Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1761




Güzel Sanatlar Fakülteleri ve benzeri okulların yetenek giriş sınavlarının YÖK tarafından kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılması doğru bir karar, Katılıyorum.
Kaldırılması yanlış bir karar, Katılmıyorum.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 38 müzisyen gazete okuyor
 
 
Orhan Kahyaoğlu
 
 
Yayımlanan Sayı : 515

Popüler kültürün önemi - 12.03.2008





Türkiye'de, popüler kültür alanında özgün çalışmalar yapan akademisyen-araştırmacı sayısında, son yıllarda bir artıştan söz edilebilir. Bu kaçınılmaz bir durum. Artık, gündelik hayatın hemen her alanı bu kültürün ürettiği değer yargıları, algılayış biçimleri ve beğeni çeşitlilikleriyle şekilleniyor. Bu kültürün, modernleşme sürecini yaşayan her toplumda kaçınılmaz bir biçimde tezahür ettiğini herkes bilir. Ama Türkiye gibi 'gelişmekte olan' ülkelerin popüler kültür dinamikleri görece farklı ve oldukça özgün nitelikler taşıyabiliyor. Bu yüzden, söz konusu alanın bu tür ülkelerde tartışmaya çok açık, farklı bir çekiciliği olduğu düşüncesindeyiz. Sağ veya sol merkezli olsun, Cumhuriyet elitleri bu alanı büyük ölçüde görmezden gelirler.

Ağırlıklı iletişim ve sosyoloji alanında çalışmalar yapan, bazı Marksist araştırmacılarsa büyük ölçüde Frankfurt Okulu ve özellikle de Adorno'nun popüler kültür üzerine olan teorik çalışmalarını merkez yapmışlardır. Ancak, dünyada bu alanda yapılan çalışmalar bu kuramı da tartışıp yeni açılımlara doğru yol alırlar. Türkiye'de bu yeni açılımlara denk gelen yaklaşımlara pek rastlanmaz.

Kapsamlı bir araştırma

Sosyolog Orhan Tekelioğlu, değindiğimiz hâkim yaklaşımların dışında, özel tezleriyle 1990'lardan günümüze dikkat çeken bir isim. Onun esas alanı 'kültür sosyolojisi'. Bu alan içinde, yazarın popüler kültürden müziğe, medya kültürlerinden kültür siyasetlerine uzanan geniş bir araştırma alanı var. Onun benzersiz akademik incelemelerinin yanında, gazete ve dergilerde yazdığı birçok deneme devamlı ufkumuzu açmıştı. Popüler kültüre, dolayısıyla medyaya ve popüler müziğin toplumsal konumu ve rolüne dair tespitleri alışılmışın çok dışında, o denli de insanı şaşırtan, yeni düşüncelere iten çalışmalardır.

Tekelioğlu'nun on beş yıla yakın bir süre içinde yazdığı akademik inceleme ve denemeler, sonunda Halk Zevki adıyla bir kitaba dönüştü. Kitabın ilk bölümünde, başta yeni ve çok önemli bir çalışma olmak üzere toplam beş sosyolojik inceleme yer alıyor. Geri kalan dört bölümdeki denemelerse, son on yılda, farklı gazete ve dergilerde yayımlanan denemelerden oluşuyor. Bu denemelerin birçoğunun popüler kültür ve müziğe bakışta bir ilki temsil ettiğini söylersek fazla abartmamış oluruz. Çünkü kitabın tümünde, Türkiyeli muhafazakâr elitlerin, daha çok da Cumhuriyet elitleri ve Marksist elitlerin bu kültüre bakışının oldukça dışında bir teorik perspektifi olduğu hemen belirginleşiyor.

Yüksek kültür-düşük kültür

Kitap, yazarın, şimdiye kadar yayımladığı, tüm yazıların teorik arka planını oylumlu olarak çizen bir uzun incelemeyle başlıyor. 'Popüler Kültürde Yaşamak: Beğeni Göçleri ya da Türkiye'de Muhafazakârlığın Yeni Dinamikleri' adını taşıyan bu inceleme değindiğimiz iki (hatta daha fazla) farklı elitist bakışın ilk kez dışında tezleri 1970'lerde öne süren Herbert J. Gans'ın teorik temelleriyle bir akrabalık kurur nitelikte. Yani Tekelioğlu'da yaptığı çalışmalarla Gans ve sonrası birçok araştırmacı gibi kültürü yüksek kültür-düşük kültür bağlamında ele alan elitistlerle bir tür hesaplaşmanın kapılarını aralıyor. Yazar, bu incelemenin, popüler kültüre dair bir okuma metodolojisi sunduğunu söylüyor öncelikle. Doğru bir metodolojiyle popüler kültürü analiz ederken öncelikle tüketim kalıplarına, içerik ve sonuç benzerliklerine ve en önemlisi bu kültürü izleyenlerin-tüketenlerin beğenilerine bakmanın makalesinin temel kıstası olduğunu söylüyor.

Bu makalenin başındaki ön tespit, aslında kitabın hemen tümündeki deneme ve incelemelerin de nasıl okunacağı konusunda bize yol gösteriyor. Sayısız teorisyen, popüler kültür ve ürünlerinin homojenleştirici ve aynılaştırıcı özelliğinden söz ederken, Tekelioğlu bu makalede Gans'ın bir tespitinden yola çıkarak popüler kültürün yayılma, pazarlama yöntemlerinden ötürü, yani birçok sosyolojik grubu aynı anda yakalamaya çalıştığından, homojenleşmiş bir kültürün oluşmasına izin vermeyeceğini, aksine kültürü heterojenleştirdiğini söylüyor.

Ayrıca, Tekelioğlu'nun aynı bağlamda dikkate değer tespitiyse, yüzyılı aşkın bir süre içinde Türkiye'de gerçekleşen iki göçün-biri 19. yüzyıl boyunca artarak sürecek olan kaybedilen topraklardan Anadolu'ya doğru yönelen dıştan içe göç dalgası, diğeri ise 1950'lerde başlayan kırdan şehirlere doğru yükselen iç göç-dışında da bir önemli göçü tespit etmesi. Tekelioğlu'na göre son yirmi yıl içinde gelişen şehrin çevresinden merkeze olan göç dalgası var. Bu son saptama, önemli olduğu kadar, şehirlerde biçimlenen popüler kültürün asıl oluşum nedenlerini daha iyi anlamamız imkânını sağlıyor.

Özal sonrası büyük bir ivme kazanan popüler kimlikli yeni şehir kültürünün, 1990'lardan sonra özel TV ve radyo kanalları, magazin basını yoluyla ortaya çıkan kültürel melezleşmenin sosyolojik nedenselliğini, örnekleri baz alarak kendi teorik perspektifi içinde ortaya koyuyor yazar. Televole kültürünün, reality show'ların, popstar'ların nasıl Türkiye'ye özgü bir formata dönüştüğünü analiz ederken, Cumhuriyetin ilk döneminden beri hakim olan aydınların bu alanlara bakışındaki elitist, popülist perspektifi de derinden derine eleştiriyor. Siyasal muhafazakârlığın sembolü olan Demirel, Özal ve Erdoğan'ın iktidarları döneminde ürettikleri kültür algılarının, toplumun devamlı değişen popüler ruhunu nasıl yansıttıklarını benzersiz sembollerle su yüzüne çıkarıyor.

Kitabın yine ilk bölümünde yer alan 'Kendiliğinden Sentezin Yükselişi: Pop Müziğin Tarihsel Arkaplanı' adlı makaleyse, kültür ve siyaset sosyolojisi bağlamında, Tanzimat'tan 1960'a kadar uzanan popüler serüvenin ve özellikle de kendi tespit ettiği 'kendiliğinden sentez'in popüler müziğin Türkiye'deki ana mecralarından biri olduğunu söylüyor. Bu çalışma, söz konusu alanda bir ilk teorik tespit olarak kabul edilmeli. Bu ilk bölümde, farklı bağlamlarda, daha çok da popüler müziği ana eksen alan üç incelemesi daha var yazarın. En azından, popüler müziğin bu toplumu anlamak noktasında ne kadar önemli bir role sahip olduğunu Tekelioğlu yoluyla bir kez daha anlama imkânı buluyoruz.

Halk Zevki'nde yer alan diğer bölümlerdeki denemelerde, popüler müzik her zaman özel bir sorgulama alanı olmayı sürdürüyor. Toplumun popüler programlarda, popüler starlarda, popüler şarkı ve şovlarda son on beş yılda kendini niye bu kadar bulduğunu açımlarken, devamlı şehir kültürünün artık bambaşka bir sosyolojik kimliğe büründüğünün ayrıntılı üstünde duruyor.

Yazarın denemelerinin temel ayrıcalıklarından en önemlisiyse, metinlerinde yarattığı hoş, ölçülü ve ironik üslubu. Türkiye'de muhafazakâr ve sol elitlerin bu kültüre yaklaşımındaki önyargı ve yok saymacılığın da yazarın ironisini besleyen en önemli kaynaklar olduğunu söylemek gerek. Tekelioğlu, Cumhuriyet aydınının kültür politikalarını algılayışındaki sıradanlıkla, popülistlikle hesaplaşıyor. Evet, aydınlara göre pek de ciddiye alınacak bir konu olamaz popüler kültür. Hele popüler müzik, tamamen tu taka. Tekelioğlu ise, neredeyse bunları anlamadan, bu toplumu ve kültürel düzeylerini de anlamanın imkânsızlığını vurguluyor.

  HALK ZEVKİ  Orhan Tekelioğlu, Telos Yayınevi, 2006, 337 sayfa, 15 YTL.

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020