Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1747




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 67 müzisyen gazete okuyor
 
 
Cenk Erdem
 
 
Yayımlanan Sayı : 866

Ajda gibi o da hiç yaşlanmıyor - 15.10.2009





Fransa’nın efsane şarkıcılarından biri Sylvie Vartan. Kariyeri boyunca dünya çapında 10 milyonun üzerinde albüm satan, Olimpia’da The Beatles’la birlikte aynı sahneyi paylaşan müzisyen, yarattığı “lolita” imajıyla dünyanın en çok takip edilen ve en çok imrenilen müzisyenlerinden biri olmayı başarmıştı. 26 ekimde ünlü Türk menajer Erkan Özerman’ın meslekteki 50. yılı için Türker İnanoğlu Maslak Show Center’da sahne alacak müzisyenin, konserle eş zamanlı olarak Toutes Peines Confondues ve kariyerinin en iyi şarkılarından oluşan albümü, Le Meilleur des Annoes RCA adlı albümleri Sony Music etiketiyle yayınlanacak.

Sylvie Vartan  yaptığı açıklamada ilk önce küçük yaşta yarattığı “show girl” imajının bir meydan okuma olup olmadığını anlatıyor. “Müziğin içinde doğdum diyebilirim, çünkü ağabeyim çok iyi bir müzisyendi ve biz iki kardeş ressam ve müzisyen olan babamdan çok şeyler öğrendik. Çocukluk yıllarında şarkı söylemek benim için büyük bir eğlenceydi ve ailem benim bir sanatçı olacağıma inanıyordu. Ailem benim daha çok sinema veya tiyatro sanatçısı olacağımı düşünüyordu. Show girl imajı çok hoşuma gidiyordu ama bunu bir meydan okuma olarak görmemek lazım çünkü şarkı söylemeyi ve dans etmeyi seven biri olarak ikisini birlikte yaptığımda daha mutlu oluyordum.”

Sahnedeki lolitalar

17 yaşında sahneye çıktığında küçük bir kadındı. Söylediği şarkılar ve yaptığı şovlarla insanları kendinden geçirmeyi başarıyordu. O yıllarda pop müziği lolita imajıyla tanışmıştı. Edebiyatta fırlayan bu akım sahnede çok daha iyi duruyordu besbelli. “16-17 yaşlarındaydım lolita imajında pop yıldızları trendi oluşmuştu, bunu çok iyi anımsıyorum benim çok kısa zamanda şöhreti yakalayıp zirveye çıkmam müzik dünyasının ‘salut les copains’ devrine rastlar; o gerçekten bir müzik ihtilaliydi. Yıllarca bu mesleği yapan ve başarıyla yapmış olan sanatçıların karşısına 14 ile 24 yaşları arasındaki gençlerden oluşan genç nesil müzisyenler Fransa’nın plak, TV, radyo piyasasını allak bullak ettiler. Ben çok şanslıydım çünkü kral Johnny Hallyday, küçük kraliçe de bendim. Herhalde en büyük şansım 1964 yılında The Beatles grubu ile Olympia’da aynı sahneyi paylaşmaktı.”

Hayran olduğum adam

Dönemin “kral” diye tanımlanan ismi Johnny Hallyday bir rock yıldızıydı ve 1965 yılında Vartan’la dünya evine girmişti. İkili o dönemin en popüler çiftiydi kuşkusuz. “1965 yılında Johnny Hallyday ile evlendiğimde bütün genç kızların sevgilisi kocamdı. Fransa’daki genç delikanlıların hayallerindeki sevgili de bendim bu evliliği önce herkes reklam evliliği zannetti ve magazin dünyasının yeni starları bizdik. Benim kariyerimde Johnny’nin tabii ki çok güzel bir yeri var ve 17 yaşında evlenmiş bir kız olarak Johnny benim de idollerimden biriydi. Düşünebiliyor musunuz bir genç kız hayran olduğu biriyle evleniyor, bence çok şanslıydım.”

Ama bu evlikle birlikte annelik dönemi de başladı onun için. Üç yıl sonra büyüdüğü için oyuncak ayısını terk etmek zorunda kalan bir kız çocuğunun hikâyesini anlattığı Jolie Poupee adlı şarkıyı yaptı. Yetmişli yılların ortasında disko döneminde ise Qu’est-ce qui fait pleurer les blondes? adlı şarkı onu bir disko starı haline getirdi. “Disko dönemi bizler için gerçekten bir altın devri diyebilirim çünkü benim dışımda da Fransa’da birçok genç şarkıcı disko yıldızı olarak hayatlarını sürdürdüler. bizi en çok etkileyen anglosakson müziğiydi...”

Uzun bir süre müziğe ara verip, yıllar sonra cazla müziğe giriş yaptı Slyvie Vartan... “Son albümümü çok severek yaptım. Gerek şarkı sözü yazarları gerek besteciler, ellerinden gelen en güzel şarkıları bana sundular. Ben de elimden geldiği kadar başarıyla yorumlamaya çalıştım. Belki bir sürpriz olarak size sunabileceğim bir yenilik, son CD’deki iki şarkıda benim adımın olması. Hem söz yazarlığı hem besteciliği denemek yorumcular için gurur verici...

Albümde Je chante le blues adlı şarkının sözleri ve müziği Carla Bruni’ye ait. Carla Bruni ile son plağı hakkında konuşmuştuk ve düşüncelerimi anlatmıştım. O da bana sürpriz yaptı ve stüdyoya geldi. ‘Sizin için bu şarkının sözlerini yazıp besteledim’ dedi. Benim de çok hoşuma gitti ve ben de zevkle okudum.”
 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019