Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1758




Güzel Sanatlar Fakülteleri ve benzeri okulların yetenek giriş sınavlarının YÖK tarafından kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılması doğru bir karar, Katılıyorum.
Kaldırılması yanlış bir karar, Katılmıyorum.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 53 müzisyen gazete okuyor
 
 
Arzu Haksun Güvenilir
 
 
Yayımlanan Sayı : 693

Mozart gitti! Hoş geldin Madonna - 02.01.2009





Kendi eğitimsel ve ekonomik birikimlerine denk düşen kültürü seçiyor herkes. Farklı bir kültürü seçmek, bilinçli olarak çıkartılan politikalardan kaynaklanıyor. Tercihlerden biri olan pop da bir tüketim kültürü. Bu kültürün en yaygın dalı müzik. Kuşkusuz keyif duymayı, şehveti, tat almayı, toplum içinde birlikte eğlenmenin verdiği haz duygularını müzik yoluyla uyandırmak çağımızın buluşu da değil.

Popüler müzik teorisi ve tarihi profesörü yazar Peter Wicke, Mozart'tan Madonna'ya adlı bu kitabında popüler müziği ilginç bir açıdan ele alıyor. Kitabın adı, 'Mozart gitti, şimdi Madonna var' düşüncesini uyandırarak zihinleri karıştırıyor olsa da aslında klasik müziğin en önemli dönemlerinde bile, bestecilerinin popülerliği gözardı edemediğini ortaya koyuyor.

Popülerlik olgusu, 18. yüzyıl sonlarına doğru, -Fransız Devrimi öncesi aydınlanma döneminde akıl çağının başlamasıyla birlikte-, günlük yaşamın gündemine girerken 19. yüzyılın başlarında, herkesin anlayabileceği ve her kulağa hoş gelen bir müzik anlayışı da gelişmeye başlıyor. Bu anlayış ile birlikte elit kültür, popüler kültür arasında bir ayırım doğuyor. Günümüzde de hâlâ tüm çağdaş sanatçılar bu ikilemle karşı karşıya kalıyor.

Popülerlik kaygısı

Bakın 18. yüzyıl Avrupa'sında ünlü bir besteciyi babası nasıl uyarıyor: "Adına popüler denilen şeyi unutma!" Bu ünlü besteci Mozart. Bestelerini yaptığı sırada belki dinlenilebilir mi kaygısı taşımıyordu ama, babası dâhi besteciyi uyarmadan edemiyordu. Amaç; geniş dinleyici kitlelerini gözden uzak tutmamak.

Çoğu besteci eserlerini ortaya çıkartırken popülerlik kaygısı taşısalar da, kimisi bunu gözardı ettiği gibi bu kültürü yok sayabiliyor. Oysa tüm sanat formları özünde popülerdir. Ayrıca pop da bir kültürdür. Tıpkı bir dönem klasik müziğin olduğu gibi... Kültür eylem, katılım, yeni bir düzen yaratmak için sürekli efor ve çağdaş dünyanın yeniden yorumlanması demek.

Rock müzik, Barok oda müziği kadar çeşitlilik içerir. Peki, rock konserlerine akın eden insanlar başka bir gün düzenlenen oda müziği konserini dinlemeye neden gitmiyor? Böyle bir şey yapıyor olsalardı, oda müziği konserlerinin ya da klasik müzik konser biletlerinin satışında patlama olurdu... Ama diğer bir taraftan da popülerlik adına konser salonları klasik müzik repertuarlarına yarı klasik müzik parçaları ve Broadway müzikallerini eklemektedir. Aslında iki ayrı tür arasında derin bir ayırım yapmak zor. Unutmamak gerekir ki klasik müzik, Batı Avrupa'nın sıradan insanlarının halk müziğinden ortaya çıkmıştır. Erken dönem klasik müzikte, halk ezgilerinin etkisi oldukça belirgindir. Hatta dönem dönem klasik besteciler besteleri için halk müziği kalıplarına ve şekillerine başvurmuşlardır. Köy kökenli bir halk müziği ABD'de şehirli azınlık müziği 'rhytm and blues', oradan kitlesel bir popüler müzik olan rock'n roll'a dönüştüğünü rahatlıkla görebiliriz. Zamanımızın en iyi şarkı yazarları olan Beatles ve Bob Dylan'ın aynı zamanda en popüler, tartışmasız ölçüde popüler olmaları bir rastlantı değil. Onların şarkıları milyonlarca insan tarafından çalınmış ve söylenmiştir. London Observer'ın müzik eleştirmenlerinden Tony Palmer, Lennon ve McCatney'yi Schubert'ten günümüze yaşamış en iyi şarkı yazarı olarak nitelemişti.

Önceleri her şeyin ve her durumun kendine özgü müziği vardır. Dini törenler için ayrı, cenaze, saray, meyhane ya da eğlence ereri için ayrı müzik yapılır, besteciler de bu kural içinde müziklerini icra ederlerdi. 17-18. yüzyılda, genel geçer bir başk ifadeyle 'herkes' için müzik yapmak neredeyse olanaksızdı. Sosyal sınıfların yaşamları birbirinden çok farklı olduğu gibi müzikleri de farklıydı.

18. yüzyılda popüler ve popülarite kavramları halkı bir hayli meşgul eder. Baron von Knigge adlı yazar Adab-ı Muaşeret Kitabı'nda müzikteki muaşeret kurallarına yer verir. Amacı gerçek müzikseverleri uyarmaktır; "Popüler müzik eğer doğal bir ifadesi yoksa, bir leşe benzer ve bu nedenle de leşler mezarlığına gömülmesi gerekir..."

Toplum ve ahlaki değerler

Yazar kitabında, Avrupa'daki sanat müziğine 17. yüzyıl itibariyle, eserlerin popüleritesini, bestecilerin eserlerini dinleyiciye beğendirme kaygısını ve tepkilerini ele alıyor. Diğer popüler müzik kitaplarından bir farkı da, sadece rock, reggae, funk ya da caz gibi türlere, ya da bu türlerle isim yapmış müzisyenlere değil eğlence kültürünün dans figürlerine ve popüler dansların toplum üzerindeki etkisini değerlendiriyor olması. Eğlence kültürü dans figürlerine yansırken, bir taraftan popüler müziğin içeriği de toplumu sarıyor. Toplumun ahlaki değerleri arasıdaki çatışmayı da okurla paylaşıyor. Viyana valslerinden tangoya, altın 20'li yılları başlatan ve bir moda halini alan shimmy, çarliston ve black bottom danslarına...

"Modern dansların telaşlı, bazen şaşırtıcı, bazen de sportif hareketleri, yaşamın ritminden başlayıp, büyük kentin ritmine uzanarak bir kavis çizen bu şeyi, kavranılabilir ve böylelikle yaşayarak algılanabilir kılmaktaydı. Shimmy, Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Amerika'dan ithal edilen caz müziğinin etkisiyle gerçekleşen müzik devrimiyle de bütünleşmektedir. Telli algıların egemen olduğu büyük dans orkestraları, genellikle lüks otellerin akşamüstü çaylarında ve akşamları düzenlenen danslı eğlencelerinde, vals, polka, kadril ve galop için müzik yapıyorlardı. Berlin, Paris ya da Viyana standartlarına uygun olarak anı şekilde telli çalgılarla donatılmış küçük topluluklar ise birer caz topluluğu haline dönüştüler..."

Müziğin sihirli gücü

Wicke'in popüler müzik konusunda bu ilk çalışması değil. Berlin'de müzik bilimleri yükseköğrenimini tamamladıktan sonra popüler müzikte estetik konusunda doktora tezi hazırlar. Ardından profesörlük unvanını alır ve Uluslararası Popüler Müzik Araştırmaları Birliği üyeliğini yürütür. Wicke, 1989 yılından bu yana ise Almanya müzik konseyinin üyesidir. Popüler müzik kapsamında teorik, tarihi ve kültürel-politik sorunlara ilişkin yurtiçi ve yurtdışında çok sayıda bilimsel makale yayımlar.

"Müziğin içindeki vazgeçilmez güçler, ruhun yüceliği ve bedenin fiziki gücü ve dolayısıla kişinin dışarıdan gelen bütün isteklere dayanıklılık gösterebilmesi açısından çok gereklidir. Bundan dolayı müziğin sihirli bir gücü olduğu söylenir. Bu güç etrafa yaydığı olumlu etkisiyle ruhsal dengeyi sağlar ve buna gerekinimi olanlar için bu tki çok büyük önem taşır..."

Hangi müzik nasıl hayatımıza girdi? Hangi yollarla toplumun beğenisini kazandı? Bir dönemin vazgeçilmez enstrümanı piyano nasıl süs aleti olarak bir kenara bırakıldı? Teknolojinin müzik üzerindeki etkisi neydi? Geniş kapsamlı olmasada tatminkâr cevaplar alabileceğiniz Mozart'tan Madonna'ya alışılmış popüler müzik tarihi kitaplarından biraz farklı. Bu fark, yazarın üslubu ve konuları ele alışından kaynaklanıyor. Bunların dışında kitabın sonunda yer alan kaynakça ve bu alanda yazılmış diğer kitaplar bu alana ilgi duyanlar için yol gösterici olabilir.

  MOZART'TAN MADONNA'YA
Peter Wicke, Çeviren: Serpil Dalaman, Yapı Kredi Yayınları, 2006, 342 sayfa, 16 YTL.

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020