Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 16
Sayı: 1789




Halen içinde yaşadığımız Pandemi Sürecinde; konser, tiyatro, opera ve bale gibi sanat etkinlikleri devam etmeli midir?

Devam etmelidir.
Devam etmemelidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 40 müzisyen gazete okuyor
 
 
Fatma Onat
 
 
Yayımlanan Sayı : 792

Modern zamanlarda punk... - 27.05.2009





Elektronik punk grubu Post albümü Su Yolunu Bulur’u internet sitesinde ücretsiz olarak yayınladı. Grup müziğinin kaostan beslendiğini söylüyor

Gerilmenin manası yok, hayatı biraz da akışına bırakmak lazım deriz ya bazen, müziğin de öyle bir etkisi olur insan üzerinde.

Kendinizi ritme teslim eder götürdüğü yere gidiverirsiniz. Erdem Tunalı, Aytuğ Aksakal, Salih Topuz ve Burak Serter’den oluşan Post bu akışa davet ediyor dinleyenleri. Siz ritmi yakalayın, nasılsa Su Yolunu Bulur diyorlar.

Bilmeyenler için nedir Post? Nasıl bir müzikal oluşumdur?

E.Tunalı:
Live electronic-electro-punk, post-punk tarzlarında müzik yapan grup üyelerinin ‘’hadi artık bir şeyler yapalım’’ demesiyle, benim bilgisayarın başına geçip kompozisyonları yazmaya başlamam, Salih Topuz’un eline bagetlerini alması, Aytuğ Aksakal’ın vokalleri oturtması ve gruba en son katılan Burak Serter’in bass line’ı biçimlendirmesiyle, 2006 yılının bir pazar gününde doğdu.

Kendi parçalarınız var fakat coverlarla dikkat çekiyorsunuz...

A. Aksakal:
Kendi parçalarımızı çalmak ayrı bir heyecan çünkü onları biz yarattık.

Dinleyiciler ücretsiz olarak internet sitenizden indirebiliyorlar. Bunun maddi bir getirisi yok sanırım...

E. Tunalı:
Biz sadece paylaşım için müzik yapıyoruz ve internetten bedava şarkı indirmek bizce teknolojinin bize sunduğu en iyi olanaklardan biri. Biz ülkemizin müzikal standartlarını yukarıya çekmeye çalışan özgün bir proje yaratmaya karar verdik ve bu sebeple bizimle aynı kaygılara ortaklık eden ve sadece ticari amaçlar gütmek yerine kaliteli iş yapma çabasında olan Noiseist Records kuruldu dostlarımız tarafından. Biz gerek vizyonumuz gerekse eğitimimizle bugüne kadar müzik adına yarım yamalak yapılan işlere bir alternatif üretmeye çalışıyoruz.

Electronik alt yapısı güçlü, kategorileri harmanlayan bir müziğiniz var.

E. Tunalı: 
Genel olarak kaos’tan ve gürültüden besleniyoruz. Ben Art of Noise akımının en büyük hayranlarından biriyim. Dünyadaki sanatsal evrim artık biçime yönelik devam ediyor. Çünkü orijinallik artık kendini biçimde sunabiliyor. Post ise bu zengin frekans denizinde, özgür iradesine göre formlarını, müziklerini yaratan bir grup. Kısacası o anda müzik ne istiyorsa onu vermeye çalışır Post.

Uluslararası bir festivalin tanıtım müziklerini de yapmışsınız...

B. Serter:
Evet, ultra kısa film festivali Art by Chance’in tanıtım reklam müziği de bizzat Post’a ait.

Bu çalışmalar müziğiniz için ne kadar önemli? Nasıl bir özen gösteriyorsunuz?

A. Aksakal:
Günümüzde ses ve görüntü nihayet dans müziğinin yardımıyla da olsa istediğimiz anlamda birleşti. Şimdi artık audio-visual sanat eserlerine her yerde rastlayabiliyoruz. Bizim için de görüntü ve ses, birbirinin tamamlayıcısı. Bir ses duyduğunuzda siz istemeseniz de bilinçaltınız bir imaj oluşturuyor. Bu gibi şeyler artık üniversitelerde bilim olarak okutuluyor. Post da pek tabii bu bilinçten ayrı tutmuyor kendini. Dostlarımız Digimind ekibiyle, klipler ve görsel şovlar üzerine yoğun olarak çalışıyoruz.

Müziğinizi tanımlarken bir takım felsefi söylemlerden ve akımlardan örnekler veriyorsunuz. Ayrıca Beckett tarzı bir sentezden de söz ediyorsunuz. Bu farklı disiplinler sizi nasıl besliyor?

E. Tunalı:
Post sadece müzik değil, sanat yapmak isteyen bir grup. Yaptığımız şey bir sanat eseri ve bunun hakkını vermek bizler için önemli. Kimse dış dünyaya kulaklarını kapatıp müzik yapıyorum ben diyemez. Müzik bizim için kolektif bir olgu. Bence her sanat eseri öyle.

Bize göre öznel ve nesnel bir olgu olduğu için de dayandığı nokta Schelling felsefesi. Schelling sanat eserini ve sanatçıyı mutlakla özdeşleştiren bir filozoftu. Birey olarak da bunun aynısını hissettiğimizi söyleyebiliriz.

Modernizmin getirdiği bütün yabancılaşmayı hemen her gün günlük hayatımızda yaşıyoruz. İşte bu noktada Post kendisine soruyor: “Peki ya ötesi?”. Hiç bir idealizme bağlı kalmadan ve yargıya varmadan, özgürce, gürültüyle cevap vermek istiyor Post.

Bu rastlantısallıkta, Godot’yu bekliyor.

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2021