Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1770




5 Ağustos 2020 tarihinde yapılacak olan CSO Stajyer sanatçı sınavı şartnamesi hükümleri, CSO gibi standardı yüksek bir orkestraya stajyer sanatçı seçmek için yeterli midir?

Yeterlidir.
Yeterli Değildir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 18 müzisyen gazete okuyor
 
 
Orhan Kahyaoğlu
 
 
Yayımlanan Sayı : 488

Bu ne şahane bir dünya! - 31.01.2008





Tüm direnişlere rağmen, savaş kışkırtıcılığının alıp başını gittiği günümüz dünyasında 'Şahane Bir Dünya' anlamına gelen 'A Wonderful World' adlı bir albüm üzerine bir şeyler yazmak insanı ürkütüyor. Ama, hemen ardından yatışıyoruz. Bu ad, çok ünlü bir Louis Armstrong klasiği 'What A Wonderful World' parçasından alınma. Albümün özelliği, iki ünlü şarkıcının, Armstrong'a ithafen onun 'antikalaşmış' 12 şarkısını bir düet olarak yeniden yorumlaması. İki şarkıcıysa birbirinden önemli isimler; Tony Bennett ve k.d. lang.

Parçaların çoğu romantik aşk şarkıları. Cazın, popüler bir 'salon müziği'ne de dönüştüğü, 1930'lu ve 40'lı yıllarda, Amerikan müziğinde özel bir yer işgal eden bir müzik janrının yeniden günümüz duyarlılığına taşınması anlamına geliyor. Önce bir caz trompet virtüözü olan Armstrong, sonraki süreçte bu ülkenin inanılmaz popüler bir caz şarkıcısı da olmuştu. Şarkıcı kimliğiyle, eğlence müziğinin göbeğindeydi tabii. Ama, dönemin 'beyaz' şarkıcılarının popüler müziği besleyiş biçiminin her zaman bir adım önünde, ötesinde durdu.

Armstrong'un şarkı söyleme tarzında, siyah duyarlılığın da getirdiği incelikli bir ironiye hep rastlandı. Kendine has bir hüzünle bezeliydi şarkılar. Çoğunluğu aşk ilişkilerine dair olsa da. Armstrong'un bu kendine has vokal stili, özellikle caz ve popüler müzik için de temel esin kaynaklarından biri oldu.

Ama, tabii ki hiç kimse Louis Armstrong gibi söyleyemedi.

İşin keyifli tarafı, Armstrong klasiklerini birlikte yorumlayan Tony Bennett ve k.d. lang, şarkıları bu ustaya öykünerek söylemiyorlar.

İkisi de, popüler müzik arenasının tamamen kendine has birer figürü. Bu yüzden onlar da düetleriyle bu klasiklere yepyni, tamamen kendilerine özgü müzikal ve vokal tatlar taşımışlar. Tony Bennett, bugün, tamamen kendine has bir yorumcu olarak yıllar önce vokal ustalığını kanıtlamış bir şarkıcı. Bugün, daha çok onun stilinden feyz alan bir sürü yeni kuşak şarkıcı var.

80'lik usta Bennett

Bennett'in adını duyurduğu yılın 1951 olduğunu düşünürsek, yaşı 80'e yaklaşan bu usta, tutkulu sesiyle insan duygusunu derinden etkileyen istisnalardan biri sayılır. Stilinin en önemli ayrıcalığı, esin merkezi, müzikal dayanağı caz olsa da; cazdan çok farklı popüler müzik çizgilerine uzanan bir tarzın simgesi olması. Bu yüzden, onun için hem çok önemli bir caz şarkıcısı, hem de kendine özgü bir pop şarkıcısı demek mümkün. Onun, 1950'li yıllarda kendi stilini oluşturma sürecinde en önemli iki esin perisinden birinin Louis Armstrong olduğunu düşünürsek -diğeri Billie Holliday- bu albümü bir anlamda 'vefa borcu' olarak da nitelendirmemiz mümkün olur.

Bu şarkıcının dünya ölçüsünde popülariteye ulaşmasında 90'ların özel bir anlam taşıdığını da vurgulamak gerek. 1992'de Frank Sinatra anısına onun şarkılarını söylediği 'Perfectly Frank' ve üç yıl sonra çıkan 'Unplugged' albümü dünyada büyük yankılar uyandırmıştı.

Düet olarak yorumlanan albümün ikinci konuğu ise, 1980'li yılların ikinci yarısında popülerleşen, country ve mainstream çizgisinin marjinal figürlerinden biri olan k.d. lang. Aşılmışın çok dışında bir yıldızdır o. Şarkılarında ağırlıklı dışlanmışların, yoksulların, marjinallerin duyarlılığını taşıdığı için bilinen pop/country çizgisinin devamlı dışında, ötesinde duran etkili bir sestir. Cinsel bir seçimi olan lezbiyenlik, onun radikal duyarlılığının şarkılara taşınmasında önemli bir faktördür. Aslında country'ci olup da bu denli ciddi bir radikal duyarlılığı şarkılarına taşıyan az şarkıcı vardır dünyada. Bu anlamda, yüzyılın belki en çekici seslerinden biri kabul edilebilir Lang.

İki şarkıcıyı ilk kez Bennett'in 'Unplugged' albümünde düet yaparken dinlemiştik. Ama, albümün teması 'Louis Armstrong şarkıları' olunca k.d. lang'in söylediklerinin yine de popüler caz klasikleri olduğunu düşünüp kaygılanmıştık. Sonuçta eski yılların popüler şarkılarıydı bunlar. Ama, bu düet olarak yorumlanan şarkılarda, kendi stilinden ödün vermeyen, Bennett'in vokaliyle garip bağ kurabilmiş bir k.d. lang'e rastladık. Albümün çekici yanı, bu şarkıları iki şarkıcının da stillerinden ödün vermeden, ilginç bir uyuma dönüştürüp yorumlamaları. Aralarında, tek başlarına yorumladıkları şarkılar da var.

Armstrong'la özdeşleşen on iki şarkı arasında 'La Vie En Rose', 'I'm Confessin', 'You Can Depend On Me', 'I Wonder' ve 'If We Never Meet Again' ikilinin albümdeki en çekici yorumları. 'What A Wonderful World'de ise sanki eksik bir yan var. Parçaların çoğu, aşk şarkıları, ikili ilişkileri anlatıyor, sorguluyor. Müzikal açıdan rafine yorumlar bunlar. Yine de bir eksik var. Armstrong'un şarkı söyleyişinde yer yer beliren ironik ve yabancılaşmacı yan bu yorumlarda fazla hissedilmiyor. Belki bir iki k.d. lang yorumu kesitlerde! Bırakın günümüz dünyasını, ilişkiler dünyasının bile bu dünyada hiç de 'şahane' olmadığını, olamayacağını daha çok hissediyor insan bu albümü dinlerken.


 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020