Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1776




 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 27 müzisyen gazete okuyor
 
 
Murat Meriç
 
 
Yayımlanan Sayı : 867

Kolbastı meselesine uzaktan bir bakış - 16.10.2009





Aylardır ortalık yıkılıyor, kolbastı soslu albümler birbiri ardına çıkıyor. Picoğlu Osman imzalı taş plak kayıtlarını unuttuysak Barış Manço, Üç Hürel'de mi çıktı akıllardan? Kolbastı trendi asıl '70'lerdeydi...

Bunlar gayet bayat kolbastılar...

İki yıl kadar önce, YouTube henüz serbestken, orada bulunan kimi düğün görüntüleri haddinden fazla ilgi çekmeye başlamıştı. Gençler tuhaf bi dansla eğleniyordu: Keklik gibi sekiyor, kendilerini yere atıyor, yerlerde yuvarlanıyor, birbirlerine sinek kovalar gibi hareket yaparken, biri köpek rolüne girip diğerinin üzerine işiyordu. Karşılıklı bir danstı bu; bir yandan birbirlerine efelik taslıyorlar, diğer yandan aslında birlikte hareket ediyorlardı.

Düğünlerin ve dansın Karadeniz kökenli olduğu sonradan ortaya çıktı. Adına kolbastı deniyordu ve bizim bildiğimiz kolbastıdan bir hayli farklıydı bu! Sonrasında birden fenomen oldu. Bedük’ün düğün salonlu klibinden İbrahim Tatlıses’in son albümüne her yerde karşımıza çıktı. Birbiri ardına albümler yayınlandı, kolbastı tartışılmaya başlandı.

Hrant Dink’in katil zanlısı Ogün Samast’ın, olaydan birkaç gün önce bir düğünde kolbastı oynarken çekilmiş görüntülerinin yayınlanması, tartışmaları bir hayli alevlendirdi. Ancak tartışma Samast’ın oyunu üzerine değil, müziğin ‘Serseri Oyun Havası’ olarak anons edilmesi üzerine gelişti. Trabzonlular buna karşı çıktı ve haberi yayınlayan Star TV şiddetle kınandı. Üstüne, Trabzonsporlu oyuncular gol attıktan sonra kolbastı oynamaya başladı. Trabzon’un bu oyuna ve müziğe sahip çıkması üzerine bir başka ses Giresun’dan yükseldi ve bu tartışmalar sonucu iki ilin arası açıldı. Kolbastı, nisan ayında İstanbul’da bir panele bile konu oldu.

Bütün bu gelişmeler olurken, kolbastı sanki yeni keşfedilen bir müzikmiş gibi sunuldu. Bir süre sonra iş çığırından çıktı ve insanlar her yerde kolbastı oynamaya başladı. Öyle ki, üzerinde ‘Kolbastı Team’ yazan tişörtlerle sokakta dolananlara, çaldığımız yerde ısrarla kolbastı isteyenlere bizzat şahit olduk. Bu oyun, sabah programlarının vazgeçilmez nesnesi haline gelince hafıza tazeleyelim istedik. Kolbastı’yı ilk nerede duyduğumuzu düşünürken çocukluğumuza kadar gittik…

Taş plakta kolbastı

‘70’lerin sonunda Barış Manço’yu sahnede izleyenler şu mizanseni hatırlayacaktır: Konserin ortalarına doğru Manço Kurtalan Ekspres’e döner, “Siz biraz takılın çocuklar, ben birazdan geleceğim” der, ekip bu arayı kolbastı çalarak doldurur… Manço yeniden sahneye döndüğünde "Dere Boyu Kavaklar"ı söylemeye başlar.

Bugünkü kolbastının çıkış noktası olan bu türkü, "Dere Boyu Kavaklar" adıyla Manço tarafından plak yapıldı. 1978’de Almanya’da yayınlanan "DiscoManço" albümüne de farklı bir düzenlemeyle ve "Kolbastı" adıyla girdi.

Kolbastıyı Manço’dan önce kullanan topluluk ise Üç Hürel. 1974'te çıkan “Hürel Arşivi”nin açılış şarkısı “Kol Bastı”. Manço’unkinden farklı ama bugün bildiğimiz ezginin neredeyse aynısı…

Biraz daha geriye gittik, Erkan Ocaklı adına rastladık. Bu ezgiyi, farklı sözlerle "Trabzon Kolbastısı" adıyla plak yapan ilk isimlerden biri Ocaklı ve değişik dönemlerde yaptığı albümlerde farklı düzenlemelerle bu türküye yer vermiş. O zamandan bu yana Bayram Karaduman, Güler Öztürk, Hasan Bağlan, Hüseyin Akpınar gibi isimler bu türküye farklı yorumlar getirmiş. Erdal Yavuz, bu ezgiyi "Isparta Kolbastısı"na dönüştürürken Esin Engin, "Modern Oyun Havaları" albümlerinden birinde "Samsun Kolbastısı"nı yorumlamış. İbrahim Can, İsmail Türüt, Volkan Konak ve Fuat Saka gibi yakın dönem isimleri de sayarsak azımsanmayacak bir külliyata ulaşıyoruz.

Kolbastı yorumlarına bakarken, Ümit Tokcan’ın ‘70’lerin başında yapılmış olduğunu tahmin ettiğimiz bir plağında "Metelik (Kol Havası)" adlı bir ezgiye rastladık. Bunu daha önce nereden duyduğumuzu düşünürken imdada sessiz sedasız çıkan bir albüm yetişti: Kemençe üstadı Picoğlu Osman’ın taş plak kayıtlarından oluşan "Odeon Yılları". Albümün dokuzuncu şarkısının adı “Metelik Kol Bastı”. Alakadar olduk; kemençeyle çalınmış şahane bir ezgiyle karşılaştık. Bugün dillendirilen ezginin bir hayli uzağında ama bildiğimiz kadarıyla "Kolbastı" adıyla (hem de ‘40’lı yıllarda) plağa alınmış ilk kayıt bu.

Kolbastı adı, bildiğimiz kolluk kuvvetlerinden geliyor: Kaçakçılık, hırsızlık ya da içkili alem yaparken kolluk kuvvetlerince basılanların hissiyatını anlatan bir müzik bu. Trabzon, Giresun yöresinde çıkmış lakin Orta Anadolu’da da pek çok örneğine rastlamak mümkün. Örneğin, Barış Manço’dan bildiğimiz "Lambaya Püf De", bir Orta Anadolu Kolbastı’sı… İlk örneklerin bu yörede çıktığına, sonradan sahile göçtüğüne ilişkin rivayetler de var.

Her ne olursa olsun, dansın bu ezgiye seyirlik oyun prensibinden yola çıkılarak sonradan uyarlandığı da kabul gören bir görüş. Tartışmalar sırasında oyuna en çok sahip çıkanlar, Trabzon’un Faroz (yeni adıyla Yalı) Mahallesi sakinleri. Farozlular, balıkçılıkla hayatlarını kazanıyor ve Kolbastı, "Faroz Kesmesi" adıyla anılıyor. Dans figürlerinde de ağda çırpınan hamsiden esinlenildiğini söylüyorlar.

Yeni "millî" oyun mu?

Olayın bir kırılma noktası var aslında. Bu noktada, kolbastı–hoptek ayrımına dikkat çekmek gerekli. İbrahim Can başta olmak üzere kimi türkücüler ve araştırmacılar, bugün oynanan oyunun hoptek adıyla anılması gerektiğini, dansın yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızca rap ve break dans figürleri uyarlanarak "uydurulduğunu", otantik kolbastıyla alakası olmadığını ısrarla vurguluyor. Ancak yeni albümlerde ekseriyetle hoptek kelimesi kullanılsa da, bu çılgın oyunun kolbastı adıyla literatüre girmesi engellenemedi.

Yeni çıkan albümler demişken piyasadaki kolbastı çılgınlığından söz etmekte de fayda var. Erkan Ocaklı, Ümit Tokcan gibi isimlerin orijinal kayıtlarını bulmak çok mümkün değil lakin iyi kötü pek çok kolbastı yorumuna ulaşılabiliyor.

Bunların ilki, Tarık Tüfekçi’nin 2008 tarihli "İnce İnce" albümündeki, "kolbastı rap nonstop" kelimeleriyle başlayanı… Şarkı o kadar tutuldu ki, kısa süre sonra albümün adı ve kapağı değiştirilerek kocaman bir "Kolbastı" yazısı oturtuldu.

Bir değişim de bir dönem Sefarad grubunun solisti Sami’de. Geçen yıl Sefarad Sami adıyla ilk solo albününü çıkaran şarkıcı, bu yıl albümünü kolbastıyla zenginleştirdi ve "Disco Kolbastı ve Balkan Havaları" adıyla yeniden piyasaya sürdü.

Sonrasında da pek çok isimsiz albüm ortalığı kapladı. Ortak yanları, kapaklarında yanar döner bir "Kolbastı" ya da "HopTek" yazısı olması. Şarkı aynı ama sözlerde kimi farklılıklara rastlamak mümkün. Sadece birisini, Tomakinler’in seslendirdiği "Kolbastı" nakaratını buraya alalım: "Üçtür beştir / Kızlar hoştur / Dünya boştur…"

Kolbastı üzerine söylenecek laf çok. İcra edilen "oyun"un şu anki durumu, anlattıkları, aktardıkları, hatta siyasal duruşunu incelemek gerek. Geçtiğimiz 19 Mayıs’ta gösterilerin kolbastı ağırlıklı olması şöyle bir cümleyi yanlış kılmayacak: Bu aralar ihtiyaç duyulan yeni ‘milli’ oyun kolbastı gibi…

 

     

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020