Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 16
Sayı: 1788




Halen içinde yaşadığımız Pandemi Sürecinde; konser, tiyatro, opera ve bale gibi sanat etkinlikleri devam etmeli midir?

Devam etmelidir.
Devam etmemelidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 31 müzisyen gazete okuyor
 
 
Ali Deniz Uslu
 
 
Yayımlanan Sayı : 775

Manga'dan tüketerek mutlu olanlara - 30.04.2009





Manga’yı bundan yaklaşık beş yıl önce animasyon klipleri “Bir Kadın Çizeceksin”le tanıdık. Bu öyle bir tanışmaydı ki aradan beş yıl geçmesine ve başka bir albüm yayınlamamalarına rağmen onları unutmadık. Şimdi döndüler. Yeni albümleri “Şehr-i Hüzün” İstanbul’u anlatıyor. Neden mi? Çünkü Ankaralı grup elamanları, ilk albümün sarsıcı yükselişinden sonra İstanbul’a taşındılar. Bu albüm de İstanbul’da yazılan şarkılardan ibaret. Beklememize değdi. Grubun solisti Ferman Akgül, 16 şarkıdan oluşan ve 60 dakika müzik içeren “Şehr-i Hüzün” albümünün gecikmesinin nedenini “Şarkıların içimize sinmesi zaman aldı. Kendimizi rahat bıraktık ve iki yıl süren turnenin yorgunluğuyla biraz zaman kaybettik. Yeni şarkılar üzerinde de çok çalıştık” diye açıklıyor.

İstanbullu olduk

Manga elemanları ilk albümün rüzgârıyla da kendilerini İstanbul’da bulduklarını, doğdukları, büyüdükleri ve müziklerine ilham veren Ankara’yı geride bıraktıklarını biraz buruk anlatıyorlar. İstanbul’a ilk geldiklerinde grup olarak aynı evde kaldıklarını sonradan da evleri ayırıp farklı hayatlara adım attıklarını söylüyorlar. Peki, geçmişi özlüyorlar mı? Cevapları ortak; “Evet, ama hayatı takip etmek zorundayız. Artık biz değil, Manga var. O bizden bağımsız yaşıyor.”

Manga’nın bu albümdeki referansı son beş yıllık süreçte yaşadıkları ve okudukları. Ömer Hayyam ve Karacaoğlan’ı albüme taşımaları da “anlatmak istediklerini en güzel dillendirenlerin onlar olması.” Grup elamanlarından Yağmur Sarıgül, ilk albümden sonra yoğun konser programlarıyla neredeyse tüm Türkiye’yi gezme fırsatı bulduklarını, bunun da ülkelerine bakış açılarını derinden değiştirdiğini söylüyor.

Türkiye'yi tanıdık

Özgür Can Öney de “Türkiye gerçeğiyle hiç ummadığımız bir anda tanıştık. Türkiye’nin İstanbul, Ankara, İzmir demek olmadığını yaşayarak öğrendik. Bu ülkenin büyük bir Doğu’su olduğunu o zaman fark ettik” diyor: “Şehirlerde insanları yutan bir yaşam hızı var. Bu yol macerası bize hem tüm bu karşılaştırmaları hem de türküleri öğretti.” Ferman Akgül, Anadolu turnelerinden çok etkilendiklerini heyecanla anlatıyor, “bu ülkenin türkülerini kasetten dinleyebilirsiniz, ama yola çıkıp kulağınıza çarpan sesleri, şiveleri, doğal haliyle almanın ve şaşırmanın keyfi bir başka. Biri bir türkü mırıldanır onu duyarsınız. Bir dua, bir tekerleme gibi kulağınızda kalır, İşte onun tadı başkadır.” Albümdeki düşük tempolu şarkılarda duyulan ezgiler, alaturka havalar, zaman zaman da arabeske kayan, tasavvufi yaklaşım da bunun kanıtı.

Albümün çıkış parçası “Dünyanın sonuna doğmuşum” ise bir sistem eleştirisi. Ferman Akgül’e göre dünya iki türlü sona gidiyor. Biri savaşlarla, biri de savaşsız, ama çok tehlikeli olan tüketim alışkanlıklarıyla. Elbette bu bilmediğimiz bir şey değil. Her şeyi tüketen, harcayan ve bununla mutluluk arayan insanlar olmamız çoğumuzun içselleştirdiği bir durum. Bu şarkıdaki “Ben tüketmeden varolamam” da buna iyi bir gönderme. Akgül, “insanlar her şeyi fanatizm boyutuna taşıdı. Savaşa ve düzene yeteri kadar da ‘hayır’ diyen yok. Televizyon ise çok can yakıcı bir silah” diyor. Yağmur Sarıgül de müzik de dahil her şeyin vahşi kapitalizm kurallarına göre yönlendirilmesinin koyu bir fanatizmle aynı anlama geldiği görüşünde. Sarıgül, “Türkiye Amerika’yı yaşıyor. Bu da çok rahatsız edici. Biz şarkılarımızda büyük bir umut vermiyoruz, kurtulma yolu gösteremiyoruz, ama olanların farkındayız mesajını veriyoruz. Ne yazık ki insanoğlu daha fazlasını istedikçe değişen bir şey olmayacak. Buna inanmak istemesem de gerçek bu” diyor.

Popüler müziğin ve pop kültürün bir parçası gibi görünen Manga’nın asıl durduğu yeri bu albüm daha iyi anlatıyor. Elbette gruplar sürdürülebilirlik açısından farklı tanıtım stratejileri uyguluyorlar. Bu sevimsiz oyuna dahil olmak da artık müziğin değişmez kuralı. Evet, Manga muhalif bir imaja sahip değil, ama sanırım onları anlamak için biraz da bizim emek harcamamız gerekli.

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2021