Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1758




Güzel Sanatlar Fakülteleri ve benzeri okulların yetenek giriş sınavlarının YÖK tarafından kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılması doğru bir karar, Katılıyorum.
Kaldırılması yanlış bir karar, Katılmıyorum.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 50 müzisyen gazete okuyor
 
 
Bahadır Gülmez
 
 
Yayımlanan Sayı : 893

Atlas Okyanusu'nda hüzünlü bir arp sonatı: Ceren Necipoğlu - 25.11.2009





Editör’ün notu: Uzun bir süredir posta kutumuzda duran bu yazıyı bu kadar süre yayımlamayışımın nedeni, Sevgili Ceren Necipoğlu’nun ölümünün ardından oluşan duygu yoğunluğunun dağılmasını beklemekti. O aramızdan ayrılalı yaklaşık altı ay oldu. Sanırım onun yokluğunun yarattığı ortamda bu yokluğun ağır koşullarını daha iyi anlayabileceğiz. İşte bu yazıyı şimdi yayımlamanın zamanıdır diye düşünüyorum.





Bir daha asla yakalayamayacağınız bir kıymetin kayıp gittiğini derinden duyuyorsunuz… İçiniz burkuluyor, boğazınız düğümleniyor. Seni çok özleyeceğiz sevgili Ceren

Fatma Ceren Necipoğlu: Pırıl pırıl bir sanatçıyı ve sanat eğitimcisini yitirdik. Hüzünlü, acı veren bir sonat gibi Ceren Necipoğlu’nun Arp serüveni. Sonatın her bölümü birbirinden farklı, bambaşka boyutlara kapılar açıyor. Birinci bölüm hızlı sanki: Küçük yaşlarından itibaren doğan ve hiç eksilmeyen arp tutkusu; İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nın Yarı Zamanlı Arp Bölümünü hazırlık evresinden ileri evresine kadar devam ettirmiş ve diplomasını almıştı. Boğaziçi Üniversitesi Mütercim-Tercümanlık Bölümünü bitirmesine rağmen, Louisiana ve İndiana Üniversiteleri Müzik Fakültesi Arp Sanat Dalında Yüksek Lisans programlarını tamamlamıştı başarıyla. Arp tutkusu nasıl da çarpıcı ipuçları veriyor ve kendisinin hayatında ne kadar derin yeri olduğunu nasıl da vurguluyor. Demek ki arp eğitiminin gerektirdiği desenler yıllar öncesinden çizilmişti kafasında.

Üniversitemiz Devlet Konservatuvarı müdürlüğünü yaptığım 2001 yılında, Arp sanat dalını kurma çalışmaları sürecinde bir yıl boyunca Ceren Necipoğlu’nu yakından tanıma fırsatı bulmuştum. Ceren’le alımlı bir enstrümanın genç bir konservatuvarda yoktan bir sanat bölümü olarak yapılanışını yaşamıştık. Dönemin üniversite rektörü sevgili hocamız Engin Ataç da iki arp alarak sistemi tamamlayınca, Ceren bitmez tükenmez bir dinamizm sergiledi kuruluşundan itibaren. Ders materyellerini oluşturdu; resitalleriyle, senfonik orkestralara katkılarıyla konservatuvar enstrüman ailesi içinde arpin varlığını duyurdu. Sanki aynı zamanda müzik sanatının derinliklerine dalmak istiyordu. Zengin uluslar arası tecrübesi ve yabancı dil becerisiyle meslektaşlarının yardımına koştu; ve nihayet öğrencileri, o gencecik fidanlar ilk konserlerine çıktılar. Bize bu tarihi antik çalgının müzik evrenimizi saran derin estetik hazzını yaşattı. Belli ki o bunu yıllar öncesinde tasarlamıştı.

Sonatın sonraki bölümü ise tümden bir gelişme bölümü. Yoğunlaşma, ilerleme ve kendi ustalığını sergileme evresi. Arp sanat dalını kurduktan sonra nasıl da coşkuyla, ciddiyetle, araştırıcı bir zihniyetle kendisini adamıştı kariyerine. Bitmek bilmez bir iştah aşılayan tutkusu vardı eğitim için. Çalışma disiplininden etkilenmemek mümkün değildi. Öncelikle yöntemsel olarak temel ve kesin bilgiyi vermek için araştırmalar yapıyordu; bu amaçla, İrlanda, ABD, Fransa, İsviçre, Slovenya, İngiltere’de ve elbette Türkiye’de uluslararası kongrelere, masterkurslara katılıyor, ortak etkinlikler düzenliyor, bunların bazılarına kendisinin de katkılarıyla öğrencilerini götürüyordu; öğrenme sürecinde ilk adımları oluşturacak becerilerin temeli de böyle atılmaz mıydı zaten! Onu, öğrencileriyle birlikte hep bir sevgi yumağı içinde gördüm; ve her zaman da sempatinin eksilmediği bir ciddiyetle. Ceren’in öğrencilerine verdiği ders konservatuvarın sınıflarında başlayıp bitmiyordu. Nitekim öğrencileri de uluslararası önemli başarılar elde ettiler. Onlarla 2007’de yaşadığı uluslararası bir başarı ödülü emeğinin karşılığıydı ve sonrası da gelecekti. Ceren, arp eğitimi yörüngesinde sürekli keşfediyordu. O günlerdeki mutluluğunu ve aynı zamanda geleceğe yönelik kararlılığını bugün hala takdirle belleğimde yaşatıyorum. Müzik pedagojisinde Türkiye'nin yüz aklarından biriydi o. Ceren yazık ki tam bir arp sanatçıları kuşağı oluşturacağı dönemde ayrıldı aramızdan. Yorulmak nedir bilmeyen çalışmasıyla, ışık tutar nitelikte bir yol çizdi. Arp onun ana belleğiydi, imgelemiydi, sonsuz tutkusuydu. Belki de bu nedenle o mitik İcarus gibi… Böylesine bir emeğin sadece acıya malolması hayat adına yanlış olsa gerek. Onun aramızdan ayrıldığına inanmıyorum.

Sonatın son bölümünde ise inanılmaz bir acı var. Bundan böyle sürekli hüzünle perçinleşecek bitimsiz bir acı. Tarif edilemez bir acı... Ve belki yer yer heyecan varsa, coşku varsa bu sonatın içinde, yine de her şeye rağmen, mutlaka, sanat eğitiminde güzel günlerin olabileceğini hissettirmesi. Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda büyük özverilerle yetiştirdiği öğrencileri onun adını özgeçmişlerinde taşımakla onur duyacaklar. Ceren hep yaşayacak: Öğrencilerinin stillerinde kendisinden izler taşıyarak; müzik yapma sanatında ve müzisyenlikte o kutsal “enstrümanına bağlılık” hissini öğrencilerine aşıladığı için yaşayacak. Öğrencileri elbette zamanla Arp repertuvarını çalacaklar, ama asıl yaşamsal olanı yani müzik sevgisini ve çalışmayı Ceren’le yaşadıklarını asla unutmayacaklar. Ceren müziğe tüm varlığıyla, yani ruhuyla sarılmış ve bunu çok derinden yaşamıştı. Sanıyorum aslolan da bu olsa gerek. Ne ki, bu Ruh, müzik ve sanat aşkını yaşamıştı ama sonuna erdiremedi. Hayatını bu uğraşa adadığı kesindi. O kendisini sanatıyla eğitim anlayışıyla anlattı. Ama bu saatte sözcükler anlam ifade etmiyor artık. Bir daha asla yakalayamayacağınız bir kıymetin kayıp gittiğini derinden duyuyorsunuz… İçiniz burkuluyor, boğazınız düğümleniyor.

Seni çok özleyeceğiz sevgili Ceren.

 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020