Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 16
Sayı: 1788




Halen içinde yaşadığımız Pandemi Sürecinde; konser, tiyatro, opera ve bale gibi sanat etkinlikleri devam etmeli midir?

Devam etmelidir.
Devam etmemelidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 30 müzisyen gazete okuyor
 
 
Ufuk Çakmak
 
 
Yayımlanan Sayı : 588

Operacılardan seçme türküler! - 25.06.2008





'Yemen Türküsü’, 'Sarı Gelin’, 'Evlerinin Önü, gibi türküleri, temiz notalarla verebilen, güzel şarkı söyleyebilen Batı müziği şancılarımızdan dinleyelim diyorsanız, “Folklorama” tam sizin için...

İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin en çok ilgi gören yapımlarından biri müzik yönetmenliğini Serdar Yalçın’ın yaptığı “Folklorama- Türk Büyüsü” prodüksiyonu. Eseri İstanbul Operası’nda daha önce de müzikaller sahnelemiş olan Haldun Dormen yönetmiş. “Folklorama” hepimizin çok iyi bildiği türkülerin, hafif mizansen ve eğlendirmeye dönük çokseslilik içinde peş peşe sıralanmasına dayanan bir sahne gösterisi.

Türküleri söyleyen altı solist, solo, düet, trio ve sekstetler (altılı) halinde, hepsi birbirinden güzel havaların düzenlemelerini icra ediyorlar. Türkiye’nin dört bir yanından, yöresinden, kulağa en hoş gelenler arasından bir seçki yapılmış. “Evlerinin Önü”, “Adanalı”, “Yemen Türküsü”, “Sarı Gelin”, “Madımak” gibi kulağı bir çırpıda saran türküler bunlar. Reji, türkü ve solistleri birbirine küçük ve abartısız mizansenlerle bağlarken, şarkıcıları abartılı folklorik kıyafetler içine de sokmamış.

Folklorik bir dokunuşa sahip

Altı solist şarkıcı (Deniz Erdoğan, Gökhan Ürben, Zafer Erdaş, Ayten Telek, Ruhsar Öcal ve Hüseyin Likos) yerel ya da otantik bir sahne duruş, beden dili arayışı içinde değil. “Folklorama”nın sahnesi belli ki modern bir çerçevenin içinde, folklorun alışmış olduğumuz kostümlü, tavırlı kalıbına çok fazla yüz vermeden şekillendirilmiş. Kostümler de benzer şekilde, folklorik bir dokunuşa sahip olmakla birlikte, yarı-konser havasında diyebileceğim bir şıklık ve “light”lıkta.

Çeşitli kombinasyonlarda şarkılar söyleyen altı solistin arkasında dans eden bale dansçıları otantik folklor yapmaktansa bale adımları kullanıyor. Eserin müzik direktörlüğünü yapan ve düzenlemelerin yaratıcısı Serdar Yalçın, bu türküleri tatlı ve sevimli bir çoksesliliğe büründürüyor, bilinçli olarak çok derin bir sanatsal arayış içine girmiyor. Bunu şu anlamda söylüyorum:

20. yüzyılda Türk çoksesli müzik ekolü (Saygun, Erkin, Akses vs) Türk folklorunu ana kaynaklarından biri olarak görmüştür. Türk beşleri ve ilerleyen kuşaklardaki bestecilerimiz folklor malzemesini çokseslileştirirken, bu malzemeye oldukça artistik bir fırça darbesi vurmuş, hatta bir yabancılaşma da katarak, folklor ögesinin soyut senfonik anlatım içinde erimesini sağlamıştır.

Yalçın ise türküleri armonize ederken buralarda gezmiyor. Amacı bir yandan şancıların kendi partilerini rahatlıkla söyleyebilmelerini sağlayacak bir orkestrasyon yapmak, diğer yandan da seyirciyi türkünün çoksesli yapısına odaklamadan, yalın bir müzik yoluyla eğlendirmek.

Batı sistemiyle türkü

Sanat her türlü sentez denemesine açık bir alandır. Türküleri cazımsı bir gırtlakla söyleyebilirsiniz (Tülay German), pop ya da rock temalarını senfonik orkestrayla seslendirebilirsiniz (Londra Senfoni Orkestrası’nın çalışmaları) ya da etnik malzemeye senfonik stil kazandırabilirsiniz (Türk Beşleri, Bartok). Yerel müzikleri sentezleyen çalışmalar, kaçınılmaz olarak otantik ağızların, modların, özel telaffuzların kaybolmasına neden olur.

Öte yandan Batı eğitimiyle şekillenen şancı gırtlağının türkü icrasına, otantiklik ölçütüyle yaklaşmak da akıl kârı değil. Bu türkülerde, Batı’nın eşit tampereli sisteminin (bir oktavı 12 eşit yarım tona bölen müzik düzeni) şemsiyesi altında seslerini eğitmiş büyük şehirli şarkıcıları dinlediğimizin ister istemez farkına varıyoruz.

Diyeceğim şey, eğer türkülerde gerçekten otantiklik ya da etnomüzikolojik bir yaklaşım arıyorsanız, “Folklorama” bunu karşılayabilecek bir şey sunmuyor. Ama 'güzel türküleri, temiz notalarla verebilen, güzel şarkı söyleyebilen Batı müziği şancılarımızdan dinleyelim, biraz da kafa dağıtalım’ diyorsanız, “Folklorama” sizin için.
 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2021