Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1762




Güzel Sanatlar Fakülteleri ve benzeri okulların yetenek giriş sınavlarının YÖK tarafından kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılması doğru bir karar, Katılıyorum.
Kaldırılması yanlış bir karar, Katılmıyorum.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 23 müzisyen gazete okuyor
 
 
Barış Yıldırım
 
 
Yayımlanan Sayı : 642

Müziğin Yalın Hali - 14.10.2008





Micus, 16 yaşından itibaren Almanya’dan yola çıkıp, dünya kazan müzik kepçe yola düşerek, İspanya’dan Japonya’ya, gittiği her yerde yerel ustalardan öğrendiği enstrümanları icra etti konserde. 

Dairesel bir müzik

Micus solo performansında, sesi ve enstrümanlarıyla, müziği gerçekten en yalın halinde; alıştığımız akor ve makamlardan, süslemelerden çok uzak bir üslupta icra etti. Batılı anlamda, doğrusal bir gelişme izlemeyen müzik adeta daireler çiziyor, dinleyiciyi başka bir âleme götürüyordu.

Yakasız keten gömleği ve sade pantolonuyla sahneye geldi Micus; terliklerini çıkarıp, dingin bir yüz ifadesiyle, beyaz mindere oturdu. Seyirciyi Türkçe “İyi akşamlar”la selamlayan müzisyen, “Bu akşam çalacağım enstrümanların bazılarını bilmiyor olmanız mümkün” dedi ve programın kendi bestelerinden oluştuğunu belirtti. 

Bambaşka enstrümanlar

İlk parçada çalacağı Ermeni ‘duduk’u için “Sizin ney’inize benzeyen bir alet; çok güzel bir sesi olduğunu düşünüp onun için bir beste yaptım” dedi Micus. Ardından, program boyunca, her şarkıda enstrümanlarını değiştirip; nefeslilerle icra edilen parçaların arasına vurmalı ve tuşlu çalgılarla çalınanları yerleştirdi.

Bir şarkıda, kanunun uzaktan akrabası, ‘Bavyera zitheri’ denen Alman enstrümanını aldı kucağına. Elleri huşuyla zither’in üzerinde gidip gelirken, gözlerini kapayıp kendini Aya İrini’nin loş hacmine bırakan Micus, Meryem Ana’ya adanmış eski bir Yunan ilahisini söyledi. 

‘Şakuhaçi’ denen Japon bambu flütünü üflerken, müzisyenin konsantrasyonunu yüz ifadesi ele veriyordu. Duru sesli flütle, vibrato yaratmak için gözlerini kapatıp başını hafifçe salladıkça, bütün beden diliyle Doğulu bir neyzene dönüşüyordu.

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020