Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1750




Güzel Sanatlar Fakülteleri ve benzeri okulların yetenek giriş sınavlarının YÖK tarafından kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılması doğru bir karar, Katılıyorum.
Kaldırılması yanlış bir karar, Katılmıyorum.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 46 müzisyen gazete okuyor
 
 
Editör'den
 
 
Yayımlanan Sayı : 600

Trabzon'un akciğerleri ve müthiş üçlü... - 25.07.2008





Trabzon’un akciğerleri olan vadilerden Zağnos Vadisi, özellikle son kırk yılın yerel yönetimlerinin günahı olarak duruyordu olduğu yerde. Çocukluğumda narenciye bahçelerinin süslediği, Zağnos köprüsünün üzerinden geçerken mandalina kokusunu ciğerlerimize çeke çeke geçtiğimiz o güzelim vadi, yukarıda da yazdığım gibi son kırk yılın yerel yönetimlerinin oy hesapları yüzünden gecekondu bölgesi olmuş ve şehrin ortasında çarpık kentleşmenin en güzel örneği olarak duruyordu.

Sonuçta Toplu Konut İdaresi’nin ön ayak olmasıyla bu vadideki gece kondular temizlendi. Şehrimize yakışır bir görünüm ortaya çıkacağı düşüncesiyle çok sevindik Trabzonlu olarak.

Ama gelin görün ki şu son hali daha enteresan.

Yukarıdaki fotoğraf vadinin bir bölümünün son halini gösteriyor. Tarihi Zağnos Köprüsü’nün hemen yanında, sırtının bir kısmını bu tarihi köprüye dayamış bir beton yumağı anfi tiyatro kılığıyla süslüyor o güzelim vadinin bir köşesini.

Oysa bu vadiye bu kadar beton doldurulacağına, hem de tarihi köprünün bir kısmını betonla kapatacağına burası yine eskiden olduğu gibi narenciye bahçesi haline getirilseydi kim ne kaybederdi?

Kuşlar soluklanacak bir yer bulurlardı.

Kentin ortasında yalnız kalmış olan Atapark’ın ağaçları kendilerine yeni arkadaşlar bulmuş olurdu.

Toprak altındaki böcekler yeni mekanlarını oluştururlar ekolojik düzene kısmen de olsa bir denge gelirdi.

Kent aşıkları bu bahçede dolaşır insani duyguları yaşarken insan olmanın yüce duygusunu bir kez daha tadarlardı.

Bu listeyi daha uzatabilirim.

Ama biliyorum boşuna söylemiş olacağım. O nedenle yazmak gelmiyor içimden.

Sonuç olarak beton dökmekten beyinleri iyice betonlaşmış müteahhitler ve onlara iş veren müteahhit işverenleri bu güzellikleri göremedikleri için yine “kentimin ortasına beton diktiler.”

Buradaki "beton dikme" deyimi, halk dilindeki “ocağıma incir ağacı diktin” deyimi ile eş anlamlıdır.

Şimdi burayı böyle yapanlara sorarsanız çok iyi bir şey yapmışlardır. Aynen Tekelin o güzelim binasını yıkıp yok ettikleri gibi.

Kentin ukala ileri gelenlerini yanlarına alarak…

Ne yapayım liberalizm çevremizi öyle kuşattı ki yakın bir gelecekte bu muhalif yazıları bile yazamaz olacağız.

***

Yine birilerinin kulağını çınlatarak hafta sonu yazımı bitirmek istiyorum. Bu kulağını çınlattığım arkadaşlar Mavi Nota’yı elli sayı bile çıkaramayacağımı söyleyen arkadaşlardı. Yani ben elli sayı bile dayanamazmışım.

Hey arkadaşlar size özel postayla gönderdiğim bugünkü sayının kaçıncı sayı olduğunu gördünüz okudunuz değil mi?

Evet, yanlış okumadınız 600. sayı çıktı, ekranınızdan size tebessüm eden sayı Mavi Nota günlük Müzik Gazetesi’nin 600. sayı.

Ya işte böyle sevgili arkadaşlar…

***

Son olarak bir not siz müzikseverlere:

Geleneksel enstrümanları, kendine özgü tarzıyla yorumlayan Stephan Micus, son on yılın adından en çok söz ettiren saksafoncularından James Carter ve tüm zamanların en iyi caz müzisyenlerinden biri olarak kabul edilen basçı Ron Carter...

Bu müthiş müzisyenler çok yakında caz festivali için ülkemizde olacaklar.

Kaçırmayın lütfen…

Pazartesi günü yeniden görüşene değin esen kalın sevgili müzik dostları…



Müfit Semih Baylan
Editör




 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019