Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 16
Sayı: 1788




Halen içinde yaşadığımız Pandemi Sürecinde; konser, tiyatro, opera ve bale gibi sanat etkinlikleri devam etmeli midir?

Devam etmelidir.
Devam etmemelidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 32 müzisyen gazete okuyor
 
 
Recep Yeter
 
 
Yayımlanan Sayı : 804

Kamyoncu da Türk müziği okurmuş - 12.06.2009





Yandaki fotoğrafa iyi bakın. Çünkü bu kare, Yrd. Doç. Dr. Çetin Körükçü'nün şefligini yaptığı İleri Türk Müziği Konservatuvarı Derneği'nin 60. yıl konserinde çekildi. O gün, sahnede şarkı söyleyen ve çeşitli sazları çalanlar arasında kamyon şoförü de vardı, profesör de, ev hanımı da vardı, mühendis de... Onlar, 20-30 yldır aynı sahneyi paylaşan Türk müziği sevdalısıydı.

Türkiye'de derneklerin adının sonuna getirilen yaşatma kelimesi vardır ya... İşte o kelime, bu derneğin adında yok. Tam 60 yıl önce, 1948 yılında Türkiye'nin her yanını demirağlarla ören işadamı Nuri Demirağ'ın katkılarıyla Saadettin Arel'in kurduğu İleri Türk Müziği Konservatuvarı Derneği, adında yaşatma geçmesese de, Türk müziğini yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak için çırpınıyor. İlk çalışmasını Beşiktaş'taki Deniz Müzesi'nde yapan ve halen şefliğini Yard. Doç. Dr. Çetin Körükçü'nün yürüttüğü dernekte yetişen binlerce isim arasında Çenuçen Tanrıkorur da var. 1980 öncesinde üniversitede kavga eden karşıt grupların gelip birlikte Türk müziğini öğrendiği dernekte, tanışıp evlenen solcu ve ülkücü gencin hikayesi dillerde.. Bu dernekteki Türk müziği aşkı, ne yaş tanıyor, ne meslek, ne zenginlik ne de fakirlik...

Yaklaşık 25 yıldır İleri Türk Müziği Konservatuvarı Derneği'nin genel sekreterliğini yapan Nermin Salman da onlardan biri... Henüz 23 yaşındayken koroya giren Nermin Hanım'ın burada tam 28 yılı geçmiş. 60 kez sahneye çıkmış. Her konser 20 yeni şarkı demek ve bugüne kadar 1200'ün üzerinde şarkı repertuarına eklenmiş.

EVDE KAVGAYI UNUTUN

Salman, bir terapi mekanı olarak tanımladığı derneği şöyle anlatıyor: “Eve stresimizden arınmış olarak gidiyoruz. Müzik, ailemize huzur getiriyor. Şoför de var profesör de… Yaşı 70'in üzerinde olan ablalarımız da var, henüz 20 yaşında genç delikanlılar da.. Kişilerin mesleği, yaşı, özel hayatı kapının girişinde kalıyor. Burada sadece müzik var” Yeni Şafak Pazar'ın Psikoloğu Ceyda Şenel de 17 yaşından bu yana İleri Türk Müziği Konservatuvarı Derneği korosunun bir solisti... Mesleğini yaparken insanların ruh sağlığını düzeltmeye çalışan Şenel, Türk müziğinin de kendisine iyi geldiğini söylüyor. Şenel, “Hastalarıma da Türk müziği dinlemelerini öneriyorum” diyor.

Beni dernek büyüttü

Berna Anter, 11 yaşındayken tanıştığı dernekte 17. yılını doldurmuş. Berna, bugün Çetin Körükçü olmadığında koroyu yöneten genç bir müzisyen. 8 yaşında mandolin çalmaya, 10 yaşında kanun öğrenmeye başlayan Anter, henüz 12 yaşındayken İTÜ Türk Müziği Devlet Konsorvatuvarı Çalgı Eğitimi Bölümü'nü kazanmış. Derneğin eğitiminde büyük rolü olduğunu anlatan Anter, 2002'de konsorvatuvarın şan bölümünü bitirmiş. Geçtiğimiz yıl Haliç Üniversitesi Türk Müziği Bölümü'nde yüksek lisans eğitimini tamamlayan Anter, akademisyenliğinin yanında alanda da çalışmalarını sürdürüyor.

SANATÇININ 'AŞK'I BAŞKADIR

İyi bir kanun icracısı olan, hatta sadece bayanlardan oluşan Grup Alaturka isimli grubuyla bir çok önemli etkinlikte sahne alan Anter, Türk müziğinin hayatındaki yerini şöyle tarif ediyor: “Ben bu müzikle büyüdüm, bu müzikle olgunlaştım ve bu kültürde disipline edildim. Eğitim hayatımda Türk Müziği'nin olmadığı bir an yok.” Ailesinde ve özel hayatında müziğin getirdiği ayrıcalıkları hep yaşadığını anlatan Berna Anter “Sadece müzik değil sanatın herhangi bir dalıyla uğraşan, iç içe olan kişinin hem başka bir insana olan aşkı, hem ilahi aşkı normal bir insandan çok daha uçlarda yaşadığını düşünüyorum.” diyor. Anter'in Türk müziğinin içine işleyen aşkın özel makamı var mıdır sorusuna cevabı ise şöyle: “Bence her makamın güzel olan ayrı bir tarafı var. Ama Uşşak Makamı' nın bendeki yeri ayrı. Zaten Uşşak kelimesi Osmanlıca'da “Aşıklar” demek. Ama Hüzzam Makamı' nı icra etmek de beni çok başka yerlere götürüyor.”

GENÇ MEZUNLAR KÖRELİYOR Henüz 28 yaşındaki, Türk müziğine 20 yılını veren genç sanatçı, Türk müziğinin hesaba kitaba bağlı olmadığını, sadece teorisini bilerek icra edilemeyeceğini söylüyor ve ekliyor: “Türk müziği, kendi başına hissiyatı olan bir müzik. Meşk ederek, dinleyerek anlayabilirsiniz ancak.” Konservatuvarda, birçok Türk müziği üstadından ders aldığı için kendini şanslı gören Berna Anter, Türk müziğinin geleceği için endişeli: “Her yıl Konservatuarların Türk Müziği branşından bir sürü genç mezun oluyor ve yeterli iş sahası olmadığı için bir yerlerde görev alamayıp, taze bilgilerini zamanla kaybedip köreliyorlar. Keşke ülke yöneticileri ve halk, Türk Müziği'nin aslında ne kadar bulunmaz bir değer olduğunun farkına varabilse”

Askeri uçakla derse gelip gittim

70 yaşındaki evli ve bir çocuk babası Emekli Hava Binbaşı Salim Sezgin Biçer de derneğin Türk müziği aşığı kıdemlilerinden ve aynı zamanda idare amiri… Derneğin kapısından adım attığı gün, dün gibi aklında. Tarihi de düşünmeden veriyor: 21 Ağustos 1974. Yani Kıbrıs harekatının bittiği günler… Biçer, Yeşilyurt'ta Hava Harp Okulu'nda Yüzbaşı olarak görev yaparken kanun çalmaya başlamış. Halk Evi'nde yeterince öğrendikten sonra İleri Türk Müziği Derneği'ne yönlendirmişler. İlk geldiği günü şöyle anlatıyor: “O sırada Kıbrıs harekâtı vardı. Akşamları eve gidemiyorduk. Harekat bitince 'evlerinize gidebilirsiniz' dediler. Herkes evine gitti ben burayı aramaya çıktım. Bulunca da bir daha ayrılmadım” 34 sene boyunca, hiç aksatmadan haftada iki gün derneğe gelip giden, Biçer “Nöbetimi, misafirlerimi buraya göre ayarlıyorum” diyor. Salim Bey binbaşıyken Eylül 1980'de, Diyarbakır'a tayini çıkınca, kanunundan ve korosundan ayrılmamak için emekliliğini istemiş. Ancak 12 Eylül'de, emeklilikler askıya alınınca, Mart 1981'e, emeklilikler açılıncaya kadar Diyarbakır'da ikamet etmek zorunda kalmış. Salim Bey, o süre zarfında, sabah askeri uçakla İstanbul'a gelip, derse katılıp, tekrar Diyarbakır'a döndüğünü anlatıyor. Emekli olduğunun ertesi günü de yine soluğu dernekte almış.

TSK'DA MÜZİK EMRİ ONUN YÜZÜNDEN YAYINLANDI

İlk kanun dersini İsmail Tezelli'den alan, dernek sayesinde gelmiş geçmiş en iyi kanunculardan Saadettin Öktenay'ın öğrencisi olan Salim Sezgin Biçer, 34 yıllık özverinin ve emeğin bir sonucu olarak da bugün Türkiye'deki iyi kanun çalan ustalardan biri olarak gösteriliyor. Kendisine sorulunca “Ben vasatın biraz üstündeyim” diyen Biçer, akademik, sanatsal icralarda iyi olduğunu ama atraksiyonların yeterli olmadığını söylüyor. Çünkü kanunla 35 yaşındayken tanışmış. Konserde saz şefi olan Biçer, bu noktaya kolay gelmemiş. İlk yıllarda Çetin Bey sesini fazla çıkarmamasını istemiş. Bunu tebessümle anlatan Biçer, sesini çıkarma iznini ise 4 yıl sonra alabilmiş. Sonra da yavaş yavaş sazın başına doğru ilerlemiş.

Tabi ki kanun aynı zamanda mesleğinde ilerlemesinin de yolunu açmış. Hatta TSK'ya müzik grupları da onun yüzünden girmiş. Bu olayı da şöyle anlatıyor: “Diyarbakır'da iken konsey başkanı Kenan Evren, 5 Kuvvet komutanı, 30 Türk, 30 yabancı general geldi. Onlara Türk müziği, Türk halk müziği ve bandoyu harmanlayıp bir gece hazırladım. Bunu da sadece subay, astsubay ve erlerden yaptım. Bu programın ardından Kenan Evren 'Herkes bu tür programlar yapacak' diye emir yayınladı. Biçer, emekli olunca, kanun sayesinde kendisini tanıyanlar THY'de müdürlük teklif etmiş. 10 yıl da orada görev yapmış. Biçer'in derneğe bağlılığının altında şu cümleler yatıyor: “Biz öz sanatımızı sonrakilere aktarmak mecrubiyetindeyiz. Ben sadece Türk vatandaşı olarak görevimi yapıyorum.



 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2021