Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 16
Sayı: 1789




Halen içinde yaşadığımız Pandemi Sürecinde; konser, tiyatro, opera ve bale gibi sanat etkinlikleri devam etmeli midir?

Devam etmelidir.
Devam etmemelidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 23 müzisyen gazete okuyor
 
 
Filiz Ali
 
 
Yayımlanan Sayı : 554

Söyleyecek çok sözümüz olabilir - 07.05.2008





20 yıl önce 1988’de İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası ile o zamanki Çekoslovakya’da bir konser turnesine çıkmıştık.

İlk durağımız Bratislava, son durağımızsa Prag’dı. Arada Brno adında hiçbirimizin o güne kadar duymadığı bir kentte iki konser vermemiz söz konusuydu.

“Kaplıca şehriymiş” dedi bilenler. Kaldığımız oteli de, konser salonunu da hiç beğenmemiştik. Orkestra üyeleri bir an önce Prag’a gidip oradan ucuza kristal almayı planlıyordu. Sonuçta aldığımız kristallerin çoğu 'demir perde gerisinin kalitesiz (!) ambalajlarından dolayı’ yolda kırıldı ya neyse... 

Aradan 20 yıl geçti. Demir Perde çöktü, Çekoslovakya ikiye ayrıldı. Çek Cumhuriyeti de, Slovak Cumhuriyeti de Avrupa Birliği üyesi oldular. Hem Brno hem Prag, eski doku ve kültür korunarak güzelleşti. Çek Cumhuriyeti Ulusal Müzik Konseyi, EMC yani UNESCO şemsiyesi altındaki Avrupa Müzik Konseyi’nin olağan yıllık toplantısının 2008 yılında Brno’da yapılmasına talip oldu; bu öneri 2007’de Barcelona’da yapılan toplantıda kabul edildi.

Oy verme hakkı kazandık

Bu arada Türkiye de, 2007’de Borusan Kültür Sanat olarak Avrupa Müzik Konseyi’ne üye olmuştu. 2005’ten beri her yıl bu toplantılara katılıyor ve 'üye adayı’ olarak kendimizi Avrupalı meslektaşlarımıza tanıtmaya çalışıyorduk.

Brno’ya MSGSÜ’den Dr. İlke Boran, Dr. Kıvılcım Yıldız ve bendenizden oluşan güçlü bir Türk ekibi olarak gitmemizi sağladı Borusan.

Bu yıl ilk kez yönetim kurulu seçimlerinde oy verme hakkı kazandık. Hatta beni yeni yönetim kuruluna aday bile gösterdi Avrupa Müzik Konseyi Başkanı Wouter Turkenburg.

İlk kez kültürel/politik bir ortamda seçimlere katılıyordum. Almanya, İsviçre, Avusturya, Macaristan ve İsrail delegeleri ile kadın delegeler yanıma gelip kulis yapmamı tavsiye ediyorlardı.  Hepsi de hem Türk olduğum hem de kadın olduğum için yönetim kuruluna seçilmem gerektiğini savunuyordu.

Sonuçta beni destekleyenlerin oyları yeterli olmadı ve yönetim kuruluna yıllardır EMC çalışmalarına emek veren Norveçli, Belçikalı, Alman, Avusturyalı, Finlandiyalı, Litvanyalı ve Slovenyalı delegeler seçildi. Alman destekçilerim İskandinav ve Baltık ülkelerinin birbirlerini tuttuklarını söyleyerek bu dayanışmayı gelecek yıl yarmamız gerektiğini belirttiler.

Aktif olmak çok önemli

Uluslararası siyaset buydu demek ki. Bana kalırsa bu tür uluslararası kültürel örgütlenmelerde aktif olmak ve görünürlülük çok önemliydi. Biz bu konuda henüz çok yeni ve toyduk ama kendimizi de kabul ettirmeyi başarmıştık.

EMC toplantılarına gide gele Türk bestecilerinin, icracılarının, müzik eğitimcilerinin mutlaka meslek örgütlerini kurup EMC şemsiyesi altında birleşmelerinin en başta kendilerine birey olarak yararı olacağına inancım her geçen gün biraz daha güç kazanıyor.

Çünkü EMC, çok dillilik, çok kültürlülük, kültürler arası diyalog, kültürel çeşitlilik kavramlarını ve entegrasyonu müzik bağlamında tartışıyor. Çünkü müzik, bütün farklı kültürlerin anlayabileceği bir dil. Bizim bu kavramlar hakkında sayısız önerimiz, söyleyeceğimiz çok söz olabilir.

 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2021