Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1762




Güzel Sanatlar Fakülteleri ve benzeri okulların yetenek giriş sınavlarının YÖK tarafından kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılması doğru bir karar, Katılıyorum.
Kaldırılması yanlış bir karar, Katılmıyorum.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 30 müzisyen gazete okuyor
 
 
Barış Yıldırım
 
 
Yayımlanan Sayı : 604

Genç bir caz büyücüsü: Genco Arı - 31.07.2008





Aslında Genco Arı, yedi parçadan altısını bestelediği “Wizart” albümünü uzun zamandır çalıştığı arkadaşlarıyla kaydetmeyi düşünüyordu. Fakat Arı, MESS Prodüksiyon’un sahibi Süha Kurultay’ın da desteğiyle, davulda Dave Weckl, basta Anthony Jackson, elektro gitarda Mike Stern ve saksafonda Bob Franceschini gibi isimlerle çalışma fırsatı yakalayınca, biz de evrensel standartlarda bir albüme kavuştuk.

Pek çok müzik sever, Arı’yı 2003’te katıldığı Quartet Muartet’teki çalışmalarıyla tanıdı; Arı, Sibel Köse, Sarp Maden ve DJ Ufuk gibi isimlerle de farklı projelere imza atmış bir isim. 1983 doğumlu piyanistle albümün mutfağını konuştuk.

Müzikal gelişiminizde ailenizin etkisi neydi?

Babamın caz müzisyeni olması ve beni 5 yaşından itibaren tüm akademik donanıma sahip kılması ile başlayan bir aile serüveni aslında bu. Gelişim 21 yıldır sürüyor. Ayrıca, oldukça çalışkan bir müzisyen ve mesuliyet sahibi bir ‘oğlak’ olduğumdan, her yıl iki yıllık falan çalışıyorum. Dolayısıyla 42 yıldır müzik yapıyorum denebilir! Bu arada konservatuardan gelen klasik yönümle, ailemden gelen caz yönümün bileşkesi oldu, albümümdeki besteler ve yorumlar. Bunu albüm kapağına da yansıttık.

Beste çalışmalarınız ne zamandır sürüyor?   

12 – 13 yaşlarından beri yazıyorum; fakat olgunlaştılar mı acaba, o konuda bir şey söyleyemem. Bir besteciye göre hiçbir zaman “tamam” denilen bir an yoktur bence. Müziklerimi yaşadığım olaylarla beraber yazıyorum. Bugün sizinle görüştüm mesela ve bu beni etkileyen bir olay, inanın bugün bir şey yazarsam siz de bu parçanın içinde olacaksınız! 

“Wizart”ın hikâyesini biraz anlatabilir misiniz?

“Wizart”, Süha Kurultay’ın varlığı ile tamamlandı. Albüm, benim ve onun ortak olduğunu anladığımız hayalimiz; benim ilk çocuğum. Aslında planlarımda yine Eylem Pelit ve Volkan Öktem vardı. Ama Süha normal bir insan olmadığı için sonuç böyle oldu. Saksofonu da o monte etti mesela projeye.

‘Büyü’ önemli

Albümde çalıştığınız sanatçılarla nasıl bir ortak dil oluşturdunuz?

Müzik evrenseldir klişesini tekrarlamak zorundayım! Bir de özellikle cazın doğasında doğaçlama olduğu için beyin dalgaları iletişimiyle diğer her tür müzikten daha fazla çalıyorsunuz. Tabii şunu da söylemem gerek; bu adamların kalibresi direkt katkıda bulunuyor, hücum kayıt tarzı çalışmalara... Yani hepsi de dünyanın A takımında. Sonuç, “Biz birlikte müzikler hazırlayıverdik, buyrun siz de tadına bakın oluyor” yani...

Önümüzdeki dönem için projeleriniz neler?
Bir Alp Ersönmez albümü hazırladık, o da yolda... Ama esas Süha Kurultay ile yeni albüm çalışmalarına başladık ve gerçekten sürpriz isimler var yeni albümümde. Yine A takımı, ama bu sefer başka bir kadro. Müthiş isimler olacak, çok fena, söylemek için sabırsızlanıyorum; ama kendimi tutacağım, işin büyüsü kaçmasın. ‘Büyü’ önemli çünkü, biliyorsunuz.

Stüdyo bir hafta lahmacun koktu

Albümdeki ‘Turkish pizza’ şarkısının ilginç bir hikayesi var, değil mi?

Spontan gelişti olay: Elemanlarımın (!) sadece 2 günü vardı kayıt için ve 2 gün dediğim de, saat 13’ten 19’a kadar; çünkü akşam da Süha’nın kulübünde çalıyorlardı. Anthony Jackson ile Mike Stern müzikleri hiç bilmiyorlardı. Notaları o gün gördüler. Yani sıkışıklık hat safhada. Haliyle Süha da 5 dakika kaybetmemeye çalışıyordu ve adamlar ne istese hemen yerine getiriyorduk.

Acıktık dediklerinde, dışarı çıkarak vakit kaybetmemek için o civarda servis yapabilecek yerleri sorduk. Bir tek Tatlıses Kebap vardı. Süha da, bunlar sever ve çok çabuk yenir diye 15 - 20 lahmacun sipariş etti.

Sevmediler mi yoksa?

Tam tersi. Adamların bu kadar seveceğini düşünmemiştik. 10 daha, 20 daha derken, 2 gün boyunca stüdyoda sadece lahmacun yendi. Anthony çifter çifter sarıp yiyordu. Aslında orada olacak iş değildir bu normalde, ama görevliler de arkadaşlar ecnebi diye bir şekilde ses çıkarmadılar. Arkamızdan stüdyo 1 hafta lahmacun kokmuş, pencere falan olmadığı için. “Turkish Pizza”nın adı o günlerde “Sibemol Blues” olarak yazılıydı nota kâğıdında. Dave ve Mike lahmacun demeye dilleri dönmediği için, her seferinde “What was that again?” (Adı neydi bunun?) diye sorduklarında, Süha onlara “Turkish Pizza” demişti. Sonunda parçanın adı bu oldu, Süha’nın isteğiyle. Ben de bir şey diyemedim tabii, prodüktörüm olduğu için! 
 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020