Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 16
Sayı: 1789




Halen içinde yaşadığımız Pandemi Sürecinde; konser, tiyatro, opera ve bale gibi sanat etkinlikleri devam etmeli midir?

Devam etmelidir.
Devam etmemelidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 22 müzisyen gazete okuyor
 
 
Filiz Ali
 
 
Yayımlanan Sayı : 500

Ünlü eleştirmen, Çinli piyaniste niye sinir oldu? - 20.02.2008





Geçen hafta nasıl bir rastlantıysa, hislerime tercüman olan iki makale  çıktı karşıma. New York Times’taki makalede müzik eleştirmeni Bernard Holland, genç piyanistlerin konser sırasında başvurdukları tiyatral gösterilerden şikayet ediyordu. En sinir olduğu piyanist de son zamanlarda pek popüler olan 26 yaşındaki Çinli piyanist Lang Lang’mış. Bazı piyanistlerin kendilerinden geçmişçesine ellerini, kollarını, kafalarını oraya buraya sallamalarına, hele öyle gözlerini belerte belerte o görünmeyen gökyüzüne bakmalarına tahammül edemiyormuş ünlü eleştirmen.

Öte yandan Franz Liszt’in de bugünün piyanistlerinden aşağı kalmadığını, gençliğinde piyanonun başında hoplayıp, zıplayıp, aslan yelesi gibi uzun saçlarını bir öne bir arkaya savurarak dinleyiciler arasındaki genç hanımlara baygınlıklar geçirttiğini, ancak yaşlandığında uslandığını sözlerine ekliyor. Tabii bir de egzantrik piyanistlerin ağababası Glenn Gould’u unutmamamız gerektiğine parmak basıyor Bernard Holland.

Kimi tercih etmeli?

Genç piyanistlere, piyanonun başında neredeyse hiç kımıldamadan dimdik durarak harikalar yaratan Arthur Rubinstein’ın filmlerini seyretmelerini ve örnek almalarını salık veren Holland, sözlerini şu soruyla noktalıyor:

“Sonuçta, Wilhelm Kempf’i mi yoksa Lang Lang’ı mı ciddiye alırsınız?”

Benim gibi eski kafalılar herhalde Wilhelm Kempf’i tercih edecektir.  İkinci makale, 19. yüzyıl konser dinleyicisinin beklentileri ve beğenileri ile günümüz konser davranışlarını karşılaştırıyordu.

Guardian gazetesindeki makalede, Kenneth Hamilton’un “Romantik  Piyanistliğin Altın Çağının Bitişi ve Modern Yorumculuk” başlıklı kitabından bölümler yer alıyordu. 19. yüzyılda piyanistlerin, konser programlarına başlamadan önce hem dinleyiciyi hem de kendilerini hazırlamak amacıyla mutlaka biraz doğaçlama yaptıklarını, dinleyicinin bölüm aralarında alkışlamasını teşvik ettiklerini, hatta eğer alkışlanmazlarsa düş kırıklığına uğradıklarını öğreniyorduk buradan. 19. yüzyılın ünlü orkestra şefi ve piyanist Hans von Bülow, piyanistlerin zor pasajlarda özellikle pis çalmalarını öğütler, “Yoksa o pasajların ne kadar zor olduğunu kimse anlamaz” dermiş. Oysa bugün zavallı piyanistlerin en büyük kâbusu konserde 'pis’ çalmak.

O zamanlar ezber hatası yapmak ya da unutmak öyle çok korkulacak bir durum değilmiş. Örneğin, 20. yüzyılın en büyük piyanistlerinden biri olan Alfred Cortot, hem pis çalması hem de ezber hataları ile tanınırmış.

'Öyle bir yere geldi ki’

Ünlü İngiliz orkestra şefi Sir Thomas Beecham, Cortot ile verdikleri bir konserden sonra “Valla, Beethoven ile başladık, ardından biraz Grieg, Schumann, Bach ve Çaykovski üzerinden onu izleyebildim ama sonunda hiç tanımadığım öyle bir yere geldi ki kalakaldım” demişti.

Yani, Cortot, ezberini unutunca, uydurmaya başlamış ve 19. yüzyıl piyanistleri gibi çeşitli üsluplarda doğaçlamalarla boşluğu kapama yoluna gitmişti.

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2021