Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1770




5 Ağustos 2020 tarihinde yapılacak olan CSO Stajyer sanatçı sınavı şartnamesi hükümleri, CSO gibi standardı yüksek bir orkestraya stajyer sanatçı seçmek için yeterli midir?

Yeterlidir.
Yeterli Değildir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 21 müzisyen gazete okuyor
 
 
Deniz Ülkütekin
 
 
Yayımlanan Sayı : 754

Dans çok şey anlatır... - 30.03.2009





Absürd bir gösteri yapmak." Mekanizmalar isimli dans gösterisinin koreografı Talin Büyükkürkciyan'ın çıkış noktası bu cümleydi işte. Gösteride dansçı olarak da yer alıyor. Yine de yaptığı işin bütününe baktığında kendini daha çok koreograf olarak görüyor, çünkü hep bir şeyleri anlatmanın peşinde...

Talin Büyükkürkciyan’ınki bir dansçıdan koreografa dönüşme hikâyesi. “Kendim solo performans yaparken bir sorun yok, ama bir koreografla birlikte çalıştığımda o kadar da iyi bir dansçı değilim. Çünkü...”

Büyükkürkçiyan, eğitimini Arnheim Sanat Akademisi Çağdaş Dans Bölümü’nde tamamlamış. Hollanda’nın küçük bir kentinde, küçük bir okuldan alınan diploma CV’de pek parıltılı durmayabilir. Ancak orada kazandığı hayata farklı bakabilme imkânı, eğitim dediğimiz şeyin gerçekten nasıl işlerlik kazandığının en iyi kanıtı.
“Orada sırf dansçı değil koreograf yetiştiriyorlardı” diyor Büyükkürkçiyan. Not sisteminin olmadığı okulda, düzenlenen performans günleri sayesinde sahnede bulmuş kendini. “Gösteri yapmak kimse için zorunlu değildi, listede arkadaşımın gösterisi olduğunu gördüm. ‘O zaman ben de yapayım’ diye düşündüm. Performansımı biraz öğretmenlerim, biraz arkadaşlarım eleştirdi, o şekilde kendimi ve ne istediğimi buldum” diyor. Asıl edindiği birikim ise koreografi alanında olmuş, “Okul dansçıdan daha çok koreograf yetiştiriyordu” diye devam ediyor, “Belki biraz da zihin işi, ben o tarafa kaymayı tercih ettim. İyi bir dansçı, koreografın istediğini yapar, benim aklım ise başka bir şeye gidiyor.”

Talin Büyükkürkciyan son gösterisi
“Mekanizmalar”dan oldukça memnun. İlgi de bir hayli fazla olmuş. Gösterisini yeniden, 8 Nisan’da Ghetto’da gerçekleştirecek. Prospero Dans Topluluğu’yla birlikte yaptığı çalışmaların başında kafasında konuya dair hiçbir şey yokmuş. Egzersizlerle başlamışlar işe. Ardından Büyükkürkciyan, hareketlerin giderek mekanikleşmeye başladığını fark etmiş. Dansçılardan gelen önerilerle gösteri şekillenmiş. Kafasında şekillenenden başka yönlere gitse de, bazı sahneleri yavaş yavaş oluşan konuya göre yeniden şekillendirip gösteriye ilave etmiş. “Günlük hayatta çok fazla mekanik davranıyoruz” diyor; “Belki bir telefona cevap verirken karşımızdakinin ruh halini hiç aklımıza getirmeden her zamanki gibi ‘alo’ diyoruz.” Ancak kendi gösterisinde bu mekanik hareket düz bir anlatımla sunulmuyor. “Bizim gösterimizde telefon ya da bilgisayar başında oturan biri yok. Belki bir el hareketi ya da çok basit başka bir şey istediğimizi veriyor.” Büyükürkciyan tam anlamıyla “absürd” bir gösteri yapmak istemiş ve izleyiciden de beklediği tepkiyi almış. Belki de koreograf için en zoru bu; tasarladığını tam olarak aktarabilmek. “Belki bize çok komik geliyor ama izleyici aynı tepkiyi vermeyebilir” diyor o da. İlle de izleyiciyle tamamen aynı frekansta olmaya gerek yok. Çok basit bir hareket her seyredene belki farklı şeyler çağrıştırıyor. Önemli olan tam olarak anlamak değil, bilincin bir yerine oturması.

Mekânlar yetersiz


Büyükkürkciyan koreograflığın yanında bir de Bilgi Üniversitesi’nde yaratıcı dans dersleri veriyor. İlginç olan koreograflık ve eğitmenliğin birbirine benzer yanları olsa da zaman zaman çelişebilmeleri. Nasıl mı? Büyükkürkciyan, zaman zaman öğrencilerinden, birlikte çalıştığı dansçılar kadar çabuk gelişme beklemiş. Ancak hatasını da hemen fark etmiş.
“Dansçıların aldığı eğitimle öğrencilerin aldığı çok farklı, onlar hemen dansçı olamayacak. Çok temelden gitmek gerekiyor ki aldıkları şeyden kendileri bir şeyler çıkarabilsin” diyor.

Son olarak meslektaşlarıyla yaşadığı bir sıkıntıdan bahsediyor; mekân problemi. İstanbul’daki dans mekânlarının yetersizliği sırf nicelik anlamında değil. Çıktıkları yerleri de çağdaş dans için uygun bulmuyor.
“İtalyan sahnede yerde hareket yoktur, bu yüzden sahne görüşü düzdür ya da V şeklindedir. Çağdaş dans ise yukarıdan aşağıya izlenir, ama İstanbul’da bu tip sahne pek yok ne yazık ki” diyor. Bu sıkıntılar zaman zaman oyunlarını mekâna göre değiştirmelerine bile sebep oluyor. Bir keresinde Tiyatroman’da sahnede yer alan duvarı görünce oyunun finaline bir duvar sahnesi bile eklemiş. Tiyatroya tanınan imkânların birazının da dansa ayrılması gerektiğini düşünüyor. “Çünkü” diyor, “tiyotro daha dilsel bir şey, dans ise daha soyut. Size algı anlamında çok daha farklı kapılar açabiliyor.” 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020