Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1748




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 60 müzisyen gazete okuyor
 
 
Havva Setenay
 
 
Yayımlanan Sayı :

Cazın Aşık Veysel'iyim - 04.04.2006





New York'un arka sokaklarında doğan ve siyah adamların müziği olarak tanınan caz, ülkemizde genellikle elit zümrelerin müziği olarak bilinir. Rap, rock, pop ve oryantal gibi etnik / bölgesel / evrensel müzik türlerinin aksine, Türkiye'de kendine pek yer edinemedi caz ve Fatih Erkoç dışında da isim çıkaramadı. Her ne kadar TRT ve bazı özel kanalların özel programlarında caz konserleri yayınlandıysa da, reyting oranlarının düşüklüğü, bu siyah müziğin Türk halkının karşısına sık çıkmasını engelledi. Cazseverler albümler ve festivallerle yetinmek zorunda kaldı. 1965 yılında İsveç'te dünyaya gelen İlhan Erşahin isimli bir Türk, caza getirdiği yorum sayesinde Amerika'nın en iyi tenor saksafoncuları arasında yer almayı başardı. Clifford Jordan, Joe Henderson, Wayne Shorter, Ornette Coleman ve Don Cherry gibi caz müziğinin büyük ustalarıyla ahbablık kuran Erşahin, ünlü caz eleştirmenleri tarafından 'Milestone dönemlerini hatırlatan' bir cazcı olarak değerlendiriliyor. Erşahin'in Türkiye'de Dooblemoon Records'tan çıkan son albümü Virgo, elektro, akustik, rap ve caz müziğinin başarıyla harmanlandığı bir albüm. Bu albümde İlhan Erşahin'e, Larry Greadier (bas), Jon Davis (keybord), Val (sampler), Brian Blade'in (davul) dışında, geçtiğimiz yıl İstanbul Film Festivali'nde gösterilen ve Sundance Film Festivali'nde en iyi oyuncu ödülünü alan, 'Slam' adlı filmdeki rolünden tanıdığımız sıra dışı rap'çı Saul Williams kendi yazdığı sözlerle eşlik ediyor. Virgo'da sırasıyla: Vodoo, Jungle, My Room (Odam Kireç Tutmuyor), Ask, Sahara, Emotion, New Life, Tasmin's Song, Virgo Vibe ve Waltz for Elvin adlı parçalar yer alıyor. Genç sanatçıyla caz tutkusu ve bu alandaki projeleri üzerine konuştuk.

Türkiye'de caz denilince daha çok orta yaşın üzerinde ve çoğunluğunu erkeklerin oluşturduğu elit bir grup akla geliyor. Amerika'da da durum böyle mi? Caz müziği Amerika'da doğduğu için Amerikalılar tarafından -iyi midir kötü müdür bilemiyorum- herkesin bildiği ve doğal bir müzik olarak algılanıyor. Caz, gündelik yaşamın bir parçası olduğu için egzotik bir müzik gibi görülmüyor. Amerika'da sürekli bu müzik çalındığı için, ünlü bir isim sahne alırsa 30-40 civarında insan gelir onu dinlemeye. Buradaki festivallerde olduğu gibi binlerce kişi gelmez. Belki de, caz burada olmadığı ve ancak festivallerde yapıldığı için bu kadar büyük ilgi görüyor. Caz pahalı bir müzik burada. Oysa ABD'de caz, Türkiye'de pop nasıl yaygınsa o kadar yaygın olan bir müzik.

Caz denilince akla hemen New York geliyor. Cazla bu kent kaynaşmış gibi. İstanbul deyince sizin aklınıza ne geliyor? İstanbul denilince benim aklıma arabesk ve pop müziği geliyordu. Ama son zamanlarda İstanbul'da farklı müzik türlerinin de dinlenmeye başladığını görüyorum.

Dünya gençliği pop, rock, rap gibi müzik türlerini dinlemeyi tercih ediyor. Caz, dünya gençlerinin tercih ettiği bir müzik değil. Sizse çok erken yaşta cazla ilgilenmeye başladınız. Neden başka müzik türleri yerine cazı tercih ettiniz? Aslında ben de cazdan önce rock, pop, funk gibi müzik türleri dinliyordum. Caz bana çok özel bir müzik gibi geliyordu. Caz çok içten gelen bir müzik ve elektro caz, funk caz, pop caz, klasik caz, avantgari caz gibi çok çeşitli caz varyasyonları var. Benim için cazdan başka müzik yok, çünkü caz canlı, anında yapılan bir müzik. Benim yaptığım caz, burada Âşık Veysel'in yaptığı gibi içten söylenen Amerikan Blues tarzı gibi doğaçlama yapılan bir şey. Türk Sanat Müziği'ndeki taksimde olduğu gibi, Türk Halk Müziği'nde, geleneksel Arap müziğinde olduğu gibi caz da içten gelerek yapılabilen, sıcak bir müzik.

Bu biraz da şundan kaynaklanıyor sanırım. Biz de caz denilince genellikle klasik caz anlaşılıyor. Cazın diğer türleri pek tanınmıyor... Klasik cazı belli bir ustadan dinlediğiniz zaman mükemmel bir müzik aslında.

1980'lerden bu yana profesyonelsiniz ama Türk cazseverlerinin karşısına ilk defa 1994'deki festivalde çıktınız. Tanışma neden bu kadar geç oldu? Türkiye'de pek fazla kalamadım. Genellikle tatil maksadıyla geliyordum. O zamana kadar müzikal anlamda Türkiye'yi çok fazla tanımıyordum.

Peki, bugünlerde Türkiye'den kimleri dinliyorsunuz? Orhan Gencebay, Ajda Pekkan, Zeki Müren, Sezen Aksu gibi eski sanatçıların plaklarını alıp dinliyorum. Türkiye'deki cazcıları da takip ediyorum. Türk müziğini herhangi bir müzik türü ayırt etmeksizin takip etmeye çalışıyorum.

Wax Poetic projenizden bahseder misiniz? Değişik müzikleri dinlemeyi çok seviyorum. Hiphop, trip-hop, drum &bass, rap, elektro gibi müziklerin cazla sentezini yapmayı düşündüm. Wax Poetic, günümüzün popüler akımlarını birebir kopyalamak yerine, cazın ruhundan uzaklaşmadan güncel seslere yer vermeyi amaçlayan bir projeydi.

Caz elbette New York'ta yapılır

İsveçli öğretmen bir annenin ve Türkiyeli mimar bir babanın çocuğu olarak 1965 yılında İsveç'te dünyaya gelen İlhan Frederik Erşahin, 16 yaşında tanıştığı tenor saksafonu, 19 yaşındayken üflemeye başladı. 20'li yaşlarındayken İsveç'te caz müziği alanında iyi bir kariyer edinemiyeceğini düşünen Erşahin Amerika'nın yolunu tuttu. New York'un en ünlü müzik okullarından birine; Berklee College Of Music'e bursla girdi. "İş müziğe geldiğinde, New York'u dünyadaki başka bir şehirle karşılaştırmak haksızlık olur" diyen Erşahin, Berklee'deki çalışmalarından sonra caz müziğinin ustalarından Joe Lovano ile birlikte çalışmaya başladı. Wallace Rooney, Jeff Williams, Comeron Brown, Victor

Lewis, Eddie Henderson ve Valery Ponomarev'le jam sessionslar yapan sanatçı, bugüne kadar sırasıyla 'She Said', 'Home', 'Three' ve 'Virgo' olmak üzere dört albüm çıkardı. İlk tohumlarını 1995'de attığı Wax Poetic projesiyle, cazı klasik kalıplarından çıkarak hiphop, acid-jazz, groove, trip-hop, drum&bass, house gibi popüler akımlarla kaynaştıran sanatçı, ülkemizde ancak 1994 yılından itibaren tanınmaya başladı. 94'de 4. Uluslararası Akbank Caz Festivali'nde caz tutkunlarıyla buluşan Erşahin, '96'da İstanbul Caz Festivali'yle, 97'de ise büyük ilgiyle karşılanan Eddie Henderson'la birlikte Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda konser vererek Türkiye'deki ününü iyice pekiştirdi.




 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019