Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1748




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 57 müzisyen gazete okuyor
 
 
Cenk Erdem
 
 
Yayımlanan Sayı : 889

70’lerin ruhu Pink Martini’de. - 19.11.2009





Amerikalı topluluk Pink Martini kurulduğu 1997 yılından bugüne tüm Avrupa’da birbirinden güzel İtalyanca, Fransızca, İspanyolca şarkılarıyla milyonlar satmaya ve oldukça sadık bir hayran kitlesine hitap etmeye devam ediyor. Türkiye’de albüm satışları ile üç kez altın plak statüsüne ulaşan ve 2001 yılında İstanbul’da verdikleri ilk konserden beri Türk izleyicisi ile özel bir bağ kuran Pink Martini 24 kasımda İş Sanat’ta İstanbullularla yeniden ve yepyeni şarkılarıyla buluşuyor. Splendor in the Grass adlı yeni albümlerinin tanıtım turnesinde İstanbul’a uğramadan geçemeyen grubun kurucusu Thomas Lauderdale ile yeni albümlerini, İstanbul’u, China’nın bebeğini ve albümlerinin sürpriz konuklarını konuştuk. Thomas Lauderdale, Pink Martini’nin müziğini, global bir bakışa sahip eski moda pop olarak tarif ediyor.

Klasik müzik ve rock baladı bir arada

Geleneksel müzikleri klasik ve pop müzik ritimleriyle harmanlayan topluluğun yeni albümünde de bunu devam ettirip ettirmediğini sorduğumuzda, Thomas Lauderdale; “Bu albümde diğer albümlere nazaran daha çok klasik müzik göndermeleri var. Çaykovski’den, Schubert’e kadar ilham aldığımız isimler hep büyük klasik müzik bestecileri ve özellikle China’nın söylediği And then you’re gone’ da piyanoya dikkat ederseniz, Franz Schubert’ten aldığımız ilhamı hissedebilirsiniz...” diyor. Ama tabii sadece klasik müzik göndermeleri yok Pink Martini’nin yeni albümünde. Enfes pop-rock baladlarını da unutmamak gerek. Albümün isim parçası Splendor In The Grass bunlardan en iyisi. Lauderdale’e göre 70’lerin rock baladları muhteşem ve bu şarkıyla Pink Martini de 70’li yılların ruhunu yeniden yakaladı. 70’li yılların müziğine ve kültürüne hâlâ tutkun olanların en favori topluluğu olan Pink Martini’nin şarkıları halen Desperate Housewives, CSI New York ve Weeds gibi milyonların seyrettiği televizyon dizilerinde de kullanılıyor. Ama bu durum Thomas Lauderdale’in pek de umurunda değil. Televizyon izlemediğini sadece gazete okuyup müzik dinlediğini söyleyen müzisyen, “Televizyondan hiç hoşlanmadığım için dizileri de hiç seyretmedim ama popüler dizilerle şarkılarımızın daha çok kişiye ulaşması elbette güzel” demeden de edemiyor.

İstanbul gizemli bir şehir

Kariyerlerinin başlangıcında insan hakları gibi konularda çalışmalar yapan sivil toplum örgütlerinin yardım amaçlı gecelerinde çalan Pink Martini’ye; “Bush’un politikalarından şikâyetçiydiniz, peki sizce Obama ile her şey halloldu mu?” diye soruyoruz ve samimiyetle cevap veriyor. Thomas Lauderdale’e göre Obama dünya barışı için henüz adım atmadı, çünkü zaten kendi ülkesinde ilgilenmesi gereken çok ciddi sorunlar var. Televizyon tarafından uyutulan bir halkı uyandırması gerek ve çok çalışmak zorunda. Ayrıca Nobel Barış Ödülü de tartışmalı. Politikaya fazla girmeden tekrar müziğe ve yeni albüme dönüyoruz.

Pink Martini’nin yeni albümünde dokuz yeni, dört de eski şarkının yeni yorumu var. En çok hangi şarkının tipik Pink Martini şarkısı olduğunu soruyoruz ve albümün açılış parçası olan Ninna Nanna olduğunu öğreniyoruz. Thomas Lauderdale Pink Martini’yi seven herkesin bu şarkıdan çok hoşlanacağını düşünüyor. Oregon Senfoni Orkestrası’yla kaydettikleri konseri 2010 yılında yayınlayacak olan Pink Martini’nin müzikseverlere de bir sürprizi var. Türkiye konserlerinde hep söyledikleri Kâtibim adlı şarkıya da albümde yer verecekler. 24 kasımda İş Sanat etkinlikleri çerçevesinde yeniden İstanbul’da sahne alacak olan Pink Martini’nin kurucusu Thomas Lauderdale, “Artık konser için Türkiye’ye geldiğimizde aramızdaki ilişki profesyonel bir ilişkiden çok daha sıcak. Arkadaş olduğumuz bir ekiple çalıştığımız için bu sıcaklığı seyirci de hissediyor. Şarkılarımızı bilen bir seyirci ile karşılaşıyoruz ve bu sahnede bize çok iyi geliyor” diyor ve İstanbul hakkında ne düşündüğüne dair sorumuza ise “Gizemli, güzel ve eğlenceli” yanıtını veriyor.
 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019