin.

Evet, o dönem çok iyi bir hocam vardı. Semahat Turan, hiç unutmam. Haftada bir iki saat çalışıyorduk. Kısa sürede derdimi anlatacak kadar öğrendim.

Farklı bir kültürün ezgilerini yorumladın. Duyguyu verme açısından zorlandığını hissettin mi?

Duyguları beni çekti zaten. Yaptığım kayıtları her dinlediğimde, kendimi eleştirerek daha iyisini yapmaya çalıştım. Zorlandığım anlar oluyor tabi ama bu dille alakalı bir durum. Yani telafuz etme sorunu yaşıyorum, fakat oluyor yavaş yavaş.

Albümündeki türkülerin notalarını çalışmadan sadece dinleyerek doğaçlama çalmış tüm ekip ve hücum kayıt yapmışsınız, ki bu çok zordur?

Zor ama daha çok ruhunuzda hissediyorsunuz öyle olunca. Nota çok faydalı, çok önemli ama bu şekilde notayı aşan bir alev oluşuyor. Çünkü kendi tarzınızı daha net koyabiliyorsunuz böyle. Birlikte çalışmak da elbette önemli burada. Herkes hislerini ortaya koyuyor. Birlikte çalışmak önemli. herkes kendi tarzını koyuyor ortaya.

Peki, tam bu noktada sormak istiyorum, evet, sen çalıştığın için biliyordun ama albümdeki müzisyenler bu türküleri bilmiyorlardı, ne hissettiler çalışırken?

Ritimleri ve makamları ilginç buldular. Emprovize taksim gibi yerleri ilgimizi çekti mesela. Ayrı bir güzellik vardı. Kendi duygularını da kattılar.

Peki buradaki müzisyenlerle yolun nasıl kesişti.?

O da ayrı bir hikaye, çok şanslıyım sanırım ve çok meraklıyım. Müzikle uğraşan insanlara, müzik olan yerlere gidiyordum. Konservatuvardan arkadaşlarım vardı. Selim Sesler'le çalıştım. Fatih Akın'ın 'İstanbul Hatırası-Köprüyü Geçmek' belgeselinde yer aldım. 'Elveda Rumeli' dizisi geldi sonra.

Halk müziğine nasıl merak saldın, toplumsal ve kültürel dokuların etkilerinden dolayı mı türkülere gönül verdin?

Müziği çekti önce. Sonra anlamak istedim ve o kültürün içinde yaşamayı tercih ettim anlayabilmek ve duyguyu verebilmek için. Aksi sadece yapaylık olur, taklit olur. Ben hâlâ öğreniyorum, öğrendiklerimi biriktiriyorum ve sürekli keşfediyorum.

'Kulak misafiri' albümünde daha çok Rumeli türküleri var. Sesine daha uygun geldiği için mi Rumeli türkülerini tercih ettin?

Balkan müziğiyle ilgilendiğim için öncelikle Rumeli türkülerini tercih ettim. Fakat çok farklı ezgileri de dinliyor ve yorumlamak istiyorum. Mesela albümde Azeri bir türkü de var, 'Getme Gel.' 1993 yılında Toronto'dayken, Azeri müziğine merak salmıştım. Oradaki Azerilerle tanışıp türkü söylemeye başladım. Amerika'dan gelen iki Azeri müzisyenle birlikte konser yaptık. Bana destek vermek istediler. Bana on tane kaset verdiler, eski Azeri şarkılarından oluşan. Çok güzeldi gerçekten, ben dinledİm, dinledim... Bu 'Getme Gel' şarkısı aklımdan hiç çıkmadı. Birkaç sene sonra Berlin'de Civan Gasparyan konserindeydim. Konser sonrası herkesle konuşuyordu Gasparyan. Bir arkadaşım 'hadi git ona bir Ermeni türküsü söyle' dedi. Ancak ben bilmiyordum ve düşündüm en yakın şey bir Azeri türküsü olabilirdi... Arkadaşım itiraz etti, Ermenilerle Azerilerin arası pek hoş değil, dedi.. Sonra dedik burası Berlin, ben Kanadalıyım o Ermenistanlı. Cesaretimi toplayıp gittim yanına ve söyledim türküyü. Civan Gasparyan beğendi... Ve onun yanındaki yaşlı iki müzisyen bu türküyü nereden öğrendiğimi sordular Türkçe olarak. Ben de dedimki siz Türkçe'yi nereden biliyorsunuz? Tabii ki anneden babadan, Türkiye'de kaldıkları dönemden. Ermenistan'a göç ettikten sonra evde öğrenmişler. Sonra kasedi nereden bulduğumu söylediğimde birbirlerine baktılar ve gülümseyerek biz o kasette çaldık dediler. Muhteşem bir andı. Sonra albüme onların kendi elyazılarıyla selam yolladılar buradaki dinleyicilere.

Farklı dillerde şarkılar söyleyen biri olarak halkların ezgilerini kendi dilinde söylemelerini ve türküler üzerindeki ötekileştirmeyi nasıl değerlendiriyorsun?

Her şarkı, her türkü bir fırsattır. İnsanı tanımak için, birbirimizi daha iyi anlayabilmek için bir yoldur. Hangi dilde olursa olsun, her türkünün ayrı güzelliği var. İnsan olarak paylaştığımız ortak duygular var. Yunanca'da olsa, Makedonca'da olsa fark etmiyor. İnsanı taşıyan bir şey türküler. Farklı kültürlere ait türküleri söylediğimizde bence daha insan oluyoruz. Bir de bunları orijinal dilinde öğrenmek çok önemli bence. Bazı ezgiler aynı anda farklı dillerde söylenmiş örnekleri var. Önemli olan bunların yeri olmalı.

Peki, hiç İngilizce olarak yorumlamayı düşündünüz mü söylediğiniz ezgileri?

Hayır, çünkü hepsinin kendi dillerinde bir özgünlüğü ve güzelliği var, onu bozmak istemedim. O güzellik kalsın. Bahçedeki çiçekler farklı olsun yani. Her biri güzel bir çiçek... zenginlik...

Peki kendi ülkenizde nasıl karşılandı başka bir ülkenin türkülerini söylemek?

Sonuçta oradada öteki müziği... Orada da buradaki gibi farklı müziklere, etnik kimliklere ilgi duyanlar var onlar beğenerek dinliyorlar... Ben piyasa işi yapmıyorum, ötyle beklentim yok... her şeyin doğal olmasına özen gösterdim ve her şarkıyı canlı olarak stüdyoda çaldık... ortak duygumuzu yansıttık. Müzik evrensel, halk müziği çok önemli... dili anlamasanız bile o duyguyu yakalayabilirsiniz, anlamaya çalışırsanız.

Teşekkür ediyoruz sevgili Brenna.

Sağ olun ben teşekkür ederim.

Bir kulak misafirliği

Müzikal olarak ortaya her seferinde özgün işler çıkaran Brenna Maccrimmon'un 'Kulak Misafiri' adını taşıyan albümü Kalan Müzik etiketiyle müzikseverlerle buluştu. Makedonya'dan Azerbeycan'a uzanan türkülerin ağırlıkta olduğu 'Kulak Misafiri'nin açılış parçası 'Evlerine Varagele Usandım', Bulgaristan'dan, Türkçe bir anonim türkü. Türküdeki Bulgar tamburası ve akordeonun uslu uyumu, müzisyen MacCrimmon'ın duyarlı ve saygılı yorumuyla başka bir hal almış.

'Kar Yağar Alçaklara' ise geleneksel bir Türkçe Rumeli türküsü. Türküde kullanılan santur, öyle yerlere gidiyor ki, MacCrimmon türkünün Hindistan'a kadar uzanan bir etkiye büründüğünü söylüyor. 'Dolama Dolamayı' için de şöyle diyor MacCrimmon: 'Belki Trakya'da uyuyakalıp, gözünüzü Santa Fe'de açacaksınız.' Yine Makedonya'dan 'Ti Mome Ohrigance', Üsküp türküsü 'Yıldız Dağı', Azeri havası 'Getme Gel' ve bir Edirne türküsü 'Sabah Sabah Seyredelim Yalıyı' yorumları da son derece leziz olmuş. Sanatçı, söz ve müziği kendisine ait 'Mussels in the Bay' isimli bir şarkı da seslendiriyor albümünde. 'Kulak Misafiri'nin son sürpriziyse muhtemelen bir iskelede çekilmiş, insanların konuşmalarının akbil melodisine karıştığı, gündelik hayata dair bir 'kulak misafirliği...'

E_Posta: nesaksu@gmail.com

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2021