Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1758




Güzel Sanatlar Fakülteleri ve benzeri okulların yetenek giriş sınavlarının YÖK tarafından kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılması doğru bir karar, Katılıyorum.
Kaldırılması yanlış bir karar, Katılmıyorum.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 65 müzisyen gazete okuyor
 
 
Arzu Haksun Güvenilir
 
 
Yayımlanan Sayı : 594

Bach'la Oryantal mi? - 17.07.2008





İki tür müziğimiz vardı, ta ki Türkiye'nin batılılaşma politikalarına kadar. Farabi'nin Bizans'tan aldığı Doğu müziği ve halk ezgileri. Doğu müziği Farabi tarafından Arapça, Farsça, Osmanlıcaya çevrildi ve böylece saraylara da girdi.

Bugün ayrıntılara girmeden baktığımızda üç tür müzikle karşı karşıyayız; doğu, batı, halk. Halk, kültürümüzü, batı uygarlığı ifade ediyor. Ziya Gökalp, Türkçülüğün esaslarını ele alırken ulusal müziğimizi Halk ve Batı müziği olarak işaret ediyor. Doğu müziği için de "sağlıksız" değerlendirmesini yaparken, ulusal olmadığı görüşünde. Halk ve Batı müziğinin sentezi de ulusal müziğimiz yine Ziya Gökalp'e göre. Belki de yanlış anlayarak bugünlere getirdiğimiz bu görüş, Türkiye'deki birçok aydın ve müzisyen tarafından hala korunuyor. Birçok konservatuar bu düşünce ile eğitim vermeyi sürdürürken, batı müziği dışındaki türlere, kendi müzik kültürü de dahil çok yabancı. Anlatacağım hikaye de aslında bunu çok iyi özetleyecek belki de. Batı müziği eğitimi veren bir konservatuarın kantini, yakın bir arkadaşım kemençesi elinde içeri giriyor, yanıma oturtup bir şeyler çalmasını rica ediyorum. O sırada öğrencilerden biri geliyor yanımıza, "Ya ben bu aleti Karadeniz'de çok aradım.". Evet çok ararsın çünkü bu halk müziğinde kullanılan değil Türk müziğimizde kullandığımız klasik kemençe. Bu onun ayıbı değil. O ve onun gibi öğrencileri yanlış yönlendirenlerin ayıbı. Yirmi birinci yüzyıldayız, teknoloji hızla ilerliyor, çağa ayak uydurmak gerekli. Artık dünyada olup biteni izlemek çok daha kolay. Bir müzisyen hiçbir müziğe kulağını kapatmamalı, mümkün olduğunca kendi sınırları dışına çıkmalı. Örnek aldığımız batı zaten bunu yapıyor. "kendi müziğini tüketen Avrupa" gözünü Afrika ve Asya'ya dikiyor. "Bach to Africa" (Afrika ritimleri ve melodileriyle, Bach eserleri birleştirilmiş), "Mozart İn Egypt" (Arap ezgileri Mozart'ın eserleri ile birleştirilmiş) bunlara iki örnek. Yurt dışına eğitim için çıkan çoğu müzisyen de bilir bunu ve dile getiriyorlar da konuyu.

"Avrupa'da artık eserleri olduğu gibi çalmak yeterli gelmiyor, kendi müziğimizle ilgili de neler bildiğimizi soruyorlar çoğu zaman." Aslında "sentez arayışı" içindeler biraz da. Farklı kültürlerin müziklerini, çalgılarını kendi müziğiyle görmek istiyor Batı.

Son günlerde ise bizde Bach'ın eserleriyle oryantal dans yapılması tartışılıyor "Bach A L'Orientale, Anjelika Akbar". Projenin temel felsefesi klasik müziği geniş kitlelere ulaştırma düşüncesi ama bu aslında klasiğin dışına taşmak. Doğu ile Batı'yı birleştirme çabaları, farklı ses sistemi, ritim özellikleri göz önünde bulundurulduğunda hiç de kolay iş değil. Batı ile Doğu sentezi yapmak. Klasik müzikçilerin de klasik anlayışlarının dışında bir şey bu. Kimi popüler olma çabası, kimi de sentez arayışı diyor. Tamam, bırakın klasik müzik "klasik" kalsın ona söylenecek söz yok, ama farklı projelere de kulaklarınızı tıkamayın.
 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020