Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1750




Güzel Sanatlar Fakülteleri ve benzeri okulların yetenek giriş sınavlarının YÖK tarafından kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılması doğru bir karar, Katılıyorum.
Kaldırılması yanlış bir karar, Katılmıyorum.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 89 müzisyen gazete okuyor
 
 
Editör'den
 
 
Yayımlanan Sayı : 646

Frankfurt’taki Türkiye… - 20.10.2008





Geçtiğimiz hafta perşembe ve cuma günleri İMKB yani borsamız ve kur cephesinde yaşadığımız o müthiş depremin ardından bugün yeni bir haftaya başlıyoruz.

Bakalım depremin etkisi devam edecek mi?

Sizler bu satırları okurken, Deli Dumrul adlı oyunumuzu bir kez oynamak için Odessa yakınlarındaki, eski SSCB’nin bugün ise Ukrayna’nın önemli bir kültür ve sanat kenti olan Mikolayev’e doğru yola çıkmış olacağım. Salı ve çarşamba günlerinde de Mikolayev’de olacağımdan üç gün sizlerden uzak kalacağım sevgili Mavi Nota dostları…

Ancak Mavi Nota günlük yayınına devam edecek tüm doluluğu ve hızıyla.

Geçtiğimiz haftanın en önemli kültür ve sanat olayı ise aylardır üzerine konuşulan, Kültür Bakanımız Ertuğrul Günay’ın çok önem verdiği Frankfurt Kitap Fuarı’nın açılışıydı kuşkusuz. Öyle ki fuar ekseninde hiç beklemediğimiz şok gelişmeler bile oldu. Bunlardan en önemlisi ise dünyaca ünlü piyanistimiz Fazıl Say ve eseri Nazım Hikmet Oratoryosu’nun kendisine söz verildiği halde son anda fuar programından çıkarılmasıydı.

Bu konuda Fazıl Say’ın Kültür Bakanı Ertuğrul Günay için söyledikleri de gerçekten çok çarpıcıydı. Dünyaca ünlü bir sanatçının, söyleşi yaptığı televizyon programında “Günay’ın yüzünü bile görmek istemiyorum” şeklindeki açıklaması, üzerinde çok düşünülmesi gereken bir söz diye düşünüyorum.

Bu arada Frankfurt Kitap Fuarı programına 1991 yılında 84 yaşında kaybettiğimiz dünyaca ünlü bestecimiz, Ahmet Adnan Saygun’un Çok Sesli Çağdaş Türk Müziği’nin önemli kilometre taşlarından sayılan ve Saygun’un besteciliğine haklı bir ün kazandıran Yunus Emre Oratoryosu alındı. Fuarın açılışının yapıldığı 14 Ekim günü saat 21.00’de Frankfurt Alte Oper (Eski Opera)’da Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nca seslendirildi.

Dünyaca ünlü besteci ve müzik bilimci Ahmet Adnan Saygun’un 1947 yılında Yunus Emre'nin 13 şiirini esas alarak bestelediği Yunus Emre Oratoryosu, Batı klasik müziğini Türkiye´ye has tonlar ile bütünlüyor. Rengim Gökmen yönetimindeki Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ve Frankfurt Müzik Akademisi Korosu tarafından ilk kez Almanca olarak sunulan Oratoryo, yazıldığı tarihte bestecisine uluslararası ün kazandırmıştı. Ünlü bestecimiz Ahmet Adnan Saygun, müzik otoritelerince Türk müziğinin gelişiminde önemli kilometre taşlarından biri olarak kabul ediliyor. Atatürk´ün ulusal devrimlerini müzikal alanda gerçekleştirerek, işitsel alanda çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşma saiki ile hareket eden ünlü müzik bilimci, Türk müziğinin kökenlerine dair araştırmalar yaptı. 1936´da Bela Bartok ile halk müziği melodilerini derlemek üzere Anadolu´yu gezen Saygun, Türk müziğinde önemli kazanımlara imza attı.

Batı klasik müziğini Türkiye’ye has tonlarla bütünleyen eseri orada ilk kez Almanca olarak seslendiriyoruz. Onur konuğu olduğumuz bir fuarda Türkçe okumuyoruz.
Neden acaba? Ülkemizi yöneten tüccarlar bundan da rant elde etme peşindeler mi acaba diye soruyorum kendime? Öyle ya neden Türkçe söylenmiyor? Biz fuarın onur konuğu isek kendimizle orada olmamız gerekmiyor mu?

Fazıl Say’ın fuar programından çıkarılması üzerine, okurlarımızdan ve gazetemizin yazarlarından Hollanda’da yaşayan ve ülkemizi 45 yıldan beri dışarıdan takip ettiğini söyleyen Sayın Elvan Duygu Gülay ile yine gazetemize değerli katkılarını esirgemeyen okurlarımızdan Sayın Kemal Gelence arasındaki diyalogu ilgiyle takip ediyorum. Gerçekten her iki tarafta birbirlerine çok doğru açıklamalarla yanıt veriyor. Umarım bu karşılıklı yazışmaya başka okurlarımızda katılırlar. Zaten Mavi Nota’nın burada olmasının amaçlarında birisi de budur sevgili müzik dostları.

Sayın Elvan Duygu Gülay ile Sayın Kemal Gelence’ye bu konuda hislerimize tercüman olduklarından dolayı teşekkür ederim.

Benim bu konuda düşündüklerim ise kısaca şöyle: Mevcut iktidar, liderinin de ağzıyla bir zamanlar açıkladığı gibi başta demokrasi olmak üzere çağdaş dünyaya giden bütün temel kavramları ve değerleri emellerine ulaşmak için araç olarak kullanıyor. Avrupa Birliği hikâyesi de bunlardan ibarettir. Yani Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girebilme çabaları kendileri tarafından dümen durumuna getirilmiş bir kavramdır. Onların sadece kendi emelleri vardır. Ne Frankfurt Kitap Fuarı’ndaki Türkiye’nin onur konukluğu, ne Yunus Emre Oratoryosu, ne Fazıl Say, ne demokrasi ne de diğer şeyler. Onların hepsi için bu kavramlar geldikleri durakta inecekleri bir belediye otobüsü ya da banliyö trenidir.

Bu durumda ne yapılması gerektiği ise açıktır.

Halkımızın uyanması ve acilen uyanması…

Tabii bu arada Elvan Hanım gibi yurt dışında yaşayanların da üzerine düşen çok önemli görevler vardır. Kemal Bey’e bu noktada çok hak veriyorum.

Sözü Frankfurt ile açmıştım yine Frankfurt ile kapatayım.

Bu fuar çok önemlidir. Önemine binaen sonuçlarının çok iyi değerlendirilmesi ve üzerine kafa yorulması gereken bir fuardır.

Sadece seçilmiş entelektüellerin boy gösterdiği bir yer olmamalıdır.

Böyle bir temennide bulunmaktan başka bir şey de elimden gelmiyor. Üzgünüm.

Çarşamba günü görüşene değin esen kalın sevgili dostlar.



Müfit Semih Baylan
Editör
 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019