Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 16
Sayı: 1789




Halen içinde yaşadığımız Pandemi Sürecinde; konser, tiyatro, opera ve bale gibi sanat etkinlikleri devam etmeli midir?

Devam etmelidir.
Devam etmemelidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 31 müzisyen gazete okuyor
 
 
Zeynep Ç. Yayınoğlu
 
 
Yayımlanan Sayı : 624

Y. Lodi: Önce insanım, sonra müzisyen ve anne. - 11.09.2008





Üç albüm çıkardıktan sonra çok sevilen bir Sezen Aksu şarkısı olan ‘Yeter’in yeni yorumuyla dinleyicilerini hüznün kollarında bir gezintiye çıkaran Yonca Lodi’ni anladığımız kadarıyla karın ağrılarının çoktan çözümünü bulmuş.

Onun hüzünlü şarkılarını, can yakan sözlerini ve muhteşem sesini bir kenara bırakın ve Yonca Lodi’ye bir de öyle bakın. Karşınızda güzel ve akıllı bir kadın var. Ancak o bu sıfatlardan hoşlanmıyor. Şimdi bu sıfatları bırakıp Yonca Lodi’nin kim olduğuna bakın. 4,5 yaşındaki çocuğunun her anına tanıklık etmiş bir anne aynı zamanda. Ama ona sadece annelik de yetmiyor. Çünkü bütün bu sıfatlar onu kısıtlıyor. O ise her şeyi “Önce insanım. Sonra kadın, müzisyen ve anneyim” diyerek açıklıyor. Çünkü o her haliyle varlığını sunuyor ve olduğu gibi yaşıyor. Geriye de karın ağrısını başkalarının çekmesi kalıyor.

Sizin son günlerde en çok “Yeter” dediğiniz şey nedir?

Sadece son günlerde değil, bu mesleğe başladığımdan beri “güzel ve yetenekli şarkıcı” diye nitelendirilmekten çok rahatsız oluyorum. Çünkü hiçbir erkek sanatçıya yakışıklı ve yetenekli denmiyor. Bu bana çok manasız geliyor. Tabi ki göz önünde olduğumuz için yüzümüze gözümüze bakmak durumundayız ama ben önce müzik yapıyorum. Neden adımın önüne güzel ve yetenekli sıfatı konuyor ki…

Aslında eminim birçok kadın şarkıcı bundan rahatsız olmazdı. Siz neden oluyorsunuz?

Ben oluyorum. Benim özelliklerimi kısıtlıyor bu sıfat.

Güzellik kategorisinde yarışanlarla aynı sınıfa sokuluyormuşsunuz gibi mi hissediyorsunuz?

Aynen. Hâlbuki o kategoride yarışanların müzik adına yaptığı hiçbir şey yok. O sıfatlar onları mutlu ediyor olabilir ama ben müziğiyle var olmaya çalışan bir kadın müzisyenim. Ayrıca çirkin olsaydım ne olacaktı? Bu da bir tür ırkçılık ve ırkçılığın her türlüsüne karşıyım.

“ERKEKLERİN DE AĞLAMAYA, GÜÇSÜZ KALMAYA İHTİYAÇLARI VAR”

Güzel olmanın size bir faydası olmuyor mu?

Erkek hegemonyasından kaynaklanıyor bunlar. Ne kadar genç ve seksiysen o kadar iş yaparsın gibi bir mantalite var artık. Bu çok sinir bozucu. Benim ilk albümüm çıktığında bana da bir sürü basın kuruluşundan çıplak fotoğraf çekimi yapalım diye teklif geldi. Belki yapsaydım işler daha kolay olurdu. Ama bu sıfatlandırmalar, bu “et, et” bakış açısı beni çok rahatsız ediyor. Ben de sahnede çok dekolte giyebiliyorum. Hiç muhafazakar değilimdir. Ayrıca muhafazakar bir bakışla sanat yapılabileceğine de asla inanmam. Çünkü sanatta değişmeyen tek şey değişimdir. Çıplaklık da olabilir. Kabul edemediğim şey avamlık. Bu avam bakış açısı gencimize de çocuğumuza da kadınımıza da çok zarar veriyor. Yoksa her şeyin sorumluluğu bizim üzerimizde ve sadece kadınız demek yetmiyor. Seksi mi görmek istiyorsun seksi olurum, anne mi görmek istiyorsun anne de olurum, müzisyen mi… Her şeye yeterim, her şeyi olurum.

Neden böyle her role girme gibi bir durumumuz var? Yatakta kaplan, evde anne olmak zorunda mı her kadın?

Kadından çok fazla şey bekleniyor. Bunun erkeklerin bencil yaratılışlarından kaynaklandığını düşünüyorum. Bir de anneannelerimizin anneannelerinden kalma bir erkeklerin egosunu pohpohlama halimiz var tabi. Böyle bir ihtiyaç hissediyoruz kendimizde. Erkeklere sürekli şefkat gösterme halimiz var.

Erkeklerin bir fonksiyonu yok mu bu hayatta?

Erkeklerin işi de zor. Onlar da “sen evin direğisin, güçlü olman lazım” diye büyütüyor. Erkeklerin de ağlamaya, güçsüz kalmaya ihtiyaçları var. Ama sanki buna izinleri yokmuş gibi davranılıyor. Onların da farklı sorumlulukları var. Ancak onların serbest dolaşımları var ve o yüzden bizim kadar baskı hissetmiyorlar üstlerinde. Kadınlarda ise en özgürüm diyende bile annem ne der korkusu var.

Siz bunları aşmış bir kadın olarak mı konuşuyorsunuz şu an?

Bir takım yerlerini aştım ama bu kişisel gelişimle ilgili bir şey. Ben 30 yaşından sonra kendimle ilgili çok çalıştım ama her şeyi çözebildim mi? Elbette hayır. Sadece dengeyi kurmaya çalışıyorum. Hâlbuki muhasebeci bir kadından farklı olmak istemiyorum çünkü ben de sadece var olmaya çalışıyorum.

Anne ve evli olmanın mesleğinizde bir engel yarattığı oldu mu?

Hayır, çünkü ben evli ya da anne olmasaydım da aynı Yonca olacaktım. Ben buydum. Evliyim diye böyle yapmamalıyım demedim hiç zaten öyle bir birlikteliğe benim gönlüm razı olmazdı. Sadece anne olamam ben. Sadece kadın ya da eş de olamam. Ben sadece Yonca’yım. Yonca üretirse, şarkı söylerse mutlu olur. Ve Yonca ancak mutlu olursa çevresini mutlu eder çünkü benim enerjim anneme de, çocuğuma da, eşime de geçiyor. Herkese yetebilme güdüsünü de ancak bununla besleyebilirim.

“SAHNEDE NE KADIN NE DE ERKEĞİM”

Eşinizle bir problem yaşamadınız sanırım...

Hayır, asla ama bunu ahkâm kesmek için söylemiyorum. Tabiî ki benim evliliğim de bitebilir. Hayat bu. Hiçbir şeyin garantisi yok. Her yaşam türü kendini başka bir forma çevirebilir. İnsan kendinden başka kimseye güvenmemeli. “O yanımda nasılsa” dememeli bence.

Siz sırtınızı eşinize, ailenize ya da paraya yaslamadığınıza göre nerden güç alıyorsunuz?

Ben bir parça yalnız bir çocuktum. Annem de, babam da çalışıyordu. O yalnızlığa aşık oldum ve çabuk olgunlaştım. Hiç oyuncak bebekle oynamak istemedim. Hiç de özlemini çekmedim. Galiba gücümü sahneden alıyorum. Yalnız olmama rağmen güçlü olduğumu ve çok özgür olduğumu düşünüyorum. Sahnede ne kadın, ne erkek oluyorum.

Kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

Önce insanım. Sonra kadın, müzisyen, anne…

Müzisyenliğinizin anneliğinizden önce geliyor olması birilerini şaşırtabilir.

Ben önce var olmalıyım ki anneliğimi yapabileyim. Bütün bu rollerden güç alıyorum. Ama bir yandan da yorulduğumu hissediyorum. “Yeter” de bunlara bir cevap gibi olabilir. Zaten duygusal bir mesajı olmayan bir şarkı söylesem olmazdı.

Bence de. Mesela eminim “Kondom” gibi bir şarkı söyleyemezdiniz.

Olamaz. Sesimin bana tanrının bir hediyesi olduğunu düşünüyorum ve o yüzden ben de ona olabildiğince hassas olmaya çalışıyorum. Bunun karşılığı da Kondom olmamalı…

NTVMSNBC

 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2021