Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 16
Sayı: 1788




Halen içinde yaşadığımız Pandemi Sürecinde; konser, tiyatro, opera ve bale gibi sanat etkinlikleri devam etmeli midir?

Devam etmelidir.
Devam etmemelidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 33 müzisyen gazete okuyor
 
 
Koray Değirmenci
 
 
Yayımlanan Sayı : 561

"Yuvana dön Müslüm Baba!" - 16.05.2008





Müslüm Gürses'in tartışma yaratan son albümü 'Aşk Tesadüfleri Sever' hakkında çok şey yazılacak ancak albüm üzerine konuşmaya geçmeden önce birkaç ilginç alıntı yapalım. Öncelikle Müslüm Gürses'in kendi albümüne ilişkin yorumları öyle hiç de karmaşık ve sofistike yorumlar yapmaya götürmüyor bizleri. Olay çok basit; hatta "Pergel ne ki baba?" diye soran İzzet Yıldızhan'a Müslüm Baba'nın verdiği cevap kadar basit: "Geometrik bir hadise". Babanın bu albümüne hayranlarının vereceği tepkileri merak eden muhabire babanın verdiği yanıt ilginç ama hiç de karmaşık değil: "Ben yabancılardan Frank Sinatra, Ofra Haza bir de Nat King Cole denilen bir saygıdeğer dostumuz var, onu dinlerim. Şarkıda bana gelen haz ve içerik kafama yatıyorsa, bende sırıtmıyorsa sorun olmaz. Önümüze yabancı kaynaklı birçok şarkı geldi, içlerinde bunlar beni sardı." (Hürriyet, 7 Mayıs 2006). Babayı "saran" şarkıların sahipleri arasında kimler yok ki: Bob Dylan, Leonard Cohen, Björk, Garbage ve daha niceleri. Birilerinin seçip babanın okuduğu iddiasına yanıt, Müslüm Baba'nın aynı röportajda başka bir soruya verdiği cevapta gizli ve işi karmaşıklaştırıyor aslında. Ne İsa'ya ne Musa'ya yaranamayacağından korkup korkmadığı sorusuna babanın verdiği yanıt ilginç: "O söylediğin benim kaderim, umarım bu albümün kaderi olmaz. Hotel California gibi ilk akla gelen, tavernalara kadar düşmüş şarkılar vardır ya, yaparsan bankodur. Onlardan kaçındım. Bu albüm Türkiye'ye benzesin istedim. Bob Dylan dinleyen kuşağa da hitap edecek, varoşlarda oturan oğlu evden kaçmış insanlara da"... "Güzel, karşıma hangi kılıkta çıkarsa çıksın, tanırım, benden kaçmaz." Müslüm Gürses albümde gerçekten öyle ağızlara düşmüş onun deyimiyle 'banko' parçalara değil de örneğin Bob Dylan'ın 'Mr. Tambourine Man' (albümde 'Hayat Berbat') parçası gibi ancak o şarkıcının gerçekten izleyicisi olan kişilerin takdir edeceği parçalara yer vermiş. Bob Dylan ve Leonard Cohen tamamdı da, hayran kitlesinin albüm çıkmadan önce tanıyorsa ya da albümden sonra kim bu deyip baktığında anlayıp tarzını hiç de onaylamayacağı Björk'ten parça almak da ne oluyordu?

Müslümcüleri keser mi?

Albümün çıkışından sonra entelektüeller bir hayli zorlandı yorumunda bulunuyor. Ne de olsa Murathan Mungan'ın başrollerden birini aldığı ve içinde sayılan şarkıcıların parçalarının yer aldığı bir albüm vardı karşılarında. Kimisi onu Türkiye'nin Leonard Cohen'i ya da Nick Cave'i yaptı, albümü ve babayı olumladı kimisi de bunu başka bir postmodern zırvalık olarak gördü. Olay belki de hakkında en çelişkili yorumların bulunduğu bir şarkıcı, her şeyden önce bir tür dervişlik mertebesine oturtulan birisi hakkında olunca işler daha çok kızışıyor. Kullanıcılarının sosyo-kültürel tabanı hakkında az çok doğru tahminler yürütebileceğimiz ekşisözlük'te bile insanların "babamız allah başımızdan eksik etmesin" dileklerini sunduğu, büyük insan dediği, "full-karizma" Müslüm Baba'ya, Müslümcülerin son albümünden dolayı tepkisi biraz sitemkâr ve çilekeş oldu. Müslümcülerin çoğu adeta albüme isyan ettiler, gözlerinin bebeği Müslüm'e baba sen ne yapsan dinleriz ama bizi öksüz koyma dediler. 15 bini aşkın kullanıcısı olan ve bir o kadar da dışarıdan takip edildiğini düşündüğüm müslümcü.net'te albümün kapağının "simsiyah", tıpkı onların geceleri gibi "efkârlı", olması Müslümcüleri kesmeye yetmiyor. Olumlu görüşler olsa da olumlu görüşler kendisini ifade etmekte olumsuz görüşler kadar ısrarcı ve başarılı değil. Olumlu görüşler bir nevi baba ne yapsa dinleriz, olsun babamızdır ruh halindeler. Bakın Müslümcüler Müslüm Baba'nın yeni albümüne ilişkin neler söylüyor: "Murathan Mungan bey batı batı diyor ama Anadolu'yu unutuyor". "Doğu insanına batılı müziği okutuyorlar. Bırakın batılı adam batı şarkısı okusun". Doğu Batı meselesine ilişkin bu sıradan tavrı Müslümcülerden gelen ilginç başka bir yorum izliyor: "Her yeni albüm çıktığında ah nerede o Müslüm Baba şarkıları demek istemiyoruz artık. Bizler arabesk dinleyicileriyiz. Hiç kimse bize postmodern şarkılar dinletmeye çalışmasın." ... "Bizler en başta arabeskçi sonra Müslümcüyüz". Bir başka taş "entel dantel tayfasına" atılıyor. Bir kullanıcı ekşisözlük'te karşısında muhtemelen hep ezik hissettiği "kültürlü-üniversiteli" takımın Müslüm Baba'ya yazdığı olumlu hatta yer yer hayran yorumlarından dolayı o çok iyi bildiğimiz coşkuya sürüklenirken bakın bir başkası ne diyor: "Entel dantel tayfası senin şarkılarına 'Iyyy' seni dinleyenlere psikopat, jiletçi, derken biz vardık ki Müslümcülüğün en zor zamanıydı... Vazgeç bu batı matı değişiminden. Yuvana dön Müslüm Baba! ... Gücümüz kalmadı sensizliğe, biz seni istiyoruz Müslüm Baba". Müslümcüler bu 'soft' parçalar yerine açıkça 'damar' (hardcore) istiyor. Bu feryatları Müslüm Baba ne kadar duyuyordur bilinmez ama gerek menejerleri gerekse baba rüzgarı çok iyi kavramış olacak ki hem albüm satışları hem albümün yarattığı tartışma ortamının yarattığı popülerlik yüzlerini güldürüyor.

Tartışma ortamı

Bu parmak ısırtan farklı katmanlar arasındaki kültürel buluşma aslında çok ilginç ve verimli bir tartışma ortamı yaratacak nitelikte. Burada ne eskisi gibi Batı olsun da ne olursa olsun diyen Batıcı bir sentez var ne de gözü kapalı bir salt uyarlama hali. Belki tartışmayı zenginleştirmek aynı şeyleri tekrar etmek ve eski tartışmalar üzerinden gitmek yerine albümü gerçekten tartışmakta yatıyor. Aslında Müslüm Baba'nın birçok parçada yorumu David Bowie'nin 'I'm Deranged' parçasının 'Kış Oldum' şeklindeki gerçekten mükemmel çevirisi/uyarlaması kadar orijinal. Albümde 'Bir Ömür Yetmez' (The World is not Enough), 'Hayat Berbat' (Mr. Tambourine Man), 'Kış Oldum' (I'm Deranged) ve 'Sebahat Abla' göze çarpıyor. 'Hayat Berbat', esprisi çok engin bir çalışma. Bob Dylan'ın o çok sevdiği uzun keman soloları burada da önde ama kendine özgü güzel bir hibrid halinde. 'Kış Oldum' babaya çok gitmiş. Özellikle de orijinalinden 'Hayat Berbat' kadar farklı olmamasına rağmen Müslüm Baba'nın ses tonuna çok oturan bir parça. Bence albümün gerçekten tek "gereksiz" parçası 'Kadınım' olmuş. Müslüm Baba'nın sesinde, belki de Tanju Okan'ın o çok nevi şahsına münhasır sesinden sonra biraz emanet durmuş. Ancak albümü, Müslüm Baba'nın bugüne kadar yaptığı albümlerin dışında bir yerde tanımlamak gerektiğine inanıyorum. Bu gerçekten deneysel bir albüm ve ne İsa'ya ne Musa'ya yaranamamak gibi bir tehlikeyi baştan itibaren taşıyor. Belki albümün müzikal olarak beğenilmesinden önce yarattığı tartışma ortamı yetiyor da artıyor yüzleri güldürmeye, kimbilir?

KORAY DEĞİRMENCİ: ODTÜ, Araş. Gör.
 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2021