Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1776




 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 36 müzisyen gazete okuyor
 
 
Server Acim
 
 
Yayımlanan Sayı : 852

Orkestraları Bekleyen Tehlike! - 25.09.2009





“Kültür Bakanlığı”na bağlı olan “Devlet Senfoni Orkestraları”na yeni orkestra sanatçısı alımı en son ne zaman yapıldı? Bu kurumlara orkestra elemanı yetiştiren “Konservatuvarlar”dan mezun olan enstrümantist gençler neler yapıyor? Yetiştirilme amaçlarına uygun kurumlara girebildiler mi? Ne kadarı dışarıda kaldı? Dışarıda kalanlar neler yapıyor? Yetiştirilme amaçlarına uygun yerlerde mi çalışmaktalar? Tüm bu sorular ve sorunlara çözüm bekleyen gerçeklere duyarlı insanlar neredeler? Galiba herkes kendi işinde–gücünde!

Cumhuriyetimizin kurulmasının hemen ardından kurumlar teker teker oluşturulurken, bunlar arasında “Konservatuvar”ın öncelikli bir yer almasının ne kadar anlamlı olduğunun altının çizilmesi
gerekmektedir. “Çağdaş Medeniyetler Seviyesi”ne ulaşma ülküsüne giden yolda, ülkemize çağdaş sanat eğitimi almış gençlerin yetiştirilmesi amacıyla kurulmuş olan “Konservatuvar”la “Cumhuriyet ve Evrensellik” gibi kavramlar eşdeğerdir. Evrensel ve çağdaş sanat eğitimi alıp, ülkenin kendi kültürel dokusunu alınan bu eğitimde kazanılan bakış açısıyla birleştirerek ortaya hem kendimize özgü olan, hem de evrensel değerler taşıyan özgün eserler çıkartmaktır bu eğitimin amacı. Atatürk'ün duymak istediği müzik, kendi dokumuzun evrensel boyuta taşındığı müzik idi. Ulusal Müziğimiz, hem kendi renklerimizi taşımalı hem de evrensel boyutta olmalı idi. Bu amaçla “Türk Beşleri” “Cumhuriyet”imizin beş bestecisi pek çok eser verdiler. Öğrenciler yetiştirdiler. Onlar da yeni eserler verdi ve öğrenciler yetiştirmeye devam etti ve bugün “Ulusal Çoksesli Türk Müziği” olarak tanımlayabileceğimiz bir dağar ortaya çıktı. Bu dağar gerek yutiçinde gerekse yurtdışında seslendirildi ve seslendirilmeye devam ediyor. Ancak, bugün bile Ahmet Adnan Saygun, Cemal Reşit Rey, Ulvi  Cemal  Erkin,  Necil Kazım Akses,  Hasan Ferit  Alnar’ın seslendirilmemiş pek çok yapıtı bulunmaktadır.

Orkestralarımıza yeni elemanlar kazandırmak için sınavların açılmayışının altında gizli bir niyet mi yatmaktadır, yoksa bunun başka nedenleri mi vardır? Orkestralara yeni elemanlar almayarak, orkestralarımız zamanla eritilmek mi istenmektedir? Ulusal ve çağdaş değerlerimize, kurumlarımıza karşı yürütülen gizli bir operasyonun bir parçası ile karşı karşıya mıyız?

Tehlikenin farkında mıyız?


Birgün

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020