Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1762




Güzel Sanatlar Fakülteleri ve benzeri okulların yetenek giriş sınavlarının YÖK tarafından kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılması doğru bir karar, Katılıyorum.
Kaldırılması yanlış bir karar, Katılmıyorum.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 36 müzisyen gazete okuyor
 
 
Arzu Haksun Güvenilir
 
 
Yayımlanan Sayı : 513

“Yeni kuşak dinleyiciler ses zehirlenmesinden mustarip” - 10.03.2008





Türkiye'nin caz misyoneri Kerem Görsev, Allan Harris ile piyasaya çıkardığı 'Back Again' adlı yeni albümünü caz müziğine alışamayanlara ithaf ediyor. Amaç kaliteyi yaymak. Albüm, 1940'larla 1960'lı yılların arasında bestelenmiş 16 caz standardından oluşuyor.

İkili, bir önceki yıl Antalya'da konsere giderken uçakta karar verdikleri bu projeyi hemen hayata geçirirmiş. New York'ta 'duo' olarak kaydedilen albümün yaratılışında Tony Bennet-Bill Evans ikilisinin 70'li yıllarda kaydettiği albümlerden esinlenmişler. İki müzisyen geçtiğimiz günlerde İstanbul Jazz Center'da sahneye çıkıp yeni albümlerinden parçalar seslendirdi. Kerem Görsev'le yeni albümünü konuştuk.

Müzik bilgimiz ve algılarımız Batı dünyasından çok farklı. Onlarda müzik kiliseden başlıyor, bizse sıfırdan başlıyoruz. Caza hâlâ alışamayanlarımız için bu da, biri mi ne dersiniz?

Evet, ama bu engel ailelere göre değişiyor. Bebekliğimden beri klasik müzikle iç içe büyüdüm, piyano konçertoları dinledim, ister istemez seslerin içinde oldum. Müzik açısından baktığınızda kendimi, Amerika'da kiliselere giden, gospel korolarını dinleyen bir çocuk gibi görüyorum.

Müzisyen kimliğinizle birlikte Türkiye'de caz misyonerliğiniz de ön planda. Yeni nesillere bu müzik neden ve nasıl aşılanmalı?

Türkiye'de ne olduğu belli olmayan müzikleri dinleyip ses zehirlenmesine sahip bir jenerasyon büyüyor. Klasik müzik ya da caz, müziği anaokuldan itibaren sevdirmek gerek. Avrupa'daki yuvalarda çocuklar, piyanolor, davul takımları, gitarlarla oynuyor, eğleniyor, müzik öğreniyor. Çünkü her şey müzikle başlıyor. Müzik, dünyadaki en büyük terapi. İnsan uzlaşması, yaratıcılık, dinginlik, matematik, fizik zekâsı, kolay kavrama, bunların hepsi çocuk yaşlarda müzik dinleyenlerde görülüyor. Türkiye'nin Avrupa ülkelerinden geri kalmışlığının bir nedeni de iyi müzik eğitiminin verilememesi. Bizde okul servislerinde bile bangır bangır çalınan, ne olduğu belli olmayan, altyapısı aynı şarkılarla çocuklaın kulağı kirleniyor. Sözlerin de hiçbir anlam yok, eğitici, hayal kurdurucu değil, böylelikle de eller havaya bir kitle oluyor. Bu çocuklar 13-14 yaşına gelince Bodrum'da eğlenirken önlerine votka şişeleri konuyor. Biz geleceğe, gençliğe yatırım yapmıyoruz, tek suçlu da politikacılarımız. Türkiye'de caz aldı başını gidiyor. Hatta olması gerekenin çok daha üstlerinde. Çok iyi müzisyenler geliyor ve ciddi konserler oluyor. Basında çok sık caz haberleri yer alıyor. İnsanlar da okudukça, televizyonlardan izledikçe merak edip geliyorlar. Böylelikle caz virüsü insanlara giriyor.

Batı dünyasının Türkiye'deki caza ve caz müzisyenlerine bakışı nasıl?
Tarzım etnik caz yapanlardan farklı. Klasik müzik eğitimi aldığım için çağdaş akustik caz yapıyorum. Kendi müziklerimi çalıyorum, günün olaylarından hissettiklerimi notaya döküyorum. Renk arıyorum; geleneksel caz ritimlerinde, geleneksel caz armoni sisteminin üzerinde. Beni dinleyenler de klasik müzik eğitimi mi aldınız diye soruyorlar.

Son albümünüz 'Back Again'in hedef kitlesi nedir?

Yediden 70'e her jenerasyona hitab edebilir, caz dinlemeye başlamak için bir basamak olabilir. Hedef, insanları etki altına alacak bir albüm yapmak. Aslında albümlerimde vokal kullanmıyorum. 11 albümüm var, sadece ikisi Allan Harris'le. 1940'lardan 1960'lara kadar dünyanın en iyi şarkıcıları bu şarkıları söylemiş. Dünyanın en iyi müzisyenleri bunları çalmış. Biz sadece kendi stilimizle çalmak istedik. Küçümserler, bunlar lobi ya da asansör müziği kategorisine koyarlar. Oysa kolay dinlenen müzik basit müzik değildir ki. Herkesin ayrı bir kalp atışı, hücre yapısı, kan dolaşımı var, herkes aynı şeyi dinlemek zorunda değildir. Herkes caz da dinlemek zorunda değil. Cazın bazı tarzları bana da ağır geliyor . Mesela free caz dinleyemiyorum. İnsan müzik dinlerken hayal kurmalı, o müzik insanı almalı, rock, pop ya da klasik fark etmez. Cazı Frank Sinatra, Nat King Cole, Ella Fitzgerald, Tony Bennett gibi isimlerden de dinlemelerini tavsiye ederim, ben öyle yaptım. Bir de bosso nova dinlemek lazım. Çünkü dünyadaki en rahat dinlenen müziktir.

Doğaçlama yapan, hatta bazen caz cümlelemesi ve caz sound'ı üreten, bununla birlikte yeterince swing de yapan sayısız 'ticari' grup var. Ancak onlar hâlâ bazı isimlerle bile kıyaslanamaz, neden?

Ticari müziği küçümsememek gerekir. Ticari müziğin de iyisi oluyor. Bana da bazen ticari müzik yapıyor diyorlar.


 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020