Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1770




5 Ağustos 2020 tarihinde yapılacak olan CSO Stajyer sanatçı sınavı şartnamesi hükümleri, CSO gibi standardı yüksek bir orkestraya stajyer sanatçı seçmek için yeterli midir?

Yeterlidir.
Yeterli Değildir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 24 müzisyen gazete okuyor
 
 
Orhan Kahyaoğlu
 
 
Yayımlanan Sayı : 794

Müziğin haritasız kâşifi - 29.05.2009





Savina Yannatou, Yunanistan'da yetişen en ilginç şarkıcılarından biri. Ülkesinde yaklaşık çeyrek yüzyıldır şarkı söylüyor. O, öncelikle, eskiçağ, Rönesans ve Barok Müzik şarkıcısı. Geleneksel Yunan müziğinin de her alanında gezinen, geniş bir repertuvarı olan etkili bir ses. Ama, bu formasyonla da yetinmeyen Yannatou, sesini ve müzik fikrini öyle geliştirmiş ki, geçen uzun yıllar içinde cazdan büyük esinler alıp, çok enteresan özgür doğaçlamacı stiliyle dünyanın her tür otantik müziğini, folklorunu buluşturarak, benzersiz bir müzikal kaynaşımla, dinleyicilerini hep şaşırtmış, etkilemiş bir isim.

Savina Yannatou'nun bu yeni, dünyevi müzik algısının biçimlenmesinde, 1994 yılında oluşan grubu Primavera en Salonico'nun büyük payı var. Primavera en Salonico, ağırlıklı caz müzisyenlerinden oluşuyor. Ama, elemanlar, gitar ve bas gibi temel Batı enstrümanlarının yanında ud, ney, kanun, tanbur ve perküsyonlar gibi sayısız Ortadoğu müziği enstrümanları da çalıyor.

Yannatou'nun 'Terra Nostra' adlı yeni ve etkili albümünde benzersiz müzikal-kültürel bir bileşim ortaya çıkmış. Şarkıcı ve grubunun Atina'da yapılan bir konser kaydından oluşan 'Terra Nostra'da, Yunan, Bulgar, İskoç, Lübnan, İspanyol ve Fransız şarkıları kendi dillerinde, çok özel bir özgür doğaçlama fikriyle yeniden vücut buluyor. Büyük ölçüde Doğu'nun modal müziğiyle, Batı Avrupa müzikleri, ortaçağ iç içe var oluyor. Savina Yannatou'nun sınır tanımayan doğaçlamacılığı bu müziklerle, şarkılarla buluştuğunda, benzerine hiç rastlanmayan bir sound'la baş başa kalıyor dinleyici.

Doğu ve Ortadoğu merkezli çok sayıda şarkının da albümde yer aldığını düşünürsek; makam müziğinin zenginliği ve çekici aksak ritimlerin kolektif bir doğaçlamayı nasıl beslediğine, ürettiğine şahit oluyoruz. Kaçınılmaz olarak, şarkıcı ve grubu benzersiz buluşları, etkili virtüöziteleriyle dinleyeni inanılmaz biçimde etkiliyor. İngilizceden Arapçaya, İtalyancadan Fransızcaya birçok farklı dillerde söylenen şarkılara Savina Yannatou tutkulu vokaliyle özel bir kimlik kazandırıyor.

Günümüz müziğine, müzik ortalamasına bağlayamayacağımız bu özgün albümde Yannatou'nun yanında Lamia Bedioui adlı bir konuk şarkıcı daha var. Bilinen teknik ve anlatım biçimlerini tanımadan yapılan, doğaçlama merkezli vokal kesitleri albümün en çekici enstantaneleri arasında. Bu iki vokalistin geçmişte söyledikleri 'Cappella' düetleri büyük ilgi görmüş.

Albümde 20 şarkı yer alıyor. Bunların hemen tümü farklı karakterler taşıyor. Örneğin 'A Fairy's Love Song'da Kelt müziğinin açık izleri, şarkı formu dikkat çekiyor. 'Wa Habibi' adlı parça ise Lübnan merkezli bir dini şarkı. Vokali Lamia Bedioui yapıyor. Ortadoğu mistisizmini yansıtan, makam müziğinin etkili izleriyle dolu bir örnek bu. 'Tres Hermanicas Eran'se bir Ortadoğu kökenli Sefarad şarkısı. Ama, iki vokalistin de zarif, etkili stili ve doğaçlama tavrının dinleyeni kuşattığı mistik bir örnek. Bir Bulgar şarkısı olan 'Ivan Nadonka Dumashe'de, şarkıcının çokkültürlü müzik tavrını albümde en iyi yansıtan örneklerden. Türk müziği ortamında 'Kadifeden Kesesi' olarak tanıdığımız türkü, albümde 'Kadife' adıyla Türkçe ve Rumca söyleniyor. Makam müziğini baz yapıp, bambaşka müzik mecralarına taşımışlar bu şarkıyı.

'Terra Nostra'daki 20 parçayı birden anmak bu yazının hacmini aşıyor. Ancak, şunu söylemek gerekir ki, bu albüm ne tek başına bir folk, ne world music ne de caz müziği kategorisine sığıyor. Bunların tümünü aşan bir dünyeviliği simgeliyor. En çekici boyutsa Savina Yannatou'nun benzersiz vokal tekniği ve yaratı gücü. Dünya folkloru ve cazı bir arada sevenler için özellikle çekici bir albüm bu.

Terra Nostra/Savina Yannatou&Primavera en Salonico/ECM

Abartılı virtüöziteye prim vermek yok

Piyanist Jen Thomas ve tenor/soprano saksofon çalan Christof Laver Avrupa müzik ortamının enteresan, araştırmacı müzisyenlerinden. İkilinin müziklerinin merkezi büyük ölçüde caz ve doğaçlama olsa da, Avrupa ve özellikle İskandinav müziklerinin esiniyle son yıllarda kendilerine has bir sound geliştiriyorlar. 2001'de çıkan 'Shadows In The Rain' adlı albümlerinde ise, pop yıldızı Sting'in şarkılarına, küçük bir yaylılar grubunun desteğiyle yeni, doğaçlama yüklü bir yorum kazandırmışlardı. Aynı yıl, bir de Jens Thomas'ın öncüsü olduğu Triocolor adlı grubunun çıkardığı 'Colours Of Ghana' adlı çalışma, ilginç bir caz araştırmacısı tavrını imlemişti. Tempolu bir üretimi olan iki müzisyenin kısa süre önce bir duo albümü daha yayımlandı: 'Pure Joy'.

Müzisyenlerin kompozisyon yetilerinin, doğaçlama tavrının ve sound'larındaki rafineliğin fazlasıyla öne çıktığı etkili bir albüm bu. İkilinin kendi başlarına yazdığı 13 beste var bu albümde. Yer yer avangart bir müzik ufku günışığına çıkarken, bazı örneklerde İskandinav cazına daha sadık bir tablo çiziyorlar. Folklorik ezgiler bazı parçaların geri plandaki kaynakları durumunda. Müzisyenlerin en şık yanları, abartılı bir virtüöziteye prim vermemeleri. Avrupa eksenli cazı, müzikal arayışları merak eden, izleyenler için çekici bir çalışma 'Pure Joy'.

Pure Joy/Jens Thomas&Christof Lauer/Equinox

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020