Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 16
Sayı: 1789




Halen içinde yaşadığımız Pandemi Sürecinde; konser, tiyatro, opera ve bale gibi sanat etkinlikleri devam etmeli midir?

Devam etmelidir.
Devam etmemelidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 32 müzisyen gazete okuyor
 
 
Fatma Babuşçu
 
 
Yayımlanan Sayı : 809

Son bakışınla bak ! - 19.06.2009





Birkaç yıl önceydi. “Söz veriyorum ve sözcüklerin hükmü” başlıklı bir yazı yazmıştım. Savaşların anlamsızlığını anlatan ve ne olursa olsun yaşamdan yana tutkulu bir tavır takınılması gerektiğini savunan bir oyun üstüne eleştiriydi.

Oyunun anlamlı, derin mesajından çok etkilenmiş, yazıyı da o etkiyle yazmıştım. Hiç unutmuyorum, yazımın yayımlanmasının ardından ev telefonum çaldı. “Alo” diyen bir beydi. Ağır ağır ve olanca inceliğiyle sıralıyordu sözcükleri.

“Ben Ömer Güner, Trabzon Gazeteciler Cemiyeti Başkanı... Fatma Babuşçu ile görüşebilir miyim?”  

Konuştuğu kişinin ben olduğumu anladığında da ,konuşmasını artan bir sıcaklıkla sürdürmüştü:

“Bugünkü yazını çok beğendim. Başarılı bir yazı. Okuyunca kutlamak istedim seni.”

Trabzon kültür sanatının o yetkin insanı zahmet etmiş, telefonumu gazeteden edinmiş ve aramıştı beni. Olumlu, güzel sözleri bir yana, bu çabası bir yanaydı… Şaşkınlık dolu bir sevinç yaşamıştım o zaman. Ve yazınsal alanda anlamlı bir ödül almış kadar mutlu hissettim.

Bana bir telefon konuşmasıyla yaşattığı o kadarla sınırlı mıydı? Tabii ki hayır! Kimi okurların övgü dolu sözleri bir yana, bir usta’dan onay almak, kamçıladı beni. Cesaretimi artırdı. Ne yapsam, ne etsem de bir türlü dallandıramadığım özgüvenimi.

***

Ömer Beyin “Söz veriyorum ve sözcüklerin hükmü” adlı o yazımı, niye o kadar çok beğendiğini, onu yakından tanıyınca daha iyi anladım.

Yazıda ele alınan kahramanla ve benim yaşama dair genel felsefemle fazlasıyla özdeşleştirmişti kendini. Haklı olarak özdeşleştirmişti!.. Çünkü onun da tüm çabası yaşamdan, yaşatmaktan yanaydı. Yaşamın en ince dalına bile tutunacak derecede tutkulu biriydi.

Örneğin, son dönemlerinde bile, kalabalık etkinlik ortamlarında rastlardım ona. Sağlık şartlarını zorlar, o ortamlarda insanlar arasına karışır, gözlemlerde bulunurdu. Sonra yazıya dönüşürdü biriktirdikleri. Paylaşım olurdu yine, okurla, bizlerle paylaşım.

Her karşılaşmamızda sıcak bir sohbet başlatırdı benimle. Bazen de Trabzon’un belli bir köşesinde, kızı Pınar Hanımla rastlardım ona. Bir yerlerde otururduk. Yaşadıklarından kesitler anlatırdı bana yine. İlgiyle, artan bir dikkatle dinlerdim onu. Anlattıkları mı, anlatışı mı daha sıcak ve etkileyiciydi, karar veremezdim bir türlü.

Kendi içinde neleri yaşardı, yer yer karamsarlığa, umutsuzluğa yenik düştüğü anları
var mıydı, bilemiyorum. Bildiğim tek şey, hayran olunacak derecede pozitif olmasıydı. Çocuk yanını hep diri tuttuğu için olacak, seksenli yaşlarını aşmasına rağmen yaşıtımız bir arkadaş gibi görürdüm onu. Hatta onlardan da daha genç yürekli!..

Öte yandan da çok önemsediğim bir büyüğüm… Ardından gelen gençlere sevgiyle, dostlukla yaklaşan, başka başarıları takdir eden, güzel duygu ve düşüncelerini içine hapsetmeyip paylaşma yüceliğini gösteren enden büyüklerimizden, sanat insanlarımızdan biri.

Yazdıkça ve çevremdeki insanları az çok tanıdıkça anladım ki, herkesin harcı değildi bunlar. Ancak ufku geniş ve yüreği güzel insanlara ait yaklaşımlarmış!..

***

“havada tüy /havada kuş / havada kuş soluğu kokusu / hava leylak ve tomurcuk kokuyor / ne anlar acılardan güzel haziran / ne anlar güzel bahar… “

Geçenlerde, öğretmenevi bahçesinde oturuyorduk bir arkadaşımla. Sohbet sırasında bize doğru ağır ağır yaklaşan biri dikkatimi çekti. Dış görünüşü ve yürüyüşüyle tıpkı Ona benziyordu. Yerimden kıpırdanıp, Ömer Bey! diye seslenecek oldum.

Meğer o sıralar hastanede yatıyormuş. Taburcu olduktan hemen sonra, bir gece vakti yaşama veda etti… Biz sanatseverlere; “Düşler ve Düşünceler”, “Gök Renginde Trabzon” ve “Gönülden Gönüle Trabzon” adlı kitaplarının yanı sıra, hayran olunacak derecede tutkulu bir yürüyüş, hafızalardan asla silinmeyecek sıcak bir bakış bırakarak.

Belli ki o da; Haziran ayında yaşama veda eden “yakınlarımızın” ve Türk Edebiyatı’nın usta isimlerinin kervanına katılmak istedi!.. O acılı gününde ziyaret ettiğim özverili kızı Pınar Hanım, baş sağlığı dileklerine bile cevap veremeyecek denli bitkin bir haldeyken, “çok severdi seni!” deyiverdi.

Tıpkı sözünü, sohbetini dinlediğim anlardaki gibi hissettim; içim (bu kez hüzünle) ışıdı ve gülümsedi son bir kere daha!..

E-Posta: fbabuscu@hotmail.com

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2021