Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1765




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 25 müzisyen gazete okuyor
 
 
Asu Maro
 
 
Yayımlanan Sayı : 593

Çellonun duası - 16.07.2008





Çelloyla türkü çalınır mı hiç?” diyenleri ilk albümüyle mahcup eden Uğur Işık, şaşırtıcı işler yapmaya devam ediyor. Bu kez, Işık’ın adeta insan yerine koyduğu, bir tür “hayat arkadaşı” diyebileceğimiz marifetli çellosu göklere çevirmiş yüzünü. Yine Kalan Müzik’ten çıkan albümün adı “Cello Invocations” bu yüzden... Yakarış, niyaz, dua... Çello dua ediyor basbayağı...

Albümün ilk saniyede sizi saracak mistik havası daha kapaktan belli ediyor kendini. Işık’ın kömür tozuna ve çamura bulanmış parmakları var fotoğrafta. Açıyorsunuz kapağı, 15 parça var içinde. Lakin isimleri var, birkaçında besteci ya da “derleyen” adı, gerisi anonim, başka da ser veriyor sır vermiyor kartonet. Dini müziklerden oluşuyor albüm, tamam ama hangisi hangi dinin müziği?

Işık’ınki bilinçli bir tercih. İnsanların önyargısız dinlemesini istiyor parçaları, dini aidiyetlerinin yönlendirmesi olmadan. Bu haliyle bile dinleyenlerin seçebildikleri kadarıyla “Niye ‘onlar’dan üç tane var da ‘biz’den iki tane var?” gibi sorularına maruz kalmış zaten.
Halbuki Işık için “onlar” ve “biz” yok, insanın kanını kaynatan müzikler var... Almak isteyene “dinlerin birliği” mesajını vererek... İlk albümü “Cello Unveils Anatolian Spirit” ile Anadolu’nun çeşitliliğini sergilemişti, şimdi bütün dünyadaki dinleri bu topraklarda buluşturuyor.

Üç yıllık hazırlık

Üç yıl hazırlanmış bu projeye Işık. Bütün müziklerin kökeninde olana inmek istemiş: En süssüz püssüz, en saf haliyle dini müziklere. Ve genelde insan sesiyle, çoğunlukla da erkek sesiyle yapılan dini müziklerin çello için biçilmiş kaftan olduğunu düşünmüş: “Çünkü çello da benim için erkek. Benim ruhum da ona ekleniyor ve çello insanmış gibi dua ediyor, hiç din ayırmadan.”

Dini müzikleri sade ve güçlü halleriyle kendi yapısına da uygun buluyor. Onun için müzik allı pullu olmamalı bir, “ağlak” olmamalı, iki... Bir de samimiyet önemli tabii. “Dua eden insan inanıyordur. Benim dini inançlarım çok güçlü değil ama ‘Allahım bana yardım et’ dersin mesela ve ondaki samimiyet hiçbir şeyde olmaz. Albümün ana fikri bu: Samimiyet.”
“Benim için bütün dini müzikler zikir. Sanki bir odada oturmuşuz bütün dinler, bir zikri paylaşıyoruz” diyor Işık... Daha “zikir” sözcüğü tek başına insanı hafifçe ürpertiyor halbuki. “İnsanlar zikirden korkuyor. Zikir bir müzik. Tekrara dayanan bir müzik, hepsi bu. Dizilerde filan gördüğümüz abuk sabuk şeyler değil. Ben en otantik zikirleri dinleyip onları koydum bu albüme.”

“Zikirden zevk alıyorum”

Bütün dinlerin müzikleriyle yan yana durduğu bir albüm bu. Tekbirin ardından paldır küldür Katolik ilahisi giriyor. Bu yüzden herhangi bir tarafa yakın durmadığının anlaşılacağını düşünüyor Işık: “Bunların hepsi benim kanımda olan şeyler. Bilmiyorum ben Ortodoks muyum, Yahudi miyim, Ermeni miyim... Dinci değilim ama en koyu dini müzikten, zikirden zevk alıyorum. Ne yapayım, çok güzel, beni heyecanlandırıyor. Bütün mesele bunu müzik olarak görmekte. Ben zaten müziği zevk için yapıyorum. Ne halk için ne sanat için, kendim için.”

“Cello Invocations”da perküsyonda Fahrettin Yarkın, vokallerde Doğan Dikmen, Bekir Büyükbaş, Osman Erkahveci, Enes Ergür var. Bir de Uğur Işık’ın çellosu tabii. Ama çello deyip geçmeyin, an geliyor bağlamaya, an geliyor gaydaya benziyor. En çok da insan sesine...
Tekbirle açılıyor, zikirle kapanıyor albüm... Arası ise kıtalararası bir garip yolculuk...

Hangi parça nereden?

Albüm Uğur Işık için “bir büyük zikir” olsa da, biz bu zikrin parçalarını tanıyalım istedik... Albümü koyduk, tek tek dinleyip üzerlerine konuştuk...

1- Bayram Tekbiri, Segah Salavat ve Ellayl Zahi: Bu bir kombinasyon. Tekbirle, çelloların dua etmesi fikriyle başlıyor, sonra insanların dua eden çellonun dili olmasıyla devam ediyor. Okuyanların hepsi tekkeden, cami hocası. İşin doğal olması için bu gerekiyordu. Sonuncusu bir Kuzey Afrika ilahisi. 

2- O Virgo Splendens: Bu 14’üncü yüzyıl İspanyol Katolik ilahisi. Bir kanon, Vladimir Ivanoff’un düzenlemesi. Ama ben üstüne gene Anadolu’dan bir şeyler kattım.

3- Yine Dertli Dertli İnliyorsun: Sivas yöresinden bir semah. İki tırnağımla vurarak bağlama sound’unu elde ettim. Çatır çutur sesler de var arada. Temizlemek istemedik. İki tarafa sallandığımı bile hissedebilir dinleyen.

4- Jezebel: Bu gospel. Dört siyah eğlenerek, dans ederek okuyorlar sanki.

5- Hicaz Ayin ve Hüseyni Değişmeli Peşrev: Bir neyzen tek başına oturuyor, birisi daha gelip ona katılıyor, böyle üst üste bindire bindire devam ediyorlar gibi. Sonunda da Şah Murad’ın bestesi peşrev. 

6- Yad Anuga: Bedevi müziği, Yahudi. Hareketli de olsa hep bir hüzün var Yahudi müziklerinde. Bir bölümü viyolonseli ut gibi çevirerek ut mızrabıyla çaldım.

7- El Vurup Yaremi İncitme Tabib: Bu çok önemli benim için. Önceki albümümde Ali Ekber Çiçek’in “Haydar Haydar”ını çalmıştım. Ondan sonra Ali Ekber hastalandı, ölmeden son bir konser vermek istedi ve radyoya geldi bunu okudu. Bu onun peşinden bir ağıt gibi...

8- All Creatures of God and King: Bu da İngiliz Katolik ilahisi. Ben bunu “Mr. Bean”in bir sahnesinde duydum ilk.

9- Heirmoi and troparia of the 9th ode...: Rum Ortodoks ilahisi. Bunu da bir Yunanlı korodan dinleyip aynısını yazdım.

10- Essanaa: Fas’tan bu. Bir kervan yürüyüşü hissi uyandırıyor. Bunun üstünde çift çelloya kaside okuttum, iki çello birbiriyle kapışıyor.

11- Çağrı: Çifte ezan. Kalın olan, en iyi ezan okuyan adam, Kani Karaca’nın okuduğu ezanın aynı. İnce olan da Bekir Sıtkı Sezgin’in okuduğu.

12- Chalabati: Bu blues. 17’nci yüzyılda Afrika’dan köleler Magrep’e getirilirken bu müziği de getirmişler. Afrika ezgileriyle İslam ilahilerinin karışımı denebilir.

13- Ey Şahin Bakışlım: Erzincan yöresinden bir semah. Nida Tüfekçi derlemiş.

14- Lamento di Tristano: 14’üncü yüzyıl İtalyan Katolik müziği bu.

15- Zikir: Tekkelerde yapılan en koyu müziğin en otantik kaydı bu. Arada bağırmalar, aşka gelmeler... Bu zikir gerçek, turistik değil. 1,5-2 dakika sonra sesleri tamamen kısılıyor. Ardından Afrika zikiri geliyor. Sonu da “Allah Allah hu” diye bitiyor. Bu “hu” da insanı o mistik havanın içine doğru bırakıyor.
 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020