Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1747




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 52 müzisyen gazete okuyor
 
 
Editör'den
 
 
Yayımlanan Sayı : 819

Konservatuarlar derhal kapatılmalıdır… - 03.07.2009





Yağmurlu serin havaların yerini Temmuz sıcağına bırakmaya başladığı şu günlerde, yukarıdaki başlığı okuyup sakın beni merak etmeyin sevgili dostlarım.

Sakın benim ciddi sağlık sorunları yaşadığımı falan da düşünmeyin.

Çok şükür iyiyim. Hatta bomba gibiyim.

Beni bu başlığı yazmaya iten şey müziğimizin bugünkü durumudur.

Evet, tamamen müziğimizin bugünkü durumu ile ilgilidir bu başlık.

Dedim ya sakın başka neden aramayın.

Şimdi bu konudaki düşüncelerimi açıklarken bölümler arasında bağlantı kuramamış olabilirim. Bunun içinde kusura bakmayın.

Çünkü müziğimizin bugünkü durumu beni son derece rahatsız ediyor.

Müziğimizi bu hale düşürenler ayrıca beni son derece rahatsız ediyor.

Şimdi gelelim konumuza:

Son elli yıldan bu yana izlenen kültür politikaları sonucunda Cumhuriyet döneminin izleri silindi gitti. Gelen iktidarlar da kültür bürokrasinin içinde muhafazakâr bir yapı oluşturunca değişen hiçbir şey olmadı. Şu anki iktidar dahi Osmanlı İmparatorluğu’nun tüm geleneklerini iki eliyle birlikte avuçlamakta bu da izlenen kültür politikalarını daha bir tutucu hale getirmekte. Ama buna rağmen geleneksel müziğimizin, çalgılarımızın makûs talihinde hiçbir değişiklik olmadı. Çünkü şimdi ki iktidar bile enstrümanların sesini ve müziği geçmişin yapısıyla koruyor.

Bununla da yetiniyor.

Ve böylelikle basit ve kötü şekilde tekrarını sağlıyor.

Müziğimizin yenilikçi boyuta taşınabilmesi için mutlaka devlet desteği gerekir düşüncesine ise katılmam mümkün değil sevgili dostlarım. Örneğin 25 yıl önce Fikret Kızılok dişçi muayenehanesinin bir bölümünü ayırıp Çekirdek Sanatevi’ni kurmuştu. Geleneksel müzikle çağdaş müziği buluşturan bu laboratuar atmosferinde Erkan Oğur, Mutlu Torun, Ruhi Ayangil yarına ışık tutan çalışmalar yapmışlardı. Bugün ise üniversitelerimizde ileri müzik araştırma merkezleri var, sayısız konser salonu ve sanat evlerimiz var, buna rağmen yenilikçi müziğe Çekirdek benzeri bir kuvöz yaratamıyoruz.

Çünkü artık para kazandırmayacak, şöhret getirmeyecek işe gönül verecek, zaman harcayacak kişiler yok. Aksini düşünen gençler ise gelenek çizgisinden ayrılmaktan, özgür denemelere girişmekten korkuyorlar. Genantokrasi hastalığı salgına dönüştü. Gen kopyalamakla yetiniliyor. Oysa gencin gözü kara olmalı. Mesela Mutlu Torun'un klasik gitar eşlikli ney ya da kanun için yazdığı Buselik Saz Semaisi gibi yenilikçi bir eser gençlerden çıkmıyor. Gençlerden yenilikçi müzik çıkmadığı için, Münir Nurettin'in bir zamanlar gelenekçiler tarafından yerden yere vurulan yenilikçi eserleri bugün yeniden ve yeniden keşfediliyor.

Türk Müziği'nin 20'nci yüzyıl öncesindeki kaynaklarının gün ışığına çıkarılması konusunda önemli gelişmeler yaşanırken, Kantemir Edvarı, Hamparsum Limoncuyan'ın derlemeleri yayımlanırken, Ruhi Ayangil, Ali Ufki Bey defterlerini seslendirirken, geçmiş ses birikiminin ne kadarı gün ışığına çıkarıldığını düşünüyorsunuz acaba?

Bence en önemli yazılı kaynaklar gün ışığına çıkarıldı. Tekrarları ayıkladığınızda, bunlardaki toplam eser sayısı 800 civarında. Sözel kaynaklardaki repertuarı, yani geçmişin sesini geleceğe taşıyan meşk zincirinin Cumhuriyet Dönemi'nde kırılmasıyla müziğimizin uğradığı kaybı geri kazanmanın da yolu yok.

Bir başka sorun da, günışığına çıkarılan repertuarın önemli bölümünün hâlâ seslendirilmemiş olması, devlet korolarının ve topluluklarının çok sınırlı bir repertuar içinde dönmesi, eserlerin notalarının çoğaltılmamasıdır.

Şimdi gelelim yazımın en can alıcı yerine, konservatuarların derhal kapatılması konusuna. Tekrar ettiğim bu sözü, bana beynimi delip geçen Temmuz sıcağı söyletmiyor. Özgür irademle söylüyorum.

Konservatuarlar derhal kapatılmalıdır.

Çünkü Modern Türk Müziği, Rauf Yekta, Saadettin Arel, Ferit Alnar'ın açtığı yolda ilerlemeliydi. Konservatuarlar bu amaçla kuruldu. Zaman içinde Batı'ya öykünen, özgün değer üretemeyen, geleneksel değerlere, yenilikçi yaklaşımlara sırtını dönen kurumlara dönüştüler. Klasik Türk Müziği Konservatuarları ise yeni açılımlar getirmek yerine eskinin tekrarıyla yetindi. Konservatuarların 25 yılda vardıkları nokta tam bir dekadanstır. Piyasaya çalgıcı yetiştirmekten başka bir işe yaramayan bu iki kurum da Türkiye için faydasız hale gelmiştir. Tekrar söylüyorum: Tüm konservatuarların acilen kapatılması gerekir. Yerine Batı müziği - Türk Müziği ayrımını bir kenara bırakan, kanun, keman, çello, piyano, tambur gibi enstrüman dalında örgütlenen ve tüm müzik birikimini kapsayan

ULUSAL KONSERVATUARLAR

kurulmalıdır.

Aksini savunan varsa gelsin istediği ortamda tartışalım.

Pazartesi günü görüşene değin esen kalın.



Müfit Semih Baylan
Editör

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019